Fetva Meclisi
Soru
Ben Hollanda'da yaşayan, tıp fakültesini bitirmiş bir doktorum. Önümüzdeki zamanda uzmanlığımı seçmek istiyorum ve birkaç gün içerisinde Patoloji uzmanlığı için mülakata gideceğim. Fakat bu hususta fıkıh yönünden soru işaretlerim var. 1. Patoloji bölümünde otopsi de yapılmak zorunda ve insan vücudundaki organlar çıkarılıp araştırılıyor (organlar tekrar vücuda yerleştirilmiyor). Bu işlemde ölmüş kişinin ruhu ızdırap çeker mi? 2. Otopsinin bir cinayeti ortaya çıkarabilmek için yapılmasının uygun olduğunu okudum. Fakat Avrupa'da otopsi, ilim için de yapılıyor. Tabi burada niyet yine ölüm sebebini öğrenmek ve bu yolla tıbba yeni ilimler katmak. Vefat eden kişinin ailesi de izin vermiş oluyor. Bu sebeple otopsi yapmakta caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Tıp baştan sona mübarek bir ilimdir. Bazı alanlarının caiz olmayacak şekilde kullanılabiliyor olması bu mübarek olmayı değiştirmez. Sizin sakıncalı bulduğunuz kimi uygulamalar caiz olarak da kullanılabilir. Siz mü'min bir doktor olarak kalıp Allah’ın hükümlerine sadık kalarak iş yaptığınız sürece bereket sizinledir. Haramın önünde dik durabildiğiniz sürece siz ibadet hâlindesinizdir. Konuya tıbbın o alanının hatalı kullanılması penceresinden bakmadan önce sizin imanınızın ve ciddiyetinizin sürekliliği ve sarsılmazlığı penceresinden bakın. Allah yardımcınız olsun, işiniz asan olsun. Âmîn.
Selamünaleyküm. Duygusallıkla bakıldığında işi 'koyun yüzmek' şeklinde görebilirsiniz. İşe bir de bir insanın hayatının kurtulması gözüyle bakın, kendinizi öyle bir durumda hissedin. Bu meseleler zaten ittifak edilmiş meseleler değildir. Cevapta da hissetmişsinizdir, görüşler arasında bir tercihe işaret edilmektedir. Ortada icma edilmiş bir durum yoktur. Allah, bizi kullarına muhtaç olmadan bu âlemden alsın diye dua edelim.
Selamünaleyküm. Şahsa ait bir şeyi ancak ölümcül bir durumda çalmanın ruhsatı olabilir. Tedavinin o ilaçla ölümcül bir bağlantısının olduğu kesin bir şekilde bilinmeli ve hiçbir alternatif de olmamalıdır. Mesela koca karı ilacı dediğimiz ilaçlar için bu geçerli olmaz. Çünkü o ilaçların tedavi gücü ispatlı değildir.Kadın ölünce erkekle ilişkisi tamamen biter. Erkeğin onun bedenine tutmak gibi bir yakınlığı caiz değildir. Cenaze yıkandıktan sonra yüzüne bakmak inşaallah böyle olmaz. Takva yönü ile söylenecek olursa bakmaktan da imtina etmesi gerekir.
Seruma koyduğunuz ilacın hastanın hayatına etkisiyle bağlantılı bir durumdur. Buna göre seruma koymanız gereken basit bir ağrı kesici olup bunda bir ihmaliniz söz konusu olursa yaşama etkiniz olmadığından ölümden sorumlu sayılmazsınız. Yalnız hayata etkisi bulunan potasyum gibi içeriğe sahip bir serum ise kusurlu kabul edilirsiniz. Dolayısıyla doğru cevap vermek için bu ikisinin arasını ayırmak gerekir.
