Fetva Meclisi
Soru
Hocam; komşumuzun, kendi kız kardeşi ile aynı dönemde çocukları olmuş. Komşumun oğlu, kardeşinin ise kızı var. Komşumun kız kardeşi, komşumun oğlunu (yeğenini) 1 defa emzirmiş. Bu çocuklar şimdi ikisi de üniversiteyi bitirmek üzereler. Bu çocuklara küçüklüklerinden beri, süt kardeş oldukları aileleri tarafından söylenmiş ve aralarında evlilik olamayacağı belirtilmiş. Ancak bu iki genç şimdi birbirlerini çok sevdiklerini ve mutlaka evlenmek istediklerini söylüyorlar. Eğer kendilerine izin verilmezse kaçarak evleneceklerini söylüyorlar. Anne-babanın uykuları kaçıyor,ne yapacaklarını şaşırmış bir vaziyetteler. Gençler bir cami imamına gitmişler ve durumu anlatmışlar. İmam efendi de şafi mezhebine göre, 1 defa emmekle süt kardeş olunamayacağını, evlenmelerinde bir sakınca olmadığını söylemiş. Hocam bu imam efendinin verdiği fetva doğru mudur? Hanefi olan bu gençler, böyle önemli bir konuda şafi mezhebine göre davranabilirler mi? Canımız istediği zaman istediğimiz mezhebe göre hareket edebilir miyiz? Hocam biraz uzun olduğu için özür dilerim ancak daha kısa anlatamadım.Acilen cevap verirseniz çok memnun olacağız. Selam ve dua ile..
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Siz böyle bir gelişmeden haberdar değilken bunlar oldu ise sizin bir vebaliniz olmaz. Kız yok dedikten sonra siz teklif etti iseniz yine vebaliniz olmaz.Sizin izahınızdan anlaşılan, sizin bir kastınız olmamıştır. Arkadaşın size okuduğu hadise de inşaallah muhatap değilsiniz.
Elhamdülillah! Genç anneye hidayetinin kolaylaşması için dualar ederiz. Hanım efendi kardeşimiz için de sizlere şunları tavsiye ederiz: 1. İslam ile şeref bulmasını tebrik edin. Onu, Müslüman olduğu günde yeni doğmuş biri olarak kabul edin ve bunu ona müjdeleyin. Kucağındaki bebeği gibi günahsız olduğunu ilan edin ve mümkünse bunu helal bir törene dönüştürün. Kelime-i şehadetle birlikte Allah’ın bir lütfu olarak geçmişte yaptığı iyi işlerin onun sevap hanesine eklendiğini de bildirin. 2. Allah’ı öz bir şekilde tanıtın. Fatiha, İhlas suresi ve Ayete’l-kürsî’deki kadarıyla Rabbimizi tanımasını sağlayın. 3. İmanın temel esasları olan Melekler, Kitaplar, Peygamberler, Kader ve Ahiret hakkında inancını oluşturan bilgileri de özet haliyle kabul etmesi için anlatın. Ama bunları anlatırken ayrıntıya girmemeye özen gösterin. 4. Haramların ne olduğunu ve bunlardan kaçınmanın ilk işi olduğunu bilmesini sağlayın. Alkol, zina, kumar, domuz eti ve benzeri günahlardan başlayarak sırayla sınırlarını öğretin. 5. Farz ibadetlerin başı olan namaz öncelikli bir hayatın önemini vurgulayın. Namazsız İslam’ın olamayacağını öğrensin. Namazlarda da önce farz olanları yapmaya çalışsın. Isındıkça, mesela; birkaç sene sonra imkânı ölçüsünde sünnetleri de kılmaya başlasın. Ramazan öncesinde orucun ne olduğunu öğretin. Ama güç yetiremediği takdirde şimdi tutmamasını, sonra iade etmesini izah edin. Eğer zengin ise zekâttan da söz edin. 6. Buraya kadar olan bölümün OLMAZSA OLMAZ dediğimiz sorumlulukları içerdiğini ve Allah’ın izniyle bu kadarıyla cennete girebileceğini mutlaka belirtin. 7. Bundan sonra Allah için yaptığı her güzel işle, ahlakıyla, ibadetiyle, sevap kazanıp cennete daha hızlı koşacağını bilsin. Ama adım adım, acele etmeden bunları yapmasını tavsiye edin. Bunları şöyle örneklendirebilirsiniz: Kur’an okumak (Arapça orijinal halini öğrenip okuyabildiği kadar okusun, anlamını bilmeden bile okusun. Anlamını bilmek için kendini yormasın. Bilse de neticede ilk beş maddeyi uygulayacak.) Çok çok dua etsin. Abdestli olma şartı olmadan, ellerini kaldırmasına gerek kalmadan dua etsin. İçinden geldiği gibi yapsın duasını. Çocuğunun Müslüman olarak büyümesi ve yetişmesi için onunla geçirdiği her vaktin ona sevap olarak yazıldığını unutmasın. