Fetva Meclisi
Soru
Hocam "Namaz kılmayan bir Müslüman işlediği ve yaptığı diğer amellerin, (oruç ve sadaka gibi) karşılığını görmeyecektir " cümlesi doğru mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Evet, namaz kılmayan/kılamayan mü'minlere kâfir muamelesi yapmamız yanlış olur. Namaz kılmayan değil namazı inkâr eden kâfirdir. Bu çizgi önemli bir çizgidir: Namaz kılamayan da bizim iman kardeşimizdir, onu dışlayamayız. İkinci önemli bir çizgi de şu olmalıdır: Namaz kılmayanı da kılan gibi tutamayız; onu Allah öyle tutmuyor ki biz tutalım. İbadet açısından işlenebilecek en büyük kabahat namaz kabahatidir. Onu işleyenin masum gibi tutulması mümkün değildir. Bu iki çizginin ortasında bir itidal oluşturmak mümkündür. O da şöyle olabilir: Kılan ve kılamayanlar olarak bir arada oluruz. Kılanlar olarak kılamayanları himmetimize muhtaç kabul ederek herkesin konum ve kabiliyetini de hesaba katarak nasihat eder ve onlar için bir “namaz çevresine” dönüşürüz. Biiznillah namaz rahmeti onları da kuşatmış olur. Bu tutum, bizden beklenen tutumdur. Biiznillah başarı ihtimali de çok yüksektir.
Aleykümselam. Mü'min, iradesi olmadan veya hata ile yaptığı yanlışlardan sonra istiğfar eder, aynı hataları tekrar etmemeye gayret eder. Hayat böyledir, Allah Teâlâ hepimizi mağfiret buyursun.
Selamünaleyküm. Biz İslam dinine iman ettik. İslam'ın içinde de namazımızı etkileyecek hak olan bir mezhep yoktur. Batıl fırkalar vardır; onlarla bir arada bulunmayız. Şafiilik namaza asla mani değildir. Bunlar yanlış sözlerdir. Hepimiz camilere koşalım. İmamlarımızın Hanefi mi Şafii mi olup olmadığına değil itikadı düzgün mü Laik mi değil mi ona bakalım.
İtikadında arıza olan bir insanın arasında namaz kılınmaz. İtikatta arıza ise, her Müslüman'ın iman etmesi gereken şeylerden birine iman etmemeye ya da inkâr etmeye denmektedir. Bunun dışında günahkâr da olsa her imamın arkasında namaz kılınır. Fıkıh ölçüleri böyledir. İmamın seçimle gelmesi şeklinde bir kural yoktur. İnsanlar, kendileri İslam olmayan bir devlette yaşarken sıkılmıyorlarken, camilerindeki imamların tayin edenini sorgulamaları çok ciddiye alınabilecek bir düşünceyi yansıtmıyor. Keşke daha iyi imamlarımız olsa idi! Ama biz buyuz, imamlarımız da budur. Daha iyi olursak Allah da bize daha iyi imkânlar verecektir. Camiyi terk etmenin özrü bu olamaz. Cemaate devam edelim. İmamları tatlı dille ikaz edelim. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. Namazlı bir arkadaş grubuna yönelmelisiniz. Arkadaşlarınız, akraba arasındaki beraber olmaktan haz aldıklarınız ilk değiştirmeniz gereken eyleminiz olmalıdır. İkinci olarak da bir ders halkasına muhakkak katılın. Üçüncü olarak da 'kılmıyorum/kılamıyorum' sözünü kullanmayın. Bu da şu demektir: Namaz kılmamayı normal gören sözler bile sarf etmeyin. Bir de dua etmeyi ihmal etmeyin. Her şeye rağmen hususi namaz duası yapın. Sabah akşam çokça dua edin. Acilen bir plan yapın ve namazlı hayata geçin. Allah yardımcınız olsun.
