Fetva Meclisi
Soru
Babam hastaydı. Son zamanlarında çok hasta olduğu için namazını bir ay kadar kılamadı. Bunun için ıskat yapmamız gerekli mi? Gençliğinde de arada kılmadığı da olmuş acaba ne yapmamız lazım? Eğer ıskat yapmamız gerekiyorsa ıskat nasıl yapılır? Kendimiz yapabilir miyiz? Kiminle yapmalıyız? Bu konuda bizi aydınlatır mısınız?
Cevap
Benzer fetvalar
Evlat babasını bu şekilde irdelememelidir. O sizin babanızdır, onun için en iyi şeyleri düşünün, çok dua edin ama kendinizi babanızın savcısı/hakemi yerine koymayın. Sizin ona nasihat etmeniz bile çok sınırlı olabilir. Babanız Cuma kıldığına göre 'namaz kılmıyor' yerine 'namaz eksiği var' deyin. Diğer ibadetleri yapması da inşaallah ileride kalbinin açılacağını ve iyi olacağını umutla düşünmeye sevk etmektedir. Sabırlı olun, dua edin.
Selamünaleyküm. Bunun onun için namaz adına bir faydası olmaz. Ama sadaka sadakadır. Dediğini yapın. Yine de siz o parayı mesela Kur'an-ı Kerim alıp dağıtarak değerlendirin. Onun istediğinden daha iyisini yapmış olursunuz. Verilmesini istediği miktar hakkında bilgi verirseniz daha nesnel fikirlerle cevap verebilirim. Yalnız bu durum babanızın iman ehli olduğunu gösteriyor. Ona başka türlü bakmayın, onun için sık sık istiğfar etmeniz, dualar etmeniz gerekir.
-Şöyle bir planlama ile yaşamaya çalış: 1-Mü'min olduğunu unutma; iman senin için bir dava olsun. Kaybetmeyeceğin yegâne değerin imanın olmalı, ona yatırım yap. Hayatını ona göre belirle, işini ona göre tanzim et. 2-Haramlardan kaçın. Her haramı imanına salınmış bir kurtçuk gibi görmelisin. Haramlar senin içinde iken senin kendini iyi mü'min yapman da zorlaşacak demektir. 3- Allah'ın farzlarını eksiksiz yerine getirmeye çalış. 4- İnsanî görevlerini ihmal etme. Anne baban başta olmak üzere diğer insanlara karşı vazifelerin, hakların ve sorumlulukların açısından görevin olarak önünde olmalıdır. 5- Sağlığını önemli bir emanet olarak bil ve koru. 6- Sünnetler üzerinden genişleyebildiğin kadar dinde genişlemeye gayret et. Bu bölümden biri olarak ilmi faaliyetlerde bulun, oku, öğren, dinle. 7- Mü'minler arasından seçilmiş kardeşlerin bulunsun. Onların kıymetini bil, senin kıymetini bilmelerini sağla. Beraber olmakla zevk aldığın, iman ve heyecanının arttığı kardeş grubun olmadıkça lezzetli bir iman yaşayamazsın, iyi bil bunu.
Yolunuz mübarek olsun. Ne mutlu size; Allah'ın azabı ile karşılaşmadan mağfireti ile buluştunuz. Sizi defalarca tebrik ederim. Büyük bir nimetle karşılaşmış bulunuyorsunuz. Size tavsiyelerim şunlardır: 1- Kesinlikle Allah Teala'nın size olan nimetinin kıymetini bilin. Adeta ölümden döndünüz. Şeytan sizi yıldırıp bıktırmaya çalışacaktır. Sakın ona aldırmayın. Bir kere kurtuldunuz, geri çevirecek ayak kaymalarına, yalpalamalara sakın aldırış etmeyin. 2- En büyük hedefiniz, dönüş heyecanını kaybetmemek olmalıdır. Yani siz, üzerinizde Allah Teala'ya ödenmek üzere şu kadar namaz borcu olduğunu bilin, boyun büküklüğünüz devam etsin, gerisi çok kolaydır. 3- Baliğ olduğunuz günden itibaren, zamanını hatırlamıyorsanız on beş yaşından itibaren kılamadığınız namazları hesaplayın. Mesela iki bin sabah namazı, iki bin iki yüz öğlen namazı gibi. Toplam borcunuz belli olunca kendi kendinize azmedin. Ben her fırsatta kaza kılacağım deyin. Ve bunu tatbik edin; bir yerde iki sabah namazı kılın. Sonra iki öğlen, Üç akşam kılın. Sadece farzları ve vitri kılmanız yeterlidir; sünnetleri kılmayın. Böyle devam edin. Daha sonra, ömrünüzün yetip yetmeyeceğine aldırmayın. Yeter ki heyecanınız eksik olmasın. 4- Kur'an'dan ezberlemeye kendinizi zorlamayın. Namaz kılacak kadar bilmeniz şimdilik yeterlidir. Onun yerine aşırılığı olmayan bir ilim meclisi dersine katılın. Fıkıh öğrenin. Çokça dua edin. Ailenizin üzerine düşün. Çocuklarınızı ihmal etmeyin. Allah yolunuzu açık etsin. Sevinin, iyi yoldasınız.
Selamünaleyküm. Bütün alacaklılarınızla görüşün. Durumunuzu izah edin. Kaçmadığınızı, borcunuzu itiraf ettiğinizi beyan edin. Hakkını helal edene teşekkür edin, onu listeden silin. Hakkını talep edenden de geniş bir zaman isteyin. Kabul ederse teşekkür edin. Etmezse acziyetinizi söyleyin, yapabileceğiniz bir şey olmadığını açıklayın. Neticede de ödemeye kararlı olun. Evde yatıp kalmayın. Çift mesai yapın, dilenin ama borçlarınızı aklınızdan silmeyin. Böyle yaparsanız Allah size yardım eder, onların kalbini yumuşatır. Sakın bu nedenle namazı ve diğer insani işlerinizi savsaklamayın. Siz, borcunuza sahip oldukça sıkıntı yoktur.
