Fetva Meclisi
Soru
Ben toptan inşaat malzemesi satıyorum. Bizde hemşehricilik yani hemşehrine alaka biraz fazladır. Örnek vereyim, normal biri geldiğinde yüz liraya satacağım şeyi bizden biri geldiğinde değişik fiyatlarla satabiliyorum. İçimde şöyle bir sıkıntı oluşuyor: Fiyat birliği yapmamam günah mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Emeğinizin fiyatını siz takdir edebilirsiniz. Yalana, hileye, aldatmaya tevessül etmedikçe yüksek de olsa fiyat belirlemenizde sakınca yoktur.
Alışverişi bozmadınız; doğru olanı yaptınız. İçiniz rahat olsun. Komisyoncu müşterisine yalan söylememekle sorumlu olduğu gibi akitte müşterinin özellikle bilmesi gereken hususları da dile getirmesi lazımdır. Aksi takdirde müşterinin haberi olmasaydı güven sarsıcı bir iş yapmış olurdunuz. Böylece günaha girmiş olurdunuz. Kendinizi kınamayın. Zor durumda olmanıza rağmen dürüst davranma kabiliyetini size lütfettiğinden dolayı Allah'a hamd edin.
Aleykümselam. Bir günahın işlenmesinde direk alakanız yoksa o günahtan mesul olmazsınız. Sizin o günahla direk alakanız ise, fiyatın üzerindeki asıl alıcı aleyhine artması veya malın kalitesinde düşme gibi bir neden üzerinden izlenebilir. Bunun haricinde sizin takva açısından da olsa bir vebaliniz olduğunu zannetmiyorum. Bu şuna benzer: Sizden kazandığı para ile haram işleyen bir İnsandan mesuliyet olmanız veya olmamanız gibi. Allah yardımcınız olsun.
Burada belgesi olmayan için yapılabilecek başka bir şey olmadığını ve uygulamada sakınca olmadığını zannederiz.
Sizin satmak istediğiniz şey bir eşya değildir, evinizin üstündeki boşluğu yani oraya yapılacak bir ev için gerekli menfaati satıyorsunuz. Görünürde elle tutulur, gözle görülür bir nesne bulunmamaktadır. Hanefi mezhebi fukahası böyle mücerret bir isim üzerinden (yani elle tutulur bir nesne olmayan şey, mesela menfaat) ticaret yapılamaz demişlerdir. Diğer üç mezhebin fukahası ise bunu caiz görmüşlerdir. Bu asırda da bu ikinci görüş üzerinden fetva verilmektedir. Dolayısıyla yaptığınız/yapacağınız ticarette bir sakınca yoktur diye umarız.
Evet, tam anlamıyla çağdaş bir ticaret şeklini tarif ediyorsunuz. Bu da mü'min bir kalp için sıkıcıdır. İlke olarak şunu söyleyebiliriz: İleride teslim edilmek üzere bir inşaat için sözleşme yapılabilir. Bunda bir sakınca yoktur. Verilen sözlere sadık kalındıktan sonra bu helal bir ticarettir. Devre mülk olması da bir daireyi mesela on kişinin belli zamanlarda kullanmak üzere ortak olarak satın almaları demektir. Bunda da bir sakınca olmayabilir. Satışı müdürün yapması, sizin buna yetkili olmamanız da sorun oluşturacak bir uygulama değildir.
devlet konusundaki diğer fetvalar
Devlet, zekât nedir ve nasıl kullanılır biliyor ve buna göre kullanmayı vaat ediyorsa neden olmasın? Diyanet Vakfı da böyle bir kampanya başlattı. Zekât açısından orası daha güvenlidir.
Bütün insanlığı etkisi altına alan büyük bir afet döneminde yaşıyoruz. Bu nedenle de devlet, memurlarının bir bölümünü işlerini evlerinden bitirmek üzere evlerine gönderdi. Amirinin gönderirken ki uyarılarına göre memur evinde işini aksatmış veya aksatmamış olur bu durumda. Mesela bir telefonun başında sekiz saat beklemekle görevlendirilen biri bir saat beklemeyince görevini aksatmış olur. “İş bitsin de nasıl biterse bitsin” denebilecek bir mantıkla gönderilen için ise işin bitmesi önemli olur. Bu durumda eşinizden ne beklendiğine bakılarak yanlış yapıp yapmadığını kararlaştırabilirsiniz.
Evet, sizin evlilik dediğiniz nikâhın devletin kayıtlarına geçirilmesi sahih olma yani helal olma şartlarından biri değildir. Nikâh geçerli olması bakımından geçerlidir ama bizim kanaatimiz şudur: Bu zaman, insanların sözlerine itimat ederek bir hayatı sürdürebilme zamanı değildir. İlk buluşma zamanlarının şirin sözlerine güvenerek hayatî riskler almanın en azından makul olmadığını bilmek gerekir.
Öncelikle dua edelim de o devleti görmeyi Allah bize nasip etsin. Evet, İslam dini ile ve Müslümanlarla direkt bağlantılı olmayan konularda kendi içlerindeki örfle idare edilebilirler.
Bunun için tevbe et, tekrar etmemeye karar ver. İlk fırsatta ondan kurtulmaya bak. Gerisi hallolur inşaallah.
Bu yaptığınız yanlıştır. Size tahsis edilen vaktin yemeğini yemediğinizde orada bir hakkınız kalmaz. Vaktinde orada hazır olana yemek vermek gibi bir sözleşmedir yurdun yaptığı. Sizin vaktinde orada olmamanız hakkınızın kaybolması demektir. Sonradan aldığınız bir hak ihlalidir. Şirketse o yemeği yapan, aldığınız kadarını onlara iade etmeniz gerekir. Devlet kurumu ise o kadar parayı bir fakire sadaka verin.