Selamünaleyküm. Organ nakli hususunda, muasır fukahanın yapmış olduğu toplantılardan çıkan sonuçları şu şekilde özetlememiz mümkündür: 1- İnsanın kendi bünyesinden bir parçayı başka bir yere nakletmek caizdir. Bu tedavinin, daha ağır bir zarar oluşturmama şartı vardır. Meselâ, koldaki bir arızayı gidermek için ayağından nakil yaparken ayağın felç olmasına neden olma gibi bir durum olmamalıdır. 2- Bir insandan başka bir insana nakil yaparken yenilenen parçalar nakledilebilir. Kan yenilenen bir parça olduğu için nakli caizdir. Verenin bağış yapma ehliyetine haiz olması gerekir. 3- Yaşayan bir insandan organ almak, o organın alınması ile verene eksiklik getirecek bir alma ise bu haramdır. Yedeği bulunan bir organ ise birinin alınması hususunda fakihler arasında farklı görüşler vardır. 4- Ölümü gerçekleşmiş bir insandan diriye nakil yapmak ise varislerin izni veya ölmeden önce kişinin bunu vasiyet etmesi ile mümkündür. 5- Bütün bu işlemlerin hiç birinde ticari bir işlem bulunmamalıdır. İnsan üzerinden ticaret haramdır. Sadece tıbben gereken masraflar karşılanabilir, insan organına değer takdir edilemez.
Bir kere mesleğinle ilgili sana görev veren makamın kuralları senin için dinin açısından da bağlayıcıdır, bunu bilmelisin. Açık bir din aykırılığı olmadığı sürece seni görevlendiren makamın kurallarına uyacaksın. Bunun ötesinde bir fıkıh bilgisi olarak şu notları bir kenara kaydedebilirsin: a- Normalde hastanın izni alınarak hastaya müdahale edilir ancak acilde durum böyle olmayabilir; baygın olma, vakit yetersizliği, hastanın yanında muvafakat verecek kimsenin bulunmaması gibi durumlarda hastanın iznine gerek olmadan müdahale edebilirsiniz. b- Mevcut kurallara göre, uzmanı tarafından daha iyi olacağı umulan bir tedavi yapılmasında dinen sakınca olmaz. c- Bu kurala normal bir tedavi ya da acil bir ameliyat dâhildir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bu toplumda dudağı deldirmek bir örf değildir. Örf olmayan bir uygulama özellikle de bedene zarar verme tarzında ise kerihtir, yapmayınız.
Ne emretti ve ne yasakladı ise Allah, onların bütünü olan İslam'ı takatımızın yettiği kadarı ile yaşayarak gerçek mü’minliği yaparız. Buradaki 'takatımız' ile 'bize emredilenler/yasaklananlar' arasındaki denge ya da kesişme noktası Allah'ın gördüğü ve onun üzerinden ödüllendireceği noktadır. Bu da kimi zaman kırk yıllık ameller bütünü olur kimi zaman da bir yetimin başını okşamak olur. Kimi zaman da iki damla gözyaşı olur.
Yaşı yirmi dört olan evlenemez diye bir kural yoktur kızım. O yaşta veya daha önce evlenip bir ay sonra boşanan biri olmak mesela iyi bir sonuç mudur? Sabredip beklemek en güzelidir. Dert etme. Şeytan seni kederlendirerek içini kemirmek istiyor. Sen ise mü'min bir kızsın. Neden ona alet oluyorsun? Boş vakit geçirmemeye çalış. Çok oku, çok iş yap rahat edersin. Rabbim yardımcın olsun.
Ölenin arkasından yas tutmak, matem ile yaşamak yoktur. Doğal olarak üzülen, ağlayan insanın haline ise denecek bir şey yoktur. Kurallaştırılmış ya da benimsenmiş bir yas tutma, matem yapma dinen caiz olmayan bir iştir. Sadece kocası ölen kadının iddet beklemesi vardır. Bu iddet bekleme dört ay on gündür. O esnada kadının ihdad dediğimiz bir uygulaması vardır. O uygulamayı bir çeşit yas tutma olarak görebiliriz. Bu da sadece kocası ölen kadın içindir zaten.
Namazı bozsa da bozmasa da Kur'an'ı bize indiği gibi okuma gayreti içinde olmalıyız. Her türlü hata o büyük emaneti koruyamama olarak sonuçlanabilir. Zikrettiğiniz okumada ise az bir uzatma namaza mani olmayabilir ama çok olursa namaza engel olabilir.
Bu sıkıntıyı yaşayan kardeşlerimizin öncelikle doktora görünmelerinin zaruri olduğu kanaatindeyiz.