Fetva Meclisi
Soru
Resul ve nebi arasındaki fark nedir? Resul, kitap ve bir şeriat getiren peygamber demek ise Meryem suresi 54. ayette Hz. Salih’e neden ‘resul’ deniyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Resûl, yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla insanlara gönderilen peygamber anlamındadır. Nebî ise Allah’ın emir ve yasaklarını insanlara haber veren, yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla gönderilmeyip önceki bir peygamberin kitap ve şeriatını ümmetine devam ettirmekle görevli olan peygamberdir.
Selamünaleyküm. Resûl ve Nebî aynı şeyleri yansıtıyor gerisi afakı meselelerdir.
Akide: İnanılan esaslara verilen isimdir. Şeriat: İbadet ve hayat kurallarının dine göre belirlenmesidir. Fıkıh: Dine dair bilgilerin kaynakları ile öğrenilmesidir.
Selamünaleyküm. Allah ve Resûlü dışındaki birine yönelmiş ve ALLAH’IN, RESÛLÜ’NÜN OLMASI GEREKEN SEVGİ VE İLGİNİN YERİNE OTURTULAN İLGİ VE SEVGİ imana aykırı bir sevgi ve ilgidir.
İkisi arasında fark bulunuyor. ŞERİAT, Allah’tan inen dinin adıdır. Eksiği, fazlası olmaz; bütünüyle imanımızı yansıtan değerin adı Şeriat olarak zikrettiğimiz kavramdır. Buna İslam da diyebiliriz. Fıkıh ise o Şeriat’ı anlamak ve pratikleştirmek için müçtehitlerin yaptığı çalışmaların bütününün adıdır. Buna göre de Şeriat içeriği ile olduğu gibi Allah’a aittir. Fıkıhta ise müçtehitlerin yaptığı içtihatlar bulunduğu için insana ait yorumlar da bulunmaktadır.
İlmihal ve diğer kitaplar arasındaki fark; ekmek ile baklava arasındaki fark gibidir. Biri hayattır diğeri lükstür. İlmihalin temelini oluşturan bilgiler, namazda okuncak orandan daha fazlası açısından Kur'an öğrenmek için bile geçerlidir. İlmihal bilmeyenin bilmesi gereken başka bir ilim yoktur. Adı şöhretli değil diye ilmihali basit göremeyiz. İlmihal kabire girildiğindeki ilk sorulardan oluşuyor. İnsanlar bilgiyi bir nevi fors için öğreniyorlar diye bu büyük hakikatı değiştiremeyiz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Dürzilik hakkında ince bir araştırma yapmış değiliz. Sıradan ansiklopedik bilgilere sahibiz. Sizinle bu bilgileri paylaşabiliriz. Geniş bir bilgi için Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi’ni inceleyebilirsiniz. Yüzeysel olarak şunu söylememiz mümkündür: 1- Dürzilik, İslam devletleri döneminde ortaya çıkmış bir gruptur. Özellikle Fatımî dönemini çıkış dönemi olarak görebiliriz. 2- Dürzilik bir batınî yapılanmadır yani yer altı mantıklı bir örgüttür. Gerçek kimliklerini tespit edecek açık vermemeye dikkat ederler. 3- Allah'ın Ali'de bulunduğu anlamına gelecek HULÛL inancına sahiptirler. Bu da İslam inancı ile olan mesafelerini göstermektedir. 4- Takıyyecidirler. 5- Önderlerini masum görmektedirler.
Yüzme tıbben gerekli özel bir durum olmadıkça farz olmaz. Sünnet olması da genel bir hayat nimeti olarak bakılması açısındandır. Yüzme esnasında haram bir durum oluşacaksa o da terkedilmelidir.
Eğer bir şey kati olarak haram ise ondan elde edilen kazanç da helal olmayacak demektir. Tam olarak haram olan bir kazancın bulunduğu sofraya da zaruret bulunmadıkça oturulmaz. Şunu da tespit etmeliyiz: Hâkimlik ve benzeri mesleklerin icrası, niyetle bağlantılı olarak sözünü ettiğiniz sonuca da çıkabilir, daha ehven bir durumda da olabilir. Bu nedenle o kadar ağır bir kanaati genelleme yaparak kullanmamak evla olandır.
Doktorların veya emniyet görevlilerinin sakıncalı bulduğu bir eğlence aletini kullanmak caiz değildir. Herkesin yaşına ve özel sağlık şartlarına göre bu hüküm değişken de olabilir. Bir bayan olarak özellikle bayan için sorulduğunda ise bayanın setriavreti açısından da bakacağımız için meseleye, bayanın erkeklerin görebileceği bir yerde olması durumunda bu aletleri kullanması o açıdan da caiz olmaz. Bir başka husus da, eğlenmenin bir mubah olduğunu bilmemiz gerektiğidir. ‘Eğlenmek mubahtır’ dediğimizde de bunun farzları ezmeyecek, insanî sorumluluklarımızı ihmale neden olmayacak ölçüler ve zamanlar içinde olması gerektiği vurgulanmış olur.
Sadece haramdan gelen kaynaktan elde edilen kazanç elbette berrak helal bir kazanç değildir. Tevbe etmeli ve istiğfar etmelidir.
Burada bir anlaşma sıkıntısı olmalıdır. Sadece bir meselede karşı durma nedeniyle böyle olması anlamsız gibi duruyor. Elbette eşinizin anlayışlı olması gerekiyor, sizin de ifadelerinizi incitmeyecek şekilde kullanmanız gerekiyor. Allah'tan başka hiç kimseye karşı sınırsız bir teslimiyet ve itaat olmaz. Her şeyin bir dengesi olmalıdır. Eşler de bir denge üzerinden birbirlerine alaka duymalıdırlar. Tek taraflı olmasından çok iki tarafın da hatasından söz etmek gerekiyor. Bir aile büyüğünüzü size nasihat etmek ve durumunuzu değerlendirmek için öne çıkarın, size o yön versin. Böyle dışarıdan bilgilerle size yardımcı olmak zordur.