Fetva Meclisi
Soru
Erbaîn-i İdrîsiyye gibi kitapların kaynağı nedir, bu kitaplarla amel edilebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Fıkıh kitaplarımızda böyle bir bilgi yoktur.
Bizi yetiştiren hocalarımızın bize gösterdiği temel kaynaklar arasında sözünü ettiğiniz kitap yoktur.
Ashabı kiramın bilmediği bir kitaptır o. Onların bilmediği ve bilmek istemeyecekleri bir şeyden bize hayır yoktur.
Kur'an ve hadis kaynaklarında böyle kullanımlar yoktur. Bunlar daha çok avamî kavramlardır. Ne anlama geldiğini de doğrusu bilemiyorum. Mesela hiçbir fıkıh kitabında bunlar kullanılmaz.
Kitabımız Kur'an'ın imandan sonra en yoğun takdimi cihat kavramı etrafındadır. Cihat, dinimizin en büyük ibadetidir. Elbette cihadın da bir fıkhı vardır. Yani onun inceliklerini anlatan hükümleri vardır. Piyasaya hazırlanan kitaplar genelde en temel esasları izah etme maksadı ile yazıldığından ve cihat da ürkütücü görüldüğünden halk düzeyindeki kitaplara ya hiç girememiş ya da cılız başlıklarla yer almıştır. Normal fıkıh kitaplarında cihada dair geniş bölümler vardır. Cihadın, zaman ve mekâna göre şekillenmesi pek tabiidir. Elin cihadı var, kalemin cihadı var, dilin cihadı var ve malın cihadı var. Hangisi ne zaman ve nasıl gerekiyorsa o yapılır. Bunu da Müslümanların emiri belirler. Şimdi bizim, 'Müslümanların emiri' vasfıyla ortada bulunan bir isimden yoksun oluşumuz, grupların kendi yaptıklarını liderin kararı durumunda görmeleri sonucu doğurmuştur. İnşallah önümüzdeki yıllar, önümüzün daha açık olduğu yıllar olur. Buna dua edelim.
Okunmadığında değil de yaşanmadığında cezası olan kitap vardır. O da Kur'an'dır.
amel konusundaki diğer fetvalar
Bacı, bunun yardımı senin kendindendir: • İradene sahip olacaksın. • Vaktini boşa geçirmeyeceksin, dolu dolu bir Müslüman olmalısın. • Arkadaş çevrene dikkat edeceksin, arkadaşlarının kimliğinin ortalaması sensin. • Sabrı unutmayacaksın. • Cehennemi aklından çıkarmayacaksın. • Tevbe etmeyi bileceksin ve ertelemeyeceksin. • Çokça zikir yapacaksın. • Kur'an okumanı arttıracaksın. Böylece ciddi olduğunu melekler görecek ve sana destek olacaklar. Allah yardımcın olsun.
Yaptığımız salih işlerin/ibadetlerin kabul olup olmamasını belirleyen ana ölçü namaz değil İMANDIR. İmanında sorun olmayan biri hangi ameli yaparsa onun ecrini alır, yapmadığının da azabını hak eder. Doğru olan budur. Şöyle bir ayrıntı zikredebiliriz: Namaz, ağırlık itibariyle bütün ibadetlerden önce gelmektedir. Namaz kılınmıyor ise onun oluşturacağı boşluğu diğer ibadetler dolduramaz denirse buna itiraz edilmez. Neticede bütün bu hesapları Allah Teâlâ yapacaktır. Tek doğruyu da o bilir. Lütfü ile hepimizi salih amellere muvaffak kılsın. Âmin.