1. Hemen güzel bir tevbe yap. Bütün günahlarını sil. Yeniden doğmuş gibi ol. Ve artık o tevbenin adamı ol. 2. Namaz enerjidir. Sürekli enerji depola. Vakit namazları ve nafileleri adeta biriktir. 3. Duadan üşenme. Evde otururken, yürürken, uyumadan önce, kalkınca, yemekten önce... Hep dua et. Arapça bildiklerini yap, Türkçe yap… Hep dua yap. 4. Karşılıksız iyilikler belayı def eder. Para vermekten, tatlı söz söylemeye varıncaya kadar çok iyilik yap. O iyiliklerin sana bir koruma çadırı oluşturur. 5. Çok tesbih yap. Subhanallah de, Elhamdülillah de, Allahu ekber de. Yürürken, otururken, bakarken… Hep yap. Dilin zikirle taptaze kalsın. 6. Haram ortamları terk et. İnternetin haramından kop. 7. Anne babanın duasını al. Onlar yoksa onların yaşıtı akrabalarını ara, dualarını iste. 8. Çok istiğfar et. Sürekli “estağfurullah/Allah’ım beni bağışla” demeye alış. 9. Kur'an oku. Onu oku. Oku, oku… 10. Bil ki, sabretmeden cennete girilmez. Sabrı nefesin bil, soluğun say.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Karşınıza çıkan ne varsa bu hayatta o, muhakkak Allah'ın iradesi iledir. Ne evlilik ne de başka bir şey bunun istisnası değildir. Ancak karşımıza çıkmasının nedeni Allah'tan kaynaklanıyor olsa bile bizim, her şey elimizde imiş gibi beşeri seçeneklerimizi değerlendirmemiz gerekmektedir. Hayat, bütünüyle bir imtihandır. Bu imtihan gereği olarak da evlilik yapıyor diğer işlerde irade kullanıyoruz. Özet olarak siz, Allah Teala size hiç karışmıyormuş gibi evlilik seçeneklerini kullanacaksınız. Helal/haram kurallarına dikkat ederek bir sonuca ulaşacaksınız ve neticede imtihan kazanacaksınız. İmanımız bu şekildedir. Allah yardımcımız ola.
En temel fıkhî kurallardan biri, ne zulmetmenin ne de zulme katlanmanın uygun olmadığı kuralıdır. Mü'min zulmetmeyeceği gibi zulme karşı pasif de kalmaz. Yasaların size tanıdığı hakları kullanmanız uygun düşer. Yalnız şunu bilmenizde yarar vardır: Şimdi bütün arkadaşlarınızın sizin gibi düşündüğünü zannederek yola çıktığınızda tek kalma ihtimalinizi de gözardı etmeyin. Allah yardımcınız olsun.
Ulemamızın genel görüşü, kadının tek başına 90 kilometreden uzun bir mesafeye gidemeyeceği, bunun haram olduğu şeklindedir. Bu görüşün dayanağı da sahih bir hadisi şeriftir. Asrımızda yaşayan bazı alimler ise hadisteki gerekçelerin ortadan kalktığını (güven ortamının oluştuğunu) ileri sürerek kadının tek başına yolculuk yapabileceğini söylemişlerdir. Bu hususta iki ilkeyi konuşabiliriz: a- Evli bir bayan hiçbir şekilde eşinin izni olmadan böyle bir yolculuğa çıkamaz. b- Çok acil durumlar için böyle bir ruhsatı kullanabiliriz. Yeter ki gevşeklik ve önemsememek gibi bir nedenden kaynaklanmasın. Mesela acil bir tedavi, bir cenaze gibi nedenle kadın yola çıkabilir.
Önce şunu bilelim: İbadetler TEVKİFİDİR. Yani gerekçelerine dayalı olarak değil de emredilmelerine binaen yapılırlar. Eğer bir gerekçe belirtilmiş olursa o gerekçeyi ihya ederiz. Mesela muharrem orucunun gerekçesi, Musa aleyhisselamın Firavun zulmünden kurtulmasına dayalı bir gerekçedir. Ama umumiyetle ibadetlerde gerekçe bize belirtilmemiştir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin hayatında pek çok önemli işin Pazartesi ve Perşembe günlerine rastladığını görüyoruz. Doğum, hicret ve benzeri mühim olaylar bu iki günde gerçekleşmiştir. Amellerin Allah'a arz edilmesi şeklinde bir izah da vardır. Ama doğum gününe binaen oruç tutması şeklinde bir özel uygulama yoktur. Allah'a emanet olunuz.
TAHLİL YAYINLARI'ndan RAHMETİN KAPISINDA isimli kitabı isterseniz istifade edeceğinizi umarım. Allah'a emanet olun.
Bu meseleyi mezhep meselesi olarak görmeyelim. Mesele Allah'ın haramlarından korkmakla ilgili bir meseledir. Büyük bir cüret içine girmişlerdir. Hocaya mal edilen görüş ise şu şekildedir: Eğer emme bir iki damla şeklinde ise böyle bir ihtilaftan söz edilebilir. ama ne kadar emdiğini şu anda bilmemiz ne kadar mümkündür? Gençlere Allah'ı hatırlatmaktan başka çaremiz yoktur. Allah yardımcımız olsun.