Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Hocam biz Kuran ve Sünnet kaynaklı bir hayat yaşamaya çalışıyoruz. Bunun haricindekileri bildiğim kafası ile kabul etmiyoruz. Bu vesile bildiğim kadarı ile ricalül gayb inancı kuran ve sünnette yok. Ama geçen Cevat Akşit hocayı dinlerken bunlardan bahsetti ve şok oldum. Cevat Akşit gibi bir hocanın böyle konuşması bende soru işaretlerine yok açtı. Doğrusunu size sormakta fayda buldum. Hocam kuran ve sünnette Ricalül gayb diye veya buna benzer bir konu var mı? Inanmamız mı gerekir yoksa inkar mı etmemiz? Benim bildiğim kafası ile batıl ve şirke götüren bir inanç? Ben sadece peygamberimiz ne yapmışsa onu yapmaya çalışıyorum ama bazı tasavvufi çevrelerden dolayı aklin karışıyor. Lütfen beni aydınlatır mısınız? Allah'a emanet olun...
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Gayb alemine ait bilgileri, bize ulaştığı gibi kabul etmekten başka çaremiz yoktur. Bu tür bilgilerin akılla, matematikle izah edilmesi mümkün değildir. Daldıkça ve konuşuldukça bocalamayı artırır sadece. Siz, bu tür azaba takıldınız da mesela cennetteki o muhteşem nimetleri nasıl yorumlayabildiniz ki, onlar da akılla izah edilebilir şeyler değildir. Zaten akılla izah edilebilen şeylerin cennet veya cehennemde önümüze konmasının anlamı yoktur. Buradakilerin tekrarı ne cennette ne de cehennemde yoktur. Oralara mahsus şeyleri buraların şartlarında değerlendirmek sadece kafa yorar. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Mümin, bu zamanda önce kendisini korumalıdır. Fitne ateş gibi her yeri sarmış durumdadır. İmanımız ciddi bir şekilde tehlikededir. Önce kendinizi korumayı gaye edinin. Onlar size tesir etmesinler. İkinci göreviniz de onlara iyi örnek olmaktır. En iyi yapacağınız şey, imanınızla oluşan kimliğinizi kıskandırmaktır. Tatlı konuşan, vakar sahibi, sözüne sadık, ibadet ihmal etmeyen, ahireti hesap eden bir mümin olduğunuz zaman onlar sizden istifade edeceklerdir. Böylesi, oturup onlara bir saat seminer vermekten iyidir. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. 1- Himmet kelimesinin, mezardan bile etki edecek şekilde kullanılmasının ne kadar yerli yerinde olduğunu öğretecek bir bilgi sahibi değilim. Kur'an ve Sünnet üzerinden böyle bir bilgim yoktur. 2- Şirk değilse bile mümince değildir. 3- Yiyeceğimizin aslı araştırmayacaksak hiçbir şey araştırılmayacak demektir. Umumiyetle helal üzere bulunulan bir ortamda isek araştırmayız. Kimin ne yaptığı belli olmayan bir ortamda muhakkak araştırırız. Kişi seçer, ortam tutarız. 4- Kuran’ımızın özel bir Arapçası olduğunu söyleyebiliriz; günlük Arapça ile Kuran’ı anlamak mümkün değildir. Nitekim Kuran Arapçası ile de bugünkü Arap toplumunun dilini anlamak mümkün olmamaktadır. Allah Teâlâ muvaffak kılsın.
Selamünaleyküm. Kur'an ve Sünnet hava ve su gibidir bizim için dediğimizde hava ve su dışındaki şeyleri reddetmiyoruz ama hiç birinin hava ve su gibi olmayacağını söylüyoruzdur. İnsana su da gereklidir susam da; susamla suyun gerekliliği aynı mıdır? Buradan yola çıkabilirsiniz. Kur'an ve Sünnet'in konuşulduğu yerde kimsenin 'bunu da katın' diyebileceği bir şeyi olamaz, asla olamaz. Zikredilen o isimler için su ile susam örneğini düşünebilirsiniz. Size tavsiyemiz, bu tür tartışmalardan uzak duru, delirir de o tartışmaları yine bitiremezsiniz. Kulluğunuza bakın, vaktinizi heba etmeyin.
Okuduğunuz ilmihal kitabından daha fazla akaid bilgisi sizin için bile bile kafa karıştırmaktır. Siz dininizi yaşamak için öğreniyorsanız, size gerekmez. Hayır, tartışmak ve felsefesini yapmak için ise bulduğunuzu dinleyin, gördüğünüzü izleyin o zaman. Allah yardımcımız olsun. Bize bizi cennete götürecek bilgiler gerekiyor.
