Fetva Meclisi
Soru
Ben namaz kılarken kafamda sürekli dünya işleriyle ilgili düşünceler dönüyor ve bunlara engel olamıyorum. Özellikle farz namazları kılarken bazen son rekâta nasıl geldiğimi bile hatırlamıyorum. Çoğu zaman da üçüncü rekâtta mıyım, dördüncü rekâtta mıyım diye kaçıncı rekâtta olduğumu unutuyorum. Bu sebeple bazı vakit namazlarını üç kez tekrar kıldığımı biliyorum. Ancak üçüncü kez kıldığımda bile dört rekâtı tam kılıp kılmadığım konusunda tereddüt yaşayabiliyorum. Bazen de bu şüpheleri şeytanın vesvesesi olarak değerlendirip namazı tekrar kılmıyorum; fakat içim yine de rahat etmiyor. Şeytanın, insanı namazdan uzaklaştırmak için doğru kılınan namaz hakkında bile “yanlış kıldın” şeklinde vesvese verebildiğini ve böylece kişiyi ibadetten soğutmaya çalıştığını duymuştum. Bu noktada nasıl hareket etmem gerektiğini bilemiyorum. Tereddütlerimin bazıları haklı, bazıları ise vesvese olabilir. Namazı eksik veya yanlış kılmışım gibi bir his oluştuğunda namazı yeniden kılmam mı gerekir, yoksa bunu vesvese kabul edip üzerinde durmamam mı gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
Sorunuz fıkhî açıdan değerlendirilirken iki boyut dikkat çekmektedir: 1- Farz ya da nafile bir namaz bozulduğunda hangi namaz kılınıyorsa tekrar aynı namaza niyet edilir, bozduğum, bozulan diye bir kayıt düşmeye gerek yoktur. Üç kere de bozulsa kılınmak istenilen tek olduğu için bir kere kılınır. Ancak fıkhen, namazdan çıkış öyle zihnin karıştığı anda hızlıca yapılabilecek bir şey değildir. Olağanüstü durumlarda geçerlidir. Mesela; namazda bayılmak, can tehlikesi gibi zorunlu durumlarda geçerlidir. Olağanüstü olmayan rekât karışıklığı, vesvese gibi durumlarda yapılacak bellidir: Sıklıkla mesela üçüncü mü dördüncü rekât mı diye kafa karışıklığı yaşanıyorsa az olandan, üçüncü rekâttan devam edilir. Zaten sıklıkla karşılaşılan bir durum değilse o zaman baştan kılınır. 2- Bir vakit namazını üç kere bozacak kadar vesvese yaşamanız tedavi edilmesi gereken bir durum olabilir. Uzman birine danışıp çözüm yoluna girişmeniz iyi olacaktır. Geçmiş olsun, Rabbim afiyet versin.
Selamünaleyküm. Namazda bir yerde şaşırdığınızı evham ettiğinizde o şaşırmayı yok sayın. Devam edin kılmaya. Ciddi bir şeklide şaşırdığınıza inanırsanız, mesela iki mi üç mü diye tereddüt ederseniz ikiden devam edin. Bunu da bir namaz içinde bir defadan fazla yapmayın. Eksik olduğunuzu düşünseniz bile o namazı asla tekrar kılmayın. Bir zaman sonra biiznillah geçer bu durum.
Sizin durumunuz özel bir durumdur. Vesveseyi yok edene kadar bu konu ile ilgilenmeyin. Tam kılmış kabul edin. Sehiv secdesi yapmasanız da namazınız yine tamdır. Sehiv secdesinin yapılmaması namazı yok etmez. Siz durumunuzu özel kabul edin. Biiznillah kısa zamanda düzelirsiniz. Allah kolaylık versin.
Selamünaleyküm. Bu durum size zevk veriyorsa mesele yok. Aksi ise yapacağınız şudur: Gerek namazda ve gerekse diğer işlerde vesvese size geldiğinde onu yok sayarak işinize devam edin. Bu şu demektir: Ne üzerinden sizi şaşırtıyorsa onu olmamış sayarak devam edin; ikinci rekâtı kılmadın diyorsa kıldım sayın. Abdestin bozuldu diyorsa bozulmadı sayın. Bir ibadeti yaptıktan sonra da onu asla tekrar etmeyin. Ne kadar vesvese olursa olsun siz tekrar etmeyin. Birkaç ay sonra vesvesenin sizden uzaklaştığını göreceksiniz. Ama asla hiçbir şeyi tekrar etmeyin, abdest dahil!
