Fetva Meclisi
Soru
Ben üniversitede okuyorum, aynı üniversitenin de yurdunda kalıyorum. Yurt bize sabah ve akşam yemek veriyor. Ben dışarıda olup yemeğe katılamadığım zamanlar hakkım olan yemeği yememiş oluyorum. Ben de ertesi gün iki öğün verin bana diyorum. Alıp odama çıkarmak istiyorum birini. Şirket, gelmediğin günün yemeği senin değil diyor ve vermiyor. Ben de gizlice hakkım kadarını alıp odama çıkarıyorum. Bu günah mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Yetkili yöneticinizin size verdiği yetki ile böyle bir şey yapabilirsiniz, yemek paranızı da bundan çıkarabilirsiniz. Ancak yöneticinizden gizli yaptığınız takdirde o kazandığınız size helal olmaz.
Size sunulan yemek hakkı iki türlü olabilir: Size orada yemek yeme izni vermiştir. Şu kadar yiyebilirsin dediği zaman oradaki yediğin sana helaldir ama bu helal olma sadece ORADA YEMEKLE sınırlıdır. İkinci durumda ise orada yiyeceğinizi SİZE VERMİŞTİR. Yani “bu senindir” demiştir. Bu şekildeki izni söz konusu ise onu yiyebilir veya götürebilirsiniz. Bu iki durumdan hangisi size aittir bilemiyorsanız sorumlu yöneticiye sorarak tespit edebilirsiniz.
Size verilen işi hakkıyla yaptıysanız size ücret vermesi onun üzerine gerekli olmuştur. Vermeyip geciktirmesi günahtır. Sizin de elinize geçen fırsatı değerlendirip hakkınızı almanız esasen izin verilen bir iştir. Ancak böyle bir hakkını almanın size ilave sorunlar getirebileceğini unutmasanız daha iyi edersiniz. Yasal yolları denemelisiniz.
Müslüman olmayan biri adına sadaka verilmez. Bir yolla o parayı iş yerine veya sahibine ulaştırmalısınız. Hacdan geldikten sonra da olsa böyle yapın.
İş yeri idarecinizin izin vermesi veya vermemesine göre değerlendirin bunu.
Selamünaleyküm. Mü'min, yürekli insandır; aç gezer açık kalır ama kaçamak iş yapmaz. Hem babanıza karşı hem de iş sahibinize karşı yanlış yapmış olursunuz. Sabredin, evlatlığınızı bir iki liraya değiştirmeyin.
devlet konusundaki diğer fetvalar
Bunun için tevbe et, tekrar etmemeye karar ver. İlk fırsatta ondan kurtulmaya bak. Gerisi hallolur inşaallah.
Öncelikle dua edelim de o devleti görmeyi Allah bize nasip etsin. Evet, İslam dini ile ve Müslümanlarla direkt bağlantılı olmayan konularda kendi içlerindeki örfle idare edilebilirler.
Evet, sizin evlilik dediğiniz nikâhın devletin kayıtlarına geçirilmesi sahih olma yani helal olma şartlarından biri değildir. Nikâh geçerli olması bakımından geçerlidir ama bizim kanaatimiz şudur: Bu zaman, insanların sözlerine itimat ederek bir hayatı sürdürebilme zamanı değildir. İlk buluşma zamanlarının şirin sözlerine güvenerek hayatî riskler almanın en azından makul olmadığını bilmek gerekir.
Fıkıh açısından baktığımızda ticaretin hür bir ortamda yapıldığını, kimsenin bir malı belli kişiden almaya zorlanamayacağı gibi bir satıcının da şu fiyattan satacaksın diye zorlanamayacağını söyleriz. Satıcı hürdür; dilediği fiyattan satar. Yalan ve hileye bulaşamaz. Devletin fiyatını sabitlediği nesneleri farklı satamaz. Mesela yüz liraya sattığı bir nesneyi dostuna seksen liraya satmasının sakıncası yoktur. Devletin fiyat belirlemesi yaptığı konular haricinde fiyat tahdidi yoktur. Yaptığınız iş de bu açıdan bir sakınca olmaz biiznillah.
Devlet, zekât nedir ve nasıl kullanılır biliyor ve buna göre kullanmayı vaat ediyorsa neden olmasın? Diyanet Vakfı da böyle bir kampanya başlattı. Zekât açısından orası daha güvenlidir.
Bütün insanlığı etkisi altına alan büyük bir afet döneminde yaşıyoruz. Bu nedenle de devlet, memurlarının bir bölümünü işlerini evlerinden bitirmek üzere evlerine gönderdi. Amirinin gönderirken ki uyarılarına göre memur evinde işini aksatmış veya aksatmamış olur bu durumda. Mesela bir telefonun başında sekiz saat beklemekle görevlendirilen biri bir saat beklemeyince görevini aksatmış olur. “İş bitsin de nasıl biterse bitsin” denebilecek bir mantıkla gönderilen için ise işin bitmesi önemli olur. Bu durumda eşinizden ne beklendiğine bakılarak yanlış yapıp yapmadığını kararlaştırabilirsiniz.