Aleykümselam. Dinimize hizmet etmek için şu veya bu iş sahibi olmak gerekmez. Her mü'minin dini için yapabileceği pek çok şey muhakkak vardır. Alim olma yöntemi ile hizmet etmeyi kastediyorsanız o ilme meyilli bir kabiliyetinizin olmasını gerektirmektedir. Bunun da bulunup bulunmadığı bu zamana kadar anlaşılmıştır. Dert etmenizi gerektiren bir durum yoktur. Siz önce İYİ BİR MÜMİN olma gayesi ile hareket edin. İyi bir mü'min oldunuz mu zaten dininiz sizden istifade etmeye başlar. Gerisini de Allah önünüzü açarak ne yapacağınızı size gösterir.
batıl konusundaki diğer fetvalar
Bu tür uygulamalarda: a- Bir batıl dinin akidesini taklit edip etmediğine, b- Sağlık alanında yetkili makamın buna izin verip vermediğine bakarız. Eğer bu uygulamada bir batıl dine ait simgeler taklit ediliyor ve ondan şifa umuluyorsa ya da sağlıkta yetkili makamlar bunu sakıncalı buluyorsa yapılmasının caiz olmayacağına kani oluruz.
Allah’ın yarattığı her nimetin kendi ekseninde güzelliği/yararı vardır. Karpuzu da böyle görebiliriz. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem karpuz yemiştir, bu konuda bilgimiz vardır. Karpuzun fazileti ile alakalı ise hadis yoktur, olanlar batıl sözlerden oluşmaktadır.
Yoga bir din anlayışının ibadet sahnelerinden oluşmaktadır. O din de batıldır, beşeridir. Dünya çapında bir spor gibi gösterilmesi sadece bir şeytan tuzağıdır. Bütün dinleri ekseninde birleştirmek gibi bir safsata üzerine yoğunlaştırılmış yoga için müspet bir şey söyleyemeyiz. Biz ne istendiğini hissedemiyor olsak da özü budur. Dış görüntü itibariyle haram olmasını gerektirecek şeyler giderilebilir gibi duruyorsa da o hareketlerin etkisinin akideye sızabileceği kanaatindeyiz. Özünde güneşe secde etmek olan bir idrakin tevhid akidesine ters olduğu açıktır. En azından putperest bir toplumu taklit söz konusudur. Hiç değilse bir vakit zayiatıdır ortadaki. Kör taklit ve kitlesel yönlendirilmelere açık olmak da çabası.
Kaldığınız otelde haram bir durum yok ve siz haram bir temasta değilseniz hiçbir sakıncası olmaz. Huzursuz olacağınız bir evde olmanızdan da daha iyi olur. Allah mübarek etsin.
Hiçbiri yoktur. Müslüman’ın bunlarla ilgilenecek aklı ve vakti de yoktur. Olmamalıdır.
Bu ümmetin büyükleri yani SELEFİSALİHİN’i üzerinden ele alındığında imanlarının şu noktalar üzerinden büyük kaldığı anlaşılacaktır: Batılı ve küfrü tamamen sıfırlayarak imana girdiler. Bir kap olarak tertemiz yaptıkları kalplerine kelimeyi tevhidi yerleştirdiler. Böyle olunca da pürüzsüz bir iman sahibi olma yolu onlara açılmış oldu. Allah’ın emirleri ve Peygamber aleyhisselamın tavsiyeleri asla tartışmadıkları ve yüzde yüz itaat ettikleri konular oldu. İman mücadelesinin kolay olmayacağını, zor bir yol kat edeceklerini bildiler. Sabır ve sebat için ellerinden geleni yaptılar. Allah’ın vaat ettiği cennet ve sevap konusunda hiçbir tereddütleri olmadı. Cenneti adeta gözlerinin önünde gördüler, cehennemi paçalarını tutuşturacak kadar yakınlarında bildiler. Tembellik ve hantallıkla karşılaştıklarında yıkılmadılar, düştükleri yerden kalkmak olarak tarif edilebilecek bir yenilenme ve tazelenme içinde oldular. Tevbeyi ve istiğfarı parola edindiler. Bitmez tükenmez dualarla Allah’a yöneldiler. Duanın onlara her kapıyı açacağını bildiler.