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin hayatını yoruma girmeden, sahih bilgilerle, özet bir şekilde bir kere okursa güzel olur. 9. Âdem aleyhisselamdan efendimize kadar gelen peygamberlerin kıssalarını Kur’an’ımızda anlatıldığı kadarıyla öğrenmesi de yeryüzünde neler olup bittiğini anlaması açısından faydalı olur. 10. Son olarak, asıl meselenin önce kendisini ve ailesini korumak olduğunu ona ifade edin. İmanı korumak bu dünyadaki tek gayemizdir. Bunun için sabretmeyi, direnmeyi göze almasını güzel bir dille ona iletin. Ek olarak; • Mezheplerin bir öğretmen vazifesi gördüğünü ve şu an için o konu ile zihnini yormasının bir anlamı olmadığını bilsin. • İsminin kötü bir anlamı yoksa değiştirmesine gerek yoktur. • Siz örnek olun, etrafında bulunun, zaten o sizinle bu dine ısınacak ve merak ettiklerini görerek öğrenecektir. Böylesine mübarek bir olaya şahit olursanız siz de hamd edin ve dua edin. Hem kendinize, hem o kardeşinize hem de bize… Rabbim ayaklarımızı dini üzere sabit kılsın. Âmin! Allah’a emanet olun.
Selamünaleyküm. Kardeşim, ne kadar cüretkâr konuşuyorsunuz, din hakkında konuşmaktan Allah'a sığının! Uydurma ve hileli bilgilerdir sizin bildikleriniz. Bir kızı babasının, zorla birine vermesi yoktur. Böyle bir şey yoktur. Bunu İslam'a mal edenler yalan söylüyorlar. Yöresel çirkinliklerden biridir bu. Mirası da Kur'an taksim etmiştir. Kur'an'ın hükmü karşısında mezhep veya başka bir şey olmaz.
Süt emme ve emzirmenin evlilik engeli sayılabilmesi için emme olayının kesin olarak sabit olması gerekir. Fıkıh bilginlerinin çoğunluğuna göre çocuğun ilk iki yaş içerisinde emdiği süt, az olsun çok olsun süt hısımlığının meydana gelmesi için yeterlidir. Buna göre; iki yaş içerisinde aynı kadından bir defa da olsa süt emen kız ve erkeğin birbirleriyle evlenmeleri caiz değildir. (Serahsî, el-Mebsût, 5/137; Kâsânî, Bedâ’i, 4/8) Şâfiî ve Hanbelîler ise süt hısımlığının oluşabilmesi için ilk iki yaş içinde ve bebeğin doyup da kendiliğinden bırakması sûreti ile ayrı ayrı beş kez emmesinin şart olduğunu söylemektedir. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 8/171; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 5/130-131) Kocanın, eşiyle sütkardeş olduğunu ikrar edip, ikrarında ısrar etmesi ya da âdil iki erkek veya bir erkek ve iki kadının şahitliği ile sütkardeş oldukları sabit olan evli çiftlerin araları ayrılır. Bu durumda, çiftler arasında cinsel yakınlık olmuş ise kadın, belirlenen mehir ile mehr-i misilden en az olanı hak eder. Cinsel yakınlaşma olmamış ise kadın, mehir olarak bir şey alamaz. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/380-381) Şâfiî mezhebine göre süt akrabalığının varlığı, erişkin iki erkek, bir erkek iki kadın veya dört kadının şahitliğiyle ispat edilebilir. Yine bu mezhebin kuvvetli görüşüne göre, süt emmeye şahitlik etmek, mahremiyetin sabit olması için yeterli değildir. Şahitlerin; süt emme vaktini, emme sayısını ve sütün, emen çocuğun midesine ulaştığını söylemeleri gerekir. (Şâfiî, el-Ümm, 5/36; Nevevî, el-Mecmû’, 20/260) Buna göre, evlendikten sonra sütkardeş oldukları ihtimali beliren çiftler, Şâfiî mezhebinde ileri sürülen şartlar gerçekleşmemişse bu mezhebin görüşü doğrultusunda evlilik hayatına devam edebilirler.
Aleykümselam. Görümcenizin oğlunu emzirdiğinizde o çocuk yani görümcenizin sizden süt emen oğlu iki yaşını geçmemiş idiyse eğer süt kardeşliği oluşur. İki yaşından fazla idiyse kardeşlik olmaz. Buna göre de durum şöyledir. O emzirdiğiniz çocuk sizin üçüncü çocuğunuz gibidir. Sizin çocuklarınızın hepsi ile kardeştir. Adeta üçüncü çocuğunuz var kabul edeceksiniz. O çocuğun dışındaki çocukların ise sizinle ve çocuklarınızla bir alakaları yoktur kabul edeceksiniz. Sadece yirmi dört ayı bitmeden sizden süt emen çocuk sizin çocuğunuz, çocuklarınızın hepsinin kardeşi olur, gerisinin sizinle alakası olmaz.