Selamünaleyküm.Namazın rekâtlarında tereddüt ettiğinizde iki durum vardır. Birincisi, aklınız bir tarafa meylediyordur, onu yapın. Mesela üç mü dört mü tereddüt edince üç ağır basıyorsa üç kılın. Namaz tamamdır. Hiçbir tarafı tercih edemiyorsa az olanı tamamlayın, namazınız yine tamamdır biiznillah. Bilmeden fazla kılmanızın da namaza zararı yoktur.
Bir vesvese hastası olarak kendinizi kabul edin. Dolayısıyla kalbinize gelen çoğu şüphenin şeytandan geldiğini bilin. Bu sebeple de gerek namaz içinde gerek namaz dışında vesveselere karşı bir aldırışsızlık içinde olmayı kendinize ilke ve hedef edinin. Yellenme ile alakalı durumda ses ve koku işitmedikçe gelen hisleri bozuldu olarak saymayın. Namazda herhangi bir eksiklik hissederseniz sehiv secdesi yapın, namazınızı yeniden kılmayın. Sehiv secdelerinin çoğaldığını görürseniz de zannı galibinize bakarak bir tercihte bulunup namazınıza öyle devam edin. Mesela namazda zammı sure okuyup okumadığınızdan emin olamadığınız zaman zihninize bakın. Hangisi yüzde elli bir ve üstüyse onu doğru kabul edip namazınıza devam edin. Bunların yanı sıra kendinize salih arkadaşlar bulun. Onarla düzenli olarak bir araya gelin. Etkinlikler yapın, Allah'ı anın. Kendinize bir meşguliyet bulun. Boşlukta kalmayın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Evlilikte, yöre, kültür farkı nikâhı etkileyecek unsurlar değildir. Ancak iyi bir evlilikte yöre farkının etkisi ihmale edilemeyecek kadar büyüktür. Bence yöre ve kültür farkını önemsemelisiniz. Başta tereddütler oluşmasının ileride nereye varacağını tahmin etmelisiniz. Duygusallığın gereği yoktur.
Hacda kurban kesen bir mümin evinde de kurban kesmez. Zira kurbanın şartlarından biri mukim olmaktır. Hacı ise misafirdir, mukim değildir.
Maldaki Allah'ın hakkı olan zekât veriliyor ve kaynağı helal olan bir kazanç olarak elde ediliyorsa, mal biriktirmenin bir sakıncası yoktur. Bilakis Müslümanlar, daha zengin ve varlıklı olmalıdırlar. Para en büyük silahtır. Cihat için para kadar gerekli bir şey yoktur. Ancak, hakkı verilmeyen, harama harcanan, israf edilen bir mal sakıncalı maldır. Malı kalbe değil de kasaya koydukça ortada bir sorun yok demektir.
Buna kul hakkı değil de insanlık ayıbı diyelim. Ancak Müslüman olarak iki şeye dikkat etmemiz gerekiyor. Genelleme yaparak konuşmak hatalıdır. Bu bir. Zira Allah Teâlâ, küfür ehlinin bile daha beter olanından, biraz iyi olanından söz etmektedir. İkinci olarak da medyanın insanları yönlendirdiği konularda kimse, adaletli konuşmaktan söz edemez. Görüp gözlediğimiz bir konu gibi ele alamayız onların bize aktardıklarını.
Bu durum Ramazan ayında olursa o günü kaza eder. Ramazan dışındaki nafile oruçlar için ise yapacak bir şey yoktur, başka bir nafile onun yerini tutar.
Kitabımız Kur'an, bütün saygılara layık büyük bir Kitap’tır. Becerebildiğimiz en güzel saygıları ona göstermeye mecburuz. Okurken yemek haram değildir ama laubaliliktir. Şu kadar ki çocuklar bu kuralın dışındadırlar. Onlar hafızlık yaparken abdestsiz de Kur'an’a tutabilirler.