Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm sayın hocam. Bulunduğumuz yer itibariyle etrafımızda tarlalar var. Bu tarlalar köylüye ait ve bizler sahiplerini tanımıyoruz. Tarlaların kenarlarında sınır belirtmek için dikilmiş meyve ağaçları var(özellikle erik ağaçları). Bu ağaçların meyvelerini sahipleri toplamıyor ziyan oluyor. Bizde sahiplerini tanımadığımız için alıp yiyemiyoruz. Ziyan oluyorlar. Buranın köylüsü olan bir arkadaşa sordum biz onları yiyenlere helal ediyoruz zaten özellikle yesinler diye dikilmiştir dedi. Fakat içimizde şüphe var yiyebilir miyiz ne dersiniz. Allah razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Ammenin menfaatine konan kurallara uymak gerekmektedir. Bu kurallar açık bir zulüm oluşturuyorsa o zaman kendimize göre bir çıkar yol ararız.
Selamünaleyküm. Bunun böyle olduğunu peyniri satın alan herkes bilir. Yapılan işlem eğer tenekenin üzerinde 'saf on beş kilo' yazıyorsa yanlış olur.
Selamünaleyküm. Size bu sözü söyleyenin sizin nezrinizdeki itimadına bağlı bir durumdur bu. İnsanlar bir sıradan Müslümanlık yaşıyorlar bir de derdi olan Müslüman olarak yaşıyorlar. Size bu sözü söyleyenin kimliğine bakın, imanını derdi edinmiş biri ise sözüne itimat edebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Bahçelerin YOLA DÜŞEN ve ÇİT VARSA ÇİTİN DIŞINDA KALAN meyvelerinin yenmesi haram değildir. Özellikle yetiştirilen meyveleri alıp yemek ise caiz değildir. Bahçe sahibi ile özel ilişkisinin buna izin vereceğini düşünen ise yiyebilir.
Selamünaleyküm. Diyanet'in böyle bir izni olduğunu bilmiyorum. Kesen Müslüman olursa yiyebiliriz ama satıcının Müslüman olması işi değiştirmiyor. Dini yaşamak böyle bir şeydir. Allah Teâlâ imtihan eder kulunu; kim ne kadar dayanacak, görmek ister. Midelerine giren rızkın ne olduğunu merak etmeyen bir nesil nasıl iyi bir mümin nesil olabilir? Direnin ve ayakta kalın. Bin yıl yaşayın ama midenize Allah'ın helallerinden başkasını koymayın. Bir gün ebedî yurdumuza cennetlere geçince kim ne yiyecek göreceğiz, kim aşırı kim normal belli olacak! Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. Biz Müslüman'ız yani Allah'a teslim olmuşuz. Allah'ın helal ettiğine helal, haram ettiğine de haram deriz. Allah'ın helaline yasak diyeni de olduğu gibi yok sayarız. Eti yenebilen hayvanların kesilmesine karşı çıkanların yaptığı, Allah'ın yaratmasını Allah'tan iyi bilmek iddiasıdır. Her zaman böyle havadan konuşan bir nesil bulunur biz işimize bakarız. Dinimiz bize yeter. Her sese kulak verirsek elimizdeki dini de tahrip edebiliriz maazallah.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Yaptığınız işi hakkıyla yapıyorsanız ve kimseyi kayırmıyorsanız kazancınızın sakıncası yoktur.
Selamünaleyküm. Müminlerin dinlerini, önceki dinlerin mensuplarının dinlerini konuştuğu gibi konuşmaları ne kadar abes bir iştir. Bugün keffareti bu şekilde ağzına alanların yarın namazı da hafife almayacağı nasıl garanti edilebilir? Böyle bir meselede size cevap vermemiz doğru olmaz. Zira siz, öğrenmek için sormuyorsunuz anlaşılan. Eğlenmek için de dinden başka bir şey bulmalısınız kendinize. Yine de size söylenecek bir sözümüz vardır elbette: a- Bizim fukahamız, fakülte amfilerinde makam hırsı ile yıllarını geçirmiş TV ekranında kadınlara yağcılık yapan tipler değildirler. Dolayısıyla onlar, ilim mücahitleridirler. Onları TV horozları gibi görenleri samimi bulamayız. B- Sözünü ettiğiniz keffaret konusu bir hikâyeden kaynaklanmış değildir. Buharî ve Müslim gibi ki muteber hadis kitabının rivayet ettiği bir hadisten kaynaklanıyor bu. Sizi tövbe etmeye davet ederim. Zira İslam'ın önemli bir bölümü o kaynaklardan öğrenilmiştir. Siz bakmayın TV horozlarına! C- Fukahanın keffaretle alakalı sözleri, kişisel değildir. İlk nesilden itibaren bütün fukaha ana ilke olarak keffareti kabul etmişlerdir. Çünkü onlar, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden gelen bir bilgiyi teğet geçecek kadar cesur hiç olamadılar. Allah onlara rahmetler etsin.
