Fetva Meclisi
Soru
Hocam, oruç keffareti nereden gelmektedir? Söylenenlere göre bu konu Kuran-ı Kerim'de geçmemektedir. Aynı zamanda hadis de değildir. Peygamber efendimiz zamanında cinsi münasebette bulunup orucunu bozmuş bir kişinin Efendimize sorduğu bir sorudan yola çıkılarak bir hikâye anlatılmaktadır. Bu hikâye sahih midir? Sahih ise hikâyede bahsi geçen şahsın durumu ile orucunu gıda ile yiyen bir kişinin durumu bir tutulabilir mi? Son olarak kefaret orucu başka hangi kaynaklardan doğrulanmış bir ceza hükmüdür? Detaylı bilgilendirirseniz çok sevinirim.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam.Bozulan yemin için keffaret gerekir. Keffaret, on fakiri doyurmak veya giydirmek ya da bunları yapamayacak kadar fakir olanın üç gün oruç tutmasıdır.
Selamünaleyküm. Sizin kefaretini ödemeniz gerekmez ama ciddi bir tövbe etmeniz gerekir. Başkasının günahına vesile oldunuz.
Aleykümselam. Başlanmış orucu özür olmadan bozan birinin KEFFARET TUTMASI GEREKİR. Bir özür nedeniyle veya özürsüz olarak da olsa oruç tutmayan ise tutamadığı gün kadar kaza orucu tutar. Büyük bir tevbe ile de Allah'a yönelir.
Eğer, bayılma ve benzeri orucu bozmayı mübah kılacak düzeyde bir sıkıntıdan dolayı bozdu iseniz bu oruçları sadece kaza etmeniz yeterli olurdu. Kazaları da tutmuşsunuz. Ağır bir zorunluluk nedeni ile değilse bozmalarınız keffaret tutmanız gerekir. Buna göre: • Bu hatanız için tevbe edin. Allah’ın affını dileyin. • Ard arda ALTMIŞ GÜN hiç ara vermeden oruç tutun. İnşaallah bu kadarı yeterlidir. Allah Teâlâ mağfiret etsin, kabul buyursun.
Bir şey için yemin edip de yeminini bozmak durumunda olan kimse ya bir köle azat eder veya on fakiri giydirir ya da on fakiri doyurur. Köle azat etmesi şu anda mümkün olmadığına göre on fakiri, o giyimle namaz caiz olacak kadar bir kıyafet ile giydirir. Kadın veya erkek fark etmez. Ya da on fakiri bir günlük yemek ihtiyacını karşılamış olacak şekilde doyurur. Bunları yapamayan ise üç gün oruç tutar. Bu on fakirin on ayrı kişi olması gerekir. On kefareti bir seferde bir fakire vermek yeterli olmaz. Kıyafet üzerinden verilecek kefaret için mağazadan alınma şartı aranmaz. Kullanılabilir durumdaki giyilmiş kıyafet verilebilir. Elbette çöpe atılacak bir kıyafet üzerinden ibadet yapma gibi bir zafiyet gösterilemez. Atılacağı için değil de başka bir sebeple giyilmeyen kıyafet caiz olabilir. Kıyafet olarak verileceği zaman bu kıyafetin bir bütün olması şarttır. Mesela bugünkü örfte sadece pantolon tek başına bir giyim değildir. Beraberinde gömlek ile giyilebilmektedir. Buna dikkat edilmesi gerekir. Bayan için olduğunda da mesela bir başörtüsü tek başına kıyafet sayılmayabilir. Bu kıyafetlerin kendisi gibi değeri de verilebilir. (Bu görüş Hanefi mezhebi içindir.) Şehirlerde eski kıyafetler için bulundurulan kumbaralara konacak kıyafetlerin kefaret için geçerli olmayacağı kanaatindeyiz. Zira bu kumbaralardan o kıyafeti kimin alacağı yani alıcının ona müstahak olup olmadığı, kıyafetin ne kadarının alınacağı hatta oradan muhakkak bir fakir tarafından alınıp alınmayacağı meçhuldür. Meçhullük girince ibadet aksar.
AleykümselamEvet, Şafii mezhebini taklit ediyorsanız durum böyledir. Bir günle oruç bölümü kapatabilirsiniz. İşlediğin ağır haram için ise göz yaşları akıt, göz yaşları, göz yaşları.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu hususta örf muteberdir. O yöre de gelen geçene helal edilmiş bir meyve yenebilir.