İtikadı bozuk ile ne kastediyorsunuz? Yani mü'min değil mi demek istiyorsunuz? Bu büyük bir iddia olur. Zalim, fasık, Amerikancı vs. deyin ama mü'min olup olmadığına karar verirken ahireti unutmayın. Siz şunu demiş oluyorsunuz: Allah’ın Kâbe’sinde ve Peygamberinin kabrinin yanı başında bile dinimizin en büyük ibadeti olan namaz geçerliliğini yitirmiş! O derece olabilir mi, ne dersiniz? Evet, oradakiler bize göre farklı düşünen, farklı içtihatlara sahip olan kimselerdir ama imanları ile ilgili bir fark nedir? Mesela meleklere mi inanmıyorlar? Eğer böyle bir iman eksiklikleri varsa elbette arkalarında namaz kılamazsınız. Bozukluk dediğiniz şey belli konuları farklı anlayan içtihat ayrıntıları üzerine ise siz herhalde hiçbir yerde bir imam bulup arkasında namaz kılamazsınız bu zamanda. Onlar da size dönüp ‘laiklikte sakınca görmeyenlerin arkasında namaz mı kılıyorsunuz?’ demeleri durumunda ne cevap vereceksiniz? Size tavsiyemiz şudur: İmanı, namazı ve Kâbe’yi bu kadar kolay tartışma konusu yapmayalım. Hele ırkçılık ekseninde büyütülmüş veya düşmanlarımızın besleyip içimize saldığı ayrıntılardan ötürü hiç yapmayalım. Allah Teâlâ umrenizi kabul buyursun. Âmin.
amel konusundaki diğer fetvalar
Bacı, bunun yardımı senin kendindendir: • İradene sahip olacaksın. • Vaktini boşa geçirmeyeceksin, dolu dolu bir Müslüman olmalısın. • Arkadaş çevrene dikkat edeceksin, arkadaşlarının kimliğinin ortalaması sensin. • Sabrı unutmayacaksın. • Cehennemi aklından çıkarmayacaksın. • Tevbe etmeyi bileceksin ve ertelemeyeceksin. • Çokça zikir yapacaksın. • Kur'an okumanı arttıracaksın. Böylece ciddi olduğunu melekler görecek ve sana destek olacaklar. Allah yardımcın olsun.
Allah Teâlâ eşinize rahmeti ile muamelede bulunsun, onu şehitlerden kılsın. a. Öncelikli olarak eşinizin şehit olarak kabul buyurulması için dua etmeyi unutmayın. Bize göre olması yeterli değildir, Allah neyi nasıl görürse son durum odur. Allah Teâlâ hakiki şehadeti ona da bize de nasip etsin. b. Şehitlerin şefaat edecekleri bilgisi kesin bilgidir. Yalnız bu şefaat onu hak edenler için ve Allah’ın izni ile olacaktır. c. Mü'min, birinin şefaatinden önce salih amellerine güvenmelidir. Allah’ın rızasını kazanacak salih ameller yapmayı önemseyiniz. Şehidin şefaati olursa o da nur üstüne nur olur. d. Allah’ın razı olduğu kullarından olarak ölür de cennete girilirse eşler orada buluşacaklardır biiznillah. Bu beklentiniz basit bir hayal değildir. Allah Teâlâ sizi muradınıza kavuştursun.
Dinimizi kendilerinden aldığımız Ashab-ı Kiramdan, dinimizin ayrıntılarını öğrendiğimiz fukahadan böyle bir şey bilmiyorum.