Kızım, belki şuradan buradan bir olur bulursun bu işe. Evlendikten kısa bir zaman sonra da şeytan seni adeta delirtir ve geri dönüşü olmayan bir bataklığa saplanıp kalırsın. Vazgeç ve başka biri ile evlen. Tek değil ya amcaoğlun!
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
TAHLİL YAYINLARI'ndan RAHMETİN KAPISINDA isimli kitabı isterseniz istifade edeceğinizi umarım. Allah'a emanet olun.
Ulemamızın genel görüşü, kadının tek başına 90 kilometreden uzun bir mesafeye gidemeyeceği, bunun haram olduğu şeklindedir. Bu görüşün dayanağı da sahih bir hadisi şeriftir. Asrımızda yaşayan bazı alimler ise hadisteki gerekçelerin ortadan kalktığını (güven ortamının oluştuğunu) ileri sürerek kadının tek başına yolculuk yapabileceğini söylemişlerdir. Bu hususta iki ilkeyi konuşabiliriz: a- Evli bir bayan hiçbir şekilde eşinin izni olmadan böyle bir yolculuğa çıkamaz. b- Çok acil durumlar için böyle bir ruhsatı kullanabiliriz. Yeter ki gevşeklik ve önemsememek gibi bir nedenden kaynaklanmasın. Mesela acil bir tedavi, bir cenaze gibi nedenle kadın yola çıkabilir.
En temel fıkhî kurallardan biri, ne zulmetmenin ne de zulme katlanmanın uygun olmadığı kuralıdır. Mü'min zulmetmeyeceği gibi zulme karşı pasif de kalmaz. Yasaların size tanıdığı hakları kullanmanız uygun düşer. Yalnız şunu bilmenizde yarar vardır: Şimdi bütün arkadaşlarınızın sizin gibi düşündüğünü zannederek yola çıktığınızda tek kalma ihtimalinizi de gözardı etmeyin. Allah yardımcınız olsun.
Kur'an ve Sünnet'te ISKAT örneği yoktur. Hanefi ulemasının kitaplarında geçen bu uygulama, o kitaplarda da hararetle tavsiye edilen bir şey değildir. Zira ISKAT, düşürmek demektir. Yani kulun namaz ve benzeri borçlarını düşürmek anlamına kullanılmaktadır. İslam dininin özüne ters düşebilecek bir uygulama olarak bunu delillendirmek de zordur. Size tavsiyem şudur: 1- Babanızın kul hakkı cinsinden olan borçlarına öncelik verin. İnsanlarla alıp verdiklerini gözden geçirin. Onu kul borcundan kurtarın. 2- Onun adına gücünüz yettikçe sadakalar verin. 3- Onun dostlarını ziyaret edin, gönüllerini alın. Yılda bir kere bunu yapabilirsiniz. 4- Babanız için çokça dua edin, istiğfar edin. Allah'a emanet olun.
Kimsenin hakkına tecavüz etmeden ve hile yapmadan, yalan konuşmadan tayininizi aldırmanızın hiçbir sakıncası olmaz.Ancak şunu bilmenizi isterim: Bu şekilde yoğun dini öğrenme emeliniz için doğru bir adreste durmuyor olabilirsiniz. İlahiyat Fakülteleri din ilimlerinin etrafında dönmeye uygun yerlerdir. Evet, iyi bir programla ilim de öğrenilebilir ama bu orayla kilitlenip kalan için çok uzak bir hayal olur. Allah'a emanet olun.
Karşınıza çıkan ne varsa bu hayatta o, muhakkak Allah'ın iradesi iledir. Ne evlilik ne de başka bir şey bunun istisnası değildir. Ancak karşımıza çıkmasının nedeni Allah'tan kaynaklanıyor olsa bile bizim, her şey elimizde imiş gibi beşeri seçeneklerimizi değerlendirmemiz gerekmektedir. Hayat, bütünüyle bir imtihandır. Bu imtihan gereği olarak da evlilik yapıyor diğer işlerde irade kullanıyoruz. Özet olarak siz, Allah Teala size hiç karışmıyormuş gibi evlilik seçeneklerini kullanacaksınız. Helal/haram kurallarına dikkat ederek bir sonuca ulaşacaksınız ve neticede imtihan kazanacaksınız. İmanımız bu şekildedir. Allah yardımcımız ola.