Selamünaleyküm. Yaptığınız işi hakkıyla yapıyorsanız ve kimseyi kayırmıyorsanız kazancınızın sakıncası yoktur.
Selamünaleyküm. Helal kesilmiş bir hayvanın ürünü ise sakıncalı değildir.
Selamünaleyküm. Gıda sıkıtımızı dillendiren yazınızın size şefaate vesile olmasını dilerim Allah'tan. Bu, olsa olsa imandan kaynaklanan bir endişedir. Öyledir de biiznillah. Ancak ortada bir hakikat var. O hakikat şudur: H.Kamil Bey, çok güzel konuşuyor da, konuştuğunun pratiği ancak mezarda olabilecek kadar sıkıntılı konuları konuşuyor. Onu destekleyen güçlü isimler bulunmuyor, herkes 'iyi iyi diyorsun da!' diyerek cevap vermeye kalkışıyor. Öyle normal bir sorunla karşı karşıya değiliz biz. Gıda sorunumuzun en önemli boyutu, insanların bu durumu bildikleri hâlde sessiz kalmayı, hatta tüketmeye devam etmeyi tercih ediyor olmalarıdır. Fıkıh diliyle buna BELVAYI UMUMİ denmektedir. Yani içinden çıkmamız mümkün olmayan sıkıntı demektir. Mesela çikolatanın her çeşidinde jelâtin vardır. O olmadan üretilmesi zordur. Burada jelâtin yerine hangi jelâtin dememiz gerekmektedir. Evet, sıkıntımız vardır ve büyüktür ama bu sıkıntıyı evham düzeyine getirip asıl yapmamız gereken işlerden de geri kalamayız. Bunun için: A- Gıda konusunu imanımızla, mümin kimliğimizle alakalı bir konu olarak bilmeye mecburuz. Evimizdeki tutumuzdan, çocuklarımızı eğitmemizden bu anlaşılmalıdır. Gıda konusu sıradan bir konu değildir. Midelerimize girenlerin hesabını vereceğimizi ve midemize girenin ibadetimizi bile etkileyeceğini bileceğiz, planımız ve yaşantımız buna göre olacak. Bu birinci merhaledir. B- Ne kadar becerebilirsek o kadar seçici olacağız. Market seçeceğiz, firma seçeceğiz, misafirlik seçeceğiz. Seçmesini bilmeyen kullanılmaktadır. Bu da ikinci merhaledir. C- En iyisini yapmayı ister ve gayret eder olduktan sonra en iyiyi beceremez de bir altta ya da daha düşük bir seviyede kalırsak, bu durumda Rabbimizin engin rahmetine sığınır, O'nun affını dileriz. Mümin, yapamadıklarından sorumlu olmaz. Yapmaya muktedir olduğu hâlde yapmadıkları mümin için azap sebebidir. Gıda da durum böyledir. Ekmeğimizden suyumuza kadar ne tabii bir şey kalmıştır ne de helal! Tam anlamıyla kuşatılmış durumdayız. Bu kuşatılma da bizzat kendi elimizle oluşturduğumuz bir kuşatılmadır. Adeta ipimizi kendimiz çekiyoruz. Bu da üçüncü merhaledir. D- İfrat yani bir işi abartmak hiçbir zaman doğru değildir. Tespih gibi tekrar edilmeye başlanan bir şeye dönüştürmeyelim bu mücadelemizi. Sabırla ve sebatla yürümek zorundayız. Şeytan heyecanımızı ayağımıza bağ yapabilir. İstişare etmeye devam edelim. Çevremizi bu anlayışta olanlardan oluşturalım. Sürekli inceleyelim ama ne uçuk kaçık bir hâl alalım ne de ürküp kaçalım,bu ikisinin ortasında bir yol bulmalıyız. Bu da dördüncü merhaledir. Allah'tan midelerimizi temiz tutmada bize yardım etmesini dileriz. Size de dualar ederiz, dualarınızı bekleriz.
Selamünaleyküm. Siz, sakallı sayılmazsınız ama jiletle kesen gibi de sayılmazsın. Kaşınma illetiniz tıbbî ise sakalınız var sayılır.
Selamünaleyküm. İsim konduktan sonra gerek kalmamıştır.