Fetva Meclisi
Soru
Hocam, TOKİ ödemelerini 2 yıl sonra öğrendik ki önce faizi sonra da ana para ödeniyormuş. Bu durumda biz bu işten vazgeçip 3. kişilere devrini gerçekleştirmek istiyoruz. Daire, bu güne kadar yapılan harcamaların toplam değerinden yaklaşık 2 kat değerlenmiştir. Burada oluşan fark helal olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Evet, tam anlamıyla çağdaş bir ticaret şeklini tarif ediyorsunuz. Bu da mü'min bir kalp için sıkıcıdır. İlke olarak şunu söyleyebiliriz: İleride teslim edilmek üzere bir inşaat için sözleşme yapılabilir. Bunda bir sakınca yoktur. Verilen sözlere sadık kalındıktan sonra bu helal bir ticarettir. Devre mülk olması da bir daireyi mesela on kişinin belli zamanlarda kullanmak üzere ortak olarak satın almaları demektir. Bunda da bir sakınca olmayabilir. Satışı müdürün yapması, sizin buna yetkili olmamanız da sorun oluşturacak bir uygulama değildir.
Selamünaleyküm. Normal fıkıh ölçülerinde böyle bir alış veriş sakıncalıdır.
Mahkemenin size takdir ettiği ilk miktarı alırsanız kalbinizin rahat edeceği iş yapmış olursunuz. Gerisini de bir fakire verin.
Borç verilen rakam aynıyla geri alınması gerekiyor. Elbette gecikme beraberinde bir zulüm getiriyor. Zalim kim ise o helallık istemelidir. Kendi gönlünden bir fark takdir edip vermelidir. Enflasyona göre belirlenmiş yeni bir rakam ise caiz olmaz.
Selamünaleyküm. Bir kere faizli bir işe girişildiği için işlenen hataya tevbe edilmesi gerekiyor. En büyük haramlardan biri olan faize bulaşan tevbe eder, istiğfar eder. Bu birinci sözümüz olsun. İkinci olarak da esas olan, ana paranızdan gayrı krediye tekabul edenin elinizden çıkmasıdır. Yapabildiğiniz zaman bunu yapın. Değer kazanma ise inşaallah sorun oluşturmaz.
Elinize geçen faiz oranını tespit edip elinizden çıkarın; inşallah kurtulursunuz.
daire konusundaki diğer fetvalar
Hanefi mezhebi uleması zekâtın bedel olarak verilmesini caiz görmüşlerdir. Bu şu demektir: Ürettiği kumaşın zekâtını verecek olan kumaş verebileceği gibi kumaşın değeri olan parayı da verebilir. Aynı şekilde paranın zekâtı verilirken onu bir daireye dönüştürüp daire veya dükkân olarak da vermek mümkündür.
Erkeğin görevi, eşinin yaşayacağı evi/meskeni temin etmektir. Bu temin etme kiralama ile de mümkün olduğuna göre erkek ev satın almak zorundadır denemez.
Sizin satmak istediğiniz şey bir eşya değildir, evinizin üstündeki boşluğu yani oraya yapılacak bir ev için gerekli menfaati satıyorsunuz. Görünürde elle tutulur, gözle görülür bir nesne bulunmamaktadır. Hanefi mezhebi fukahası böyle mücerret bir isim üzerinden (yani elle tutulur bir nesne olmayan şey, mesela menfaat) ticaret yapılamaz demişlerdir. Diğer üç mezhebin fukahası ise bunu caiz görmüşlerdir. Bu asırda da bu ikinci görüş üzerinden fetva verilmektedir. Dolayısıyla yaptığınız/yapacağınız ticarette bir sakınca yoktur diye umarız.
Olmayan bir şeyi satmak başka şey, bir insandan “şu özelliklerde ve şu vasıfta bir daire” istemek ve bunun ücretini ödemek başka şeydir. Bir terziye elbise sipariş vermek gibi bir durumdur bu. Bir müteahhide “bir daire” diye sipariş verilirse bu olmayan bir şeydir, caiz de değildir. “Şu adreste şöyle şöyle bir daire” dendiğinde ise olmayan ama olmuş gibi planlanabilen ve hukuken ispat edilebilen bir şey konuşulmuş olur. Bu da caiz görülmüştür.
Selamünaleyküm. Arsanızı satmak için aldığınıza göre o, ticari bir mal niteliğindedir. Her yıl, o yılki piyasa fiyatının yüzde iki buçuk kadarını zekât verirsiniz.Erkeklerin her biri % 33,3, kızların her biri de % 16,6 oranında alır.
Selamünaleyküm. Kızların her biri % 20, erkek de % 40 oranında hisse alırlar. Tabii bu durum, anneniz sağ değilse böyledir. Anneniz sağ ise ve o da hissesini size bağışlamadı ise yeniden hesap gerekir. ir bilirkişi üzerinde ittifak edin. O bilirkişi yaptığınız şahıs, değerleri üzerinden sizin aranızda taksimatı yapsın. Ağabeyinizin elinde bir belge yoksa benim demesinin bin anlamı yoktur.