Fetva Meclisi
Soru
Hocam biz Kürt Müslümanlar namaz niyetini Kürtçe yapıyoruz ama hiç kimsenin fark etmediği bir şeyi ben fark ettim. Bütün dillerde ALLAH diye söylenir ama biz Kürtçede ( XWEDA ) diyoruz. Benim anlamadığım neden Allah ismi Kürtçede xweda bunu ben tek değil cami imamı hocalar âlim adamlar ve bütün Kürt kökenli Müslümanlar diyor? Ben hata buldum demiyorum imamlar ve âlim Müslümanların da xweda dediği Allah’ın ismi şerifi neden Allah demiyor da xwedaa diyor? Namaz için niyette bende xweda diyorum? Ne yapmalıyım? Yada neden herkes xweda diyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Yok dinimizde böyle bir şey. Uzak durun. İmanınızı ve aklınızı koruyun. Şeytan sizi de milim milim bu tuzağa çekmeye başlamış aman dikkat edin. Tek bir kelime ve tek bir nefes yaklaşmayın bunlara.
Önce, o sözlerin gerçekten dinden çıkma anlamına gelmesi konusunda kesin bilgi sahibi olmalıyız. Zanla din kuralı konamaz. Eğer kullanılan sözlerin dinden çıkardığını o kişi bilmiyorsa, o kişinin kastı yok, hatanın ağırlığını bilse tevbe edecekti diye umarız. Namaz kılmasını da kesin dine dönüş olarak görürüz. Çünkü o sözün muhtevası onun inatla sürdürdüğü bir tavrı değildir.
Herkes Müslüman’dır, herkes dinine hizmet edecektir. Herkes iyiliği yayacak kötülüğü engelleyecektir. Herkes Müslüman ise gerçek budur. Şu var ki herkes aynı kapasite ve fırsatlara sahip değildir. Bu da bir gerçektir. Namazı bile gücümüz kadar eda ediyoruz; ayakta duramayan oturarak kılabiliyor. Yıllarını ilme vermiş biri dini bütün yönleri ile anlatmakla yükümlü olur. Sıradan bir Müslüman ise dinin herkesçe bilinen bir gerçeğini konuşur. Birinci kişi mesela namazın bütün ayrıntılarını anlatır. Sıradan olan ise “namaz kılmalısın” der. Herkes gücü kadar sorumludur. Alkol haramdır, faiz haramdır diyemeyecek biri var mıdır? Korkmaya gerek yok haddimizi bilmeye gerek vardır bu durumda. Allah yardımcımız olsun.
Bu tür ifadeleri araştırmanın ne imana ne de pratik Müslümanlığımıza bir yararı yoktur. Olduğu gibi iman edip irdelememek kurtuluştur. Bu nedenle tarih boyunca bu meseleler hakkında yazılıp çizilenlerle meşgul olmamayı size tavsiye ederiz. Kulluk için daha acil ne gerekiyor ona bakmamız lazımdır.
Selamünaleyküm. Nasıl şeytan, namazımızı ifsat etmek için akla hayale gelmez fitneler üretiyorsa aynı şekilde diğer ibadetleri de hakkıyla yapmamızı engellemek için fitneler üretmektedir. Mü'min insanın cihat etmesi en büyük ibadetlerdendir. O ibadeti hakkıyla yapabilmek için belli bir sıralamanın, zamanlamanın gözetilmesi şarttır. Farzı ayın olanları varken farzı kifaye olan işler üzerinden ecir beklemek efdal olan değildir elbette. Yine de cihat gibi bir ibadeti eda etmekle meşgul olan kardeşlerimizin niyetlerini Allah'a bırakmak uygun olandır. Biz, evla olanın oralara gitmek olmayacağını düşünürüz ama onların niyetlerini irdeleme hakkımızın olmadığını da biliriz.
Şükür adına yapabileceğiniz en güzel şey namazları aksatmamaktır. Her namazın kendisi bir şükürdür. Zekât vermeniz gerekirse verdiğinizde şükretmiş olursunuz. Kur'an okumayı ilerletirseniz okuduğunuz Kur'an da şükürdür. Dilinizle yaptığınız 'Allah'ı öven her ifade' şükürdür. Özel bir şükür paketine gerek yoktur.
Allah konusundaki diğer fetvalar
Mü'min zaten böyle olur, olmalıdır. Bu hâlini de korur, hakkını verir.
Allah’ın yemin etitği şeylere yemin etmek yoktur. Allah’ın adına, isim ve sıfatlarına, onun sözleri olduğu için Kur'an’a yemin edilir ama yıldızlara ve diğer yemin ettiği şeylere yemin edilmez.
Bunlar normaldir. Sözlü ve yazılı bir ikrara dönüşmedikçe de zararı yoktur. Daha çok Kur'an okuyarak, zikir yaparak ve bunları gündem yapan arkadaş çevresinden uzaklaşarak bunu aşabilirsiniz.
Selamünaleyküm. ‘Allah tektir, teki sever.’ Sözü sahih hadistir. Buharî’de 6410, Müslim’de 2677 nolu hadistir. Anlamı için şunlar söylenebilir: a- Allah tektir, şeriki yoktur. b- Bu da pek çok ameli tek sayılı emretme sebebidir: Namazlar beş, tavaf yedi, şeytan taşlama yedi kılması gibi. c- Gökler, yer, hafta günlerinin tek sayılı kılınması gibi. d- Bunların ötesinde daha derin bizim idrak edemediğimiz anlamlar da yüklenebilir hadise.
Kesinlikle yanlış bir düşüncedir bu. Kimin nasıl gittiğini bilemeyiz, iyilik temenni ederiz sadece. Önemli olan bir gün fazla yaşayıp o günde bir nefes daha fazla Allah’ı zikredenlerden olabilmektir.
Şu kuralı unutmayınız: -Haram işleyenler Allah’ın lanetine müstahak olurlar. -Tevbe etmeden ahirete gidenler Allah’ın yüzlerine bakmayacağı kimselerdir. -Tevbe edenler ve tevbelerini koruyanlar ise hiç günah işlememiş gibidirler. Ahiretteki durumları da buna göredir. -Buna göre de durum şöyledir: Günah işleyip tevbe etmeden ahirete gidenin durumu Allah'ın dilemesine kalır; ya mağfiret buyurur ya da cehenneme sevk eder.