Selamünaleyküm. Gıda sıkıtımızı dillendiren yazınızın size şefaate vesile olmasını dilerim Allah'tan. Bu, olsa olsa imandan kaynaklanan bir endişedir. Öyledir de biiznillah. Ancak ortada bir hakikat var. O hakikat şudur: H.Kamil Bey, çok güzel konuşuyor da, konuştuğunun pratiği ancak mezarda olabilecek kadar sıkıntılı konuları konuşuyor. Onu destekleyen güçlü isimler bulunmuyor, herkes 'iyi iyi diyorsun da!' diyerek cevap vermeye kalkışıyor. Öyle normal bir sorunla karşı karşıya değiliz biz. Gıda sorunumuzun en önemli boyutu, insanların bu durumu bildikleri hâlde sessiz kalmayı, hatta tüketmeye devam etmeyi tercih ediyor olmalarıdır. Fıkıh diliyle buna BELVAYI UMUMİ denmektedir. Yani içinden çıkmamız mümkün olmayan sıkıntı demektir. Mesela çikolatanın her çeşidinde jelâtin vardır. O olmadan üretilmesi zordur. Burada jelâtin yerine hangi jelâtin dememiz gerekmektedir. Evet, sıkıntımız vardır ve büyüktür ama bu sıkıntıyı evham düzeyine getirip asıl yapmamız gereken işlerden de geri kalamayız. Bunun için: A- Gıda konusunu imanımızla, mümin kimliğimizle alakalı bir konu olarak bilmeye mecburuz. Evimizdeki tutumuzdan, çocuklarımızı eğitmemizden bu anlaşılmalıdır. Gıda konusu sıradan bir konu değildir. Midelerimize girenlerin hesabını vereceğimizi ve midemize girenin ibadetimizi bile etkileyeceğini bileceğiz, planımız ve yaşantımız buna göre olacak. Bu birinci merhaledir. B- Ne kadar becerebilirsek o kadar seçici olacağız. Market seçeceğiz, firma seçeceğiz, misafirlik seçeceğiz. Seçmesini bilmeyen kullanılmaktadır. Bu da ikinci merhaledir. C- En iyisini yapmayı ister ve gayret eder olduktan sonra en iyiyi beceremez de bir altta ya da daha düşük bir seviyede kalırsak, bu durumda Rabbimizin engin rahmetine sığınır, O'nun affını dileriz. Mümin, yapamadıklarından sorumlu olmaz. Yapmaya muktedir olduğu hâlde yapmadıkları mümin için azap sebebidir. Gıda da durum böyledir. Ekmeğimizden suyumuza kadar ne tabii bir şey kalmıştır ne de helal! Tam anlamıyla kuşatılmış durumdayız. Bu kuşatılma da bizzat kendi elimizle oluşturduğumuz bir kuşatılmadır. Adeta ipimizi kendimiz çekiyoruz. Bu da üçüncü merhaledir. D- İfrat yani bir işi abartmak hiçbir zaman doğru değildir. Tespih gibi tekrar edilmeye başlanan bir şeye dönüştürmeyelim bu mücadelemizi. Sabırla ve sebatla yürümek zorundayız. Şeytan heyecanımızı ayağımıza bağ yapabilir. İstişare etmeye devam edelim. Çevremizi bu anlayışta olanlardan oluşturalım. Sürekli inceleyelim ama ne uçuk kaçık bir hâl alalım ne de ürküp kaçalım,bu ikisinin ortasında bir yol bulmalıyız. Bu da dördüncü merhaledir. Allah'tan midelerimizi temiz tutmada bize yardım etmesini dileriz. Size de dualar ederiz, dualarınızı bekleriz.
Selamünaleyküm. İsim konduktan sonra gerek kalmamıştır.
Selamünaleyküm. Helal kesilmiş bir hayvanın ürünü ise sakıncalı değildir.
Selamünaleyküm. Namazın sıhhatine zararı yoktur.