Fetva Meclisi
Soru
Hocam, gerçek Müslümanlık neyde gizli? Sadece namaz kılıp dua etmek değil elbet. Ama bir tarafta Allah’ın dini için canıyla, malıyla, kalemiyle cihad edenler var. Bir tarafta da yaptığı tek bir amelden dolayı Allah katında yüksek mertebeler kazananlar. Kafam çok karışık.
Cevap
Benzer fetvalar
Elbette Müslümanlar kendi aralarında kardeşliğin yüksek huzurunu hissederek yaşamalıdırlar. Temel gayemiz ve çizgimiz bu olmalıdır. Rabbimizin emri böyledir. Bu nedenle de küs olmak yasaklanmıştır. Dini bir nedene dayanmadıkça üç günden fazla küslük caiz değildir. Tartışmak, farklı fikirleri savunmak ise küslük değildir. Edep çizgileri aşılmadığı sürece tartışmak ve farklı düşünmekte sakınca yoktur.
Yaptığımız salih işlerin/ibadetlerin kabul olup olmamasını belirleyen ana ölçü namaz değil İMANDIR. İmanında sorun olmayan biri hangi ameli yaparsa onun ecrini alır, yapmadığının da azabını hak eder. Doğru olan budur. Şöyle bir ayrıntı zikredebiliriz: Namaz, ağırlık itibariyle bütün ibadetlerden önce gelmektedir. Namaz kılınmıyor ise onun oluşturacağı boşluğu diğer ibadetler dolduramaz denirse buna itiraz edilmez. Neticede bütün bu hesapları Allah Teâlâ yapacaktır. Tek doğruyu da o bilir. Lütfü ile hepimizi salih amellere muvaffak kılsın. Âmin.
Elbette mü'minlerin birbirlerini basit görmeleri hatta zararlı saymaları yanlıştır. Cemaat önderleri böyle bir anlayışa sebep olacak söz ve davranışlardan uzak durmalıdırlar. Şu iki husus da önemli bir tespit olarak zihnimizde bulunmalıdır: a- Nihayetinde cemaatlerin söyledikleri birbirlerinin zıddı şeyler değildir. Kur'an aynı, fıkıh aynı; nedir farklı olan o zaman? Metotlar farklıdır. Zaten itikat konularında bir farklılık varsa o takdirde biz kendimizi zararlı çevreden koruruz. Ama metot farklılıklarını öne sürerek cemaatler arasındaki mesafeyi büyütmek sakıncalıdır. İslam'ın ruhuna aykırıdır böyle bir şey. b- Belli bir ilmi seviyesi olmayan bir Müslüman'ın her çiçekten bal toplamaya kalkışması da iyi sonuç vermeyecek bir davranıştır. Ama bu, bir oradan bir buradan alma, zevke göre seçme şeklinde olduğunda yanlış olabilir. Kur'an'ı anlatan dinlenmeli. Temel ilkeleri anlatan dinlenmelidir. Bunda bir hata olmaması gerekiyor. Şüphesiz kalpleri ve niyetleri Allah Teâlâ bilir ama müşteri ve kaynak kaçırma endişesi sizin zikrettiğiniz konunun temelinde yatıyor olsa gerek. Allah'tan bizi fitneye düşmekten korumasını dileriz.
Dinimize ait hususları sorup öğrenmek Allah’ın emridir. Kimse böyle bir emri kaldıramaz, yok sayamaz. Âlim de sorar cahil de. Sormak bir ilim vasıtası ise ilme muhtaç olan bir Müslüman neden sormasın. Yalnız şöyle bir durum dikkatimizden kaçmamalıdır: Müslüman’ın dinine ait meseleleri, magazin konuları gibi göreceği anlayış kesinlikle kabul edilemez bir anlayıştır. Öğrenmek ve amel etmek gayemiz olmalıdır. Bu gayenin kaybolması veya sulandırılması denebilecek tavırları bir ibadete karşı tavır olarak görmemiz gerekir. Âlimlerin uyardığı nokta bu noktadır. Soru sormayı menetmek diye bir durum yoktur, olamaz da. Sorulması anlamsız ve gereksiz soru örnekleri olarak şunları sayabiliriz: 1. Dinin emretmediği, varsayımlar üzerine kurulu, ekonomik ve sosyal değeri olmayan, Müslüman’ın işini düzeltmeyecek farazi meseleler, 2. Gayba ait olan yani Allah’tan başkasının bilmeyeceğine inandığımız ve hakkında ayet hadis olmayan konular, Bilmece türü meseleler, 3. Soranın ve cevaplayanın, onlara alaka gösterenin şüphesini oluşturabilecek konular, 4. İbadetlerin, emir ve yasakların gerekçesini irdeleyen, merak gidermenin ötesine gitmeyecek sorular, 5. Soru ve cevabı üzerinden bilgiçlik taslama, üstün gelme hazzını tatmin etme soruları, 6. Kur'an ve Sünnet’i irdeleyen, onlarda vesvese ve şüphe oluşturabilecek, alay ve eğlence meyilli sorular, 7. Selefi salihinin ağırlığını zedeleyebilecek sorular sorulmamalıdır.