Allah Teâlâ eşinize rahmeti ile muamelede bulunsun, onu şehitlerden kılsın. a. Öncelikli olarak eşinizin şehit olarak kabul buyurulması için dua etmeyi unutmayın. Bize göre olması yeterli değildir, Allah neyi nasıl görürse son durum odur. Allah Teâlâ hakiki şehadeti ona da bize de nasip etsin. b. Şehitlerin şefaat edecekleri bilgisi kesin bilgidir. Yalnız bu şefaat onu hak edenler için ve Allah’ın izni ile olacaktır. c. Mü'min, birinin şefaatinden önce salih amellerine güvenmelidir. Allah’ın rızasını kazanacak salih ameller yapmayı önemseyiniz. Şehidin şefaati olursa o da nur üstüne nur olur. d. Allah’ın razı olduğu kullarından olarak ölür de cennete girilirse eşler orada buluşacaklardır biiznillah. Bu beklentiniz basit bir hayal değildir. Allah Teâlâ sizi muradınıza kavuştursun.
Sevgili kardeşim, keşke babanla böyle bir konuyu tartışmasa idin. Hiçbir saç şekli babanın rızasından değerli olamaz. Dediğin gibi sünnet olsa bile saç uzatmak, babanın gönlünü alman farzdır. Cevabımız sana ne olursa olsun bu tartışmayı bitir ve babanın ellerini öp. Peygamber aleyhisselam efendimizin saçlarını omuzlarına kadar uzattığı bilgisi doğrudur. Ama saç uzatmak öğlen namazının sünnetini kılıp ecir kazanmak gibi bir sünnet değildir. Peygamber aleyhisselam: • Saçlarını uzattı. Bazı durumlarda saçı kulak yumuşaklarına kadar uzar, omuzlarına doğru sarkardı. Genel manzarası böyle idi. • Ne uzatana ne kısaltana sevap vaat etmedi. • Saçı olanın saçına bakım yapmasını, dağınık tutmamasını emretti. • Hac ibadeti esnasında saçı ustura ile kesmeyi ise teşvik buyurdu, sevap vaat etti. Bu durum, o günün örfü açısından da bakılması gereken bir durumdur. Hicri 463 yılında vefat eden büyük âlim İbnu Abdilberr, et-Temhid isimli eserinde (İmam Malik’in el-Muvatta’ isimli eserinin şerhidir) bu saç konusunu izah ederken çok güzel bir tespit yapmış. Hem konumuz olan saçı hem mü'min için hayatı anlama ölçülerinden birini izah ediyor. Allah ona rahmet etsin. Senin için onun sözlerini buraya nakledeyim, sen de kendine, ona göre çeki düzen ver. Diyor ki: “Bizim zamanımızda askerlerden başka saç uzatan kalmadı. Onların da uzun ve topuzlu saçları var. Salih kimseler ve ilim adamları ise uzun saçı terk ettiler. Saç askerlerin simgesi durumunda kaldı. Saçı topuz yapmak bugün sefihlerin (düşük tabakanın) işi oldu. “Bir gruba benzeyen onlardandır” denmiştir bize. (…) Sana, bu yeter. Salihlere her durumda uymak gerekir. Saçı uzatmak veya kesmek kıyamet günü bir işe yaramayacak. O gün niyetler ve ameller karşılık bulacak. “Nice saçı tıraşlı, saçı uzundan hayırlı olacak. Ve nice saçı uzun da salih biri olarak dirilecek.”
İnsanın dünyasına ve ahiretine faydası olan her ilim ilimdir. Bu ilimlerin bir noktada a olanı öbür noktada b olanı daha öncelikli olabilir. Temel itikat ve amel bilgisi konuları dışında ilimlere dengeli bir şekilde bakmamız gerekiyor. İtikadınız ve ameliniz için gerekli olan ilimden sonra siz hangisinde ilerlerseniz mübarek bir iş yapmış olursunuz. Yalnız bu sözleri gençlerden çok duyuyoruz ama bir zaman sonra sesleri duyulmaz oluyor. Aman heyecanınızı uzun soluklu tutun.
Sabah namazına kalkamamanız iman eksikliği olarak değil de amel eksikliği olarak anlaşılmalıdır. Kendinizi kalkamamaya inandırmayın, öyle veya böyle kalkacağım diye azimli olun.