Sevgili kardeşim, keşke babanla böyle bir konuyu tartışmasa idin. Hiçbir saç şekli babanın rızasından değerli olamaz. Dediğin gibi sünnet olsa bile saç uzatmak, babanın gönlünü alman farzdır. Cevabımız sana ne olursa olsun bu tartışmayı bitir ve babanın ellerini öp. Peygamber aleyhisselam efendimizin saçlarını omuzlarına kadar uzattığı bilgisi doğrudur. Ama saç uzatmak öğlen namazının sünnetini kılıp ecir kazanmak gibi bir sünnet değildir. Peygamber aleyhisselam: • Saçlarını uzattı. Bazı durumlarda saçı kulak yumuşaklarına kadar uzar, omuzlarına doğru sarkardı. Genel manzarası böyle idi. • Ne uzatana ne kısaltana sevap vaat etmedi. • Saçı olanın saçına bakım yapmasını, dağınık tutmamasını emretti. • Hac ibadeti esnasında saçı ustura ile kesmeyi ise teşvik buyurdu, sevap vaat etti. Bu durum, o günün örfü açısından da bakılması gereken bir durumdur. Hicri 463 yılında vefat eden büyük âlim İbnu Abdilberr, et-Temhid isimli eserinde (İmam Malik’in el-Muvatta’ isimli eserinin şerhidir) bu saç konusunu izah ederken çok güzel bir tespit yapmış. Hem konumuz olan saçı hem mü'min için hayatı anlama ölçülerinden birini izah ediyor. Allah ona rahmet etsin. Senin için onun sözlerini buraya nakledeyim, sen de kendine, ona göre çeki düzen ver. Diyor ki: “Bizim zamanımızda askerlerden başka saç uzatan kalmadı. Onların da uzun ve topuzlu saçları var. Salih kimseler ve ilim adamları ise uzun saçı terk ettiler. Saç askerlerin simgesi durumunda kaldı. Saçı topuz yapmak bugün sefihlerin (düşük tabakanın) işi oldu. “Bir gruba benzeyen onlardandır” denmiştir bize. (…) Sana, bu yeter. Salihlere her durumda uymak gerekir. Saçı uzatmak veya kesmek kıyamet günü bir işe yaramayacak. O gün niyetler ve ameller karşılık bulacak. “Nice saçı tıraşlı, saçı uzundan hayırlı olacak. Ve nice saçı uzun da salih biri olarak dirilecek.”
Selamünaleyküm. Hayır, o amel boşa gitmez ama ikindi namazını terk etmekle ortayı çıkan vebali o senin hayrın kapatmayabilir. Böylece sen çok şey kaybetmiş olursun. Çünkü ikin namazı en büyük farzlardan biridir. Yetim doyurmak veya başka bir ikindi gibi farz olmayan bir hayır iş, onun dengi değildir. Artı/eksi toplamak için bu dünyada var olduğumuzu düşünürseniz ne demek istendiği anlaşılır. Böyle anlayabilirsin.
Allah Teâlâ elinizi, ayağınızı, gözünüz ve dilinizi kaydırmasın. Sizi muhafaza etsin. Nerede olduğunuzdan önce sizin ne olduğunuza bakın. İmanınız ve mü'min kimliğiniz sizinle iken siz Roma kralına danışman bile olabilirsiniz. Oradan da Ashab-ı Kehf gibi cennete gidebilirsiniz. Mekke’de cehenneme gittiği kesin olanlarla doludur. Bunu unutmayınız; nerede önemli ama sen orada nasılsın daha önemlidir. Mesleğine ait dinin hükümlerini temel ilkeleri itibariyle bil. Ana sakıncalı işleri öğren. İlmihal bilgisi denen bilgiyi özümsemiş ol. Mü'min kardeşlerinle bağını güçlü tutmalısın. Bulunduğun konum seni hayattan da hayata yön veren akidende seninle beraber olanlarla beraberliğini güçlü tutacaksın. Şeytanı yüksek bir kayanın üstünde elinde kazma ile bekleme. O, en ince ayrıntılarla ve ummadığın ayrıntılarla karşına çıkacaksın. Ona göre tedbirli ol. İbadetleri ihmal etme. Namaz her yerde ve en önceki sensin. Kur'an okuyacaksın. O, günlük şarjın gibi olsun. Tarikatlardan birine girme belki ama zikrin olsun. Tesbihi tanı. Ailen mübarek bir aile olmalıdır. Eşin sensin sen de eşinsin. Unutma, duan kadar melek vardır yanında!