Selamünaleyküm. Bu tespitiniz doğrudur, herkesin ekmek ticareti yaptığını düşündüğümüz bir pazar yerini andırıyor bu çalışma. Ortada bir eksiklik vardır ama eksiklik var diye de olanı reddetmemiz gerekmiyor. Başta siz olmak üzere eksiklik görenler gördükleri eksikliği gidermek için çalışacaklardır. Ayrıca yaygın olan sizin tespitinizdir ama İslam'ı bir bütün olarak ele alanların da varlığını inkâr etmemiz gerekmez. En iyisini bulmaya çalışırız, buluncaya kadar da eldekini değerlendiririz, böylesi daha iyidir. Allah yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Bir nimetin içinde bulunan o nimetin kıymetini, aynı nimetin mahrumu olarak yıllarca yaşadıktan sonra ona kavuşanlar kadar bilmeyebilirler. Bu normaldir. Böyle bir idraki anlatması bakımından Ömer bin Hattab radıyallahu anhtan nakledilen bir söz size ışık tutacaktır. Diyor ki: 'Cahiliyeyi tanımayan İslam'ın kıymetini bilemez.' Mevcut, sizin de şikâyet ettiğiniz durum bundan kaynaklanmaktadır. Ezanı elli yaşında duyanlarla, kulağına ezan okunarak hayata başlayanlar arasında bu heyecan farkı vardır. Hiçbir şekilde böyle bir durum Allah katında heyecansızlığın özrü olamaz elbette. Burada bir miktar da, din öğreten hocalarımızın kabahati vardır. Dini, genellikle ibadetler düzeyine daraltıp, cihattan, şeytanla savaşı meydana yığmaktan pratikleme yapmadıkları için heyecansızlaştırmaktadırlar.Netice ne olursa olsun, siz bu eksikliği hissetti iseniz en azından siz bir kişilik bir konvoy da olsa yola çıkın, yürüyün, arkanızdan kimse gelmese bile melekler sizi izleyeceklerdir. Allah'a emanet olun, heyecanınız gür olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Sizi tebrik ederim. Allah Teâlâ razı olacağı ameller yapmaya sizi de bizi de muvaffak kılsın. Çok az istisna dışında tıbbın bütün alanları için mübarektir diyebiliriz. Belirttiğiniz alanda da bu mübareklik vardır. Endişe etmeyin. Girin, içinde bulunduğunuz süre içinde de kendinizi haramlardan koruduğunuzda sıkıntı yoktur.
Bu toplumda dudağı deldirmek bir örf değildir. Örf olmayan bir uygulama özellikle de bedene zarar verme tarzında ise kerihtir, yapmayınız.
Yaşı yirmi dört olan evlenemez diye bir kural yoktur kızım. O yaşta veya daha önce evlenip bir ay sonra boşanan biri olmak mesela iyi bir sonuç mudur? Sabredip beklemek en güzelidir. Dert etme. Şeytan seni kederlendirerek içini kemirmek istiyor. Sen ise mü'min bir kızsın. Neden ona alet oluyorsun? Boş vakit geçirmemeye çalış. Çok oku, çok iş yap rahat edersin. Rabbim yardımcın olsun.
Namazı bozsa da bozmasa da Kur'an'ı bize indiği gibi okuma gayreti içinde olmalıyız. Her türlü hata o büyük emaneti koruyamama olarak sonuçlanabilir. Zikrettiğiniz okumada ise az bir uzatma namaza mani olmayabilir ama çok olursa namaza engel olabilir.
Ölenin arkasından yas tutmak, matem ile yaşamak yoktur. Doğal olarak üzülen, ağlayan insanın haline ise denecek bir şey yoktur. Kurallaştırılmış ya da benimsenmiş bir yas tutma, matem yapma dinen caiz olmayan bir iştir. Sadece kocası ölen kadının iddet beklemesi vardır. Bu iddet bekleme dört ay on gündür. O esnada kadının ihdad dediğimiz bir uygulaması vardır. O uygulamayı bir çeşit yas tutma olarak görebiliriz. Bu da sadece kocası ölen kadın içindir zaten.
Bayanların kullandığı kozmetik ürünlerde, a- Uzun vade de olsa sağlık açısından risk taşıması, b- Namahrem kişilere karşı cinselliği kışkırtıcılık bulundurması, c- İçeriğinde alkol bulundurması d- Ve bayanların bu kullanımı abartmaları, sadece parfüm kullanmayı yeterli görecek duruma gelmeleri bir sorun başlığı olarak bulunmaktadır. Bunların içinde alkol bulundurma neredeyse aksi olmayacak kadar yaygın olduğu bilgisine sahibiz. Sadece bu nedenle parfüm kullanılması sakıncalı olacak bir durum yoktur. Sakınca, öyle bir kullanımdan sonra namaz kılmakta olabilir. Zira avuç içi kadar bir alan bedenimizde necis kabul edilen bir şeyle kirlenmiş ise namaz için oranın yıkanması gerekmektedir. Bu durumda da mümkün olduğu kadar namazı kollayarak bu parfümleri kullanmak gerekiyor. Şunu da belirtelim: Bazı âlimlere göre bu parfümlerin kullanımında esasen sakınca yoktur. Bunu da, dikkat etmeden kılmış olabileceğimiz namazlar için bir çıkış olarak değerlendirebiliriz.