Fetva Meclisi
Soru
Hocam sizin okunacak kitaplar konulu sohbetinizi dinledik. Allah razı olsun sizden, çok faydalı oldu bizim için. Ben Risale-i Nur külliyatı hakkında düşüncelerinizi sormak istiyorum. Her gün okunmalı mı yoksa bir kere bir kitabı okumak yeterli midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Risale-i Nur külliyatı, iman eksenli bir külliyattır. Fiiliyattan gelerek kaleme alınmış eserlerden oluşmaktadır. Okunmamasını söylemek asla doğru olmaz, tam anlamıyla abes olur. Ama onları tek kaynak olarak görüp okumak da yanlıştır. Kur'an ve hadislerin dışında hiçbir kitap 'tek kitap' değildir. Kütüphanemizde bulunması ve anlayışının okunması yararlı bir kitap olarak görürüz. Ne yerer ne de abartırız.
Hayatını Allah'a adamış bir insan hakkında bizim söyleyecek ne sözümüz olabilir? Ancak hiçbir kitap Kur'an gibi hadis gibi okunmaz. Kur'an ve hadis haline getirilmiş kitaplar, esasen değerli olsalar da yanlış sonuçlara götürürler. Bir ilim membaı olarak okunacaksa güzel eserlerdir. Bu zamanın Kur'an'ı gibi -maazallah- görülecekse hiçbir şekilde yanaşılmamalıdır.
Diyanet ilmihali olarak bilinen bir ciltlik kitabı okuyup hazmetmeden hiçbir kitabı okumamalısın. O kitaptaki bilgiler farz bilgilerdir. Birinci ve öncelikli okuma kitabın bu olacak. Okuduktan sonra da o kitabı saklayacaksın. Altını çizdiğin yerleri zaman zaman inceleyeceksin. Bu kitaptan sonra Kur'an-ı Kerim okuyacaksın. Günde beş sayfa oku muhakkak. Bir mü'min olarak Kur'an'ımızdan en az otuz sayfa kadar ezber bilmen gerekir. O kadarı ezberle. Bunu muhakkak bir hoca denetiminde yap. Bundan sonra serbestsin. İstediğini oku. Tefsir, hadis, tarih, ne istersen.
Bu ümmetin en zor zamanlarından birinde Allah’a iman davasına büyük hizmetler yapan, dini ve imanı uğruna hayatını zindanlarda geçirmekte sakınca görmeyen bir dava adamı olarak biliriz Said Nursi’yi. Allah ona rahmet etsin. Onu ve bütün çilekeş kullarını cennetlerine aldığında bizi de onlarla buluştursun. Böyle bilir böyle itiraf ederiz. Said Nursi rahmetullahi aleyhin ve eserlerinin etrafında ise şunu söylemeye mecburuz: - Onun iki büyük eseri vardır. Bu eserlerinin birincisi pratik hayatıdır. Eğilip bükülmeyen, kul olarak hata etse de hıyanet etmeyen, taviz vermeyen, zillete rıza göstermeyen kimliği ile bıraktığı pratikliği. Bu onun kitaplarından daha büyük bir eseridir. İkinci eseri de elimizdeki kitaplarıdır. - Bu kitaplardan oluşan eserlerini bir nevi ‘yeni Kur'an’ gibi görmek/göstermek isteyen cahilleri sadece aklı kıtlıkla itham edebiliriz. Onlar için söylenecek başka bir söz yoktur. Kur'an’a hizmet eden eserler düzeyinden onun yerine geçebilecek eserler gibi görülmesini kabul edemeyiz. Bu bir cahilliktir. Said Nursi rahmetullahi aleyhe ve davasına hıyanettir. - Aynı şekilde içi ayetlerle dolu eserleri çöpe atmayı da cahillik ve daha ötesinde bir delilik olarak görürüz. Bu da öyle bir davet adamına karşı terbiyesizliktir. Ondan da önce, içindeki yazılı ayetlere karşı terbiyesizliktir ki, o terbiyesizliğin ucunun nereye dayanabileceğini tahmin bile etmek istemeyiz. - Yine bu çerçeveden olarak, Said Nursi ve eserlerini ümmetin ortak değeri olarak değil de bir zümrenin inhisarında görmek de yanlıştır. Bilhassa yaptıkları,çalışmaları son zamanlarda bütün mü'minlerce reddedilmiş bulunan bir kişi ve fırka ile direk bağlantılı görmek yani ümmetin adamını bir grubun tekelinde görmek hayatı tanımamak olur. Eğer bu kadar kısır bir idrakle bakarsak meseleye çok geçmez, o grup Kur'an’da okurdu der ve ona da tahdit mi getiririz diye endişe edelim mi şimdi? Daha basiretli ve derin düşünmek zorundayız. Biz ümmetiz. Ümmet olarak bin bir rengi barındırıyoruz; çirkin ile güzeli, iyi ile kötüyü, hayırlı ile şerliyi, beyaz ile karayı bir arada tutuyoruz. Ümmetimizin içinde olup bitenlerle ümmetimize mal olmuş kıymetlerimizi karıştıramayız. Allah’tan korkalım. Ahireti düşünerek yapacağımızı yapalım.
Selamünaleyküm. Said Nursi rahmetullahi aleyhin yaşadığı hayatın, Kur'an'a hizmet yoğunluklu olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir. Hayatını Kur'an'a hizmete adamış ve bu uğurda sonrakilerin izini süremeyecekleri kadar fedakârane yaşamış, mala tenezzül etmeyen, hediye bile almayan bir insanın çalışmaları elbette bir tür tefsirdir. Buna itiraz, olsa olsa hasetten dolayı olur. Şu kadar ki, o eserleri, Kur'an'ın tek tefsiri ve sonrasında bir daha yapılamayacak düzeyde görmek bir abartıdır. Zamanının iyisi onlardı, demek gerekir o kadar. Kur'an'dan başka ebedîlik vasfı olan yoktur. Her şeyi yerli yerine oturtunca sorun olmaz.
Selamünaleyküm. Bunun delili, Kur'an’ın dizilişindeki hikmete bağlı kalmak olarak özetlenebilir. Zaten bu, namaza mani bir durum değildir. Sadece mekruh olarak zikredilmiştir. Mekruhluk da hoş olmamak şeklinde anlaşılmalıdır.
hatim konusundaki diğer fetvalar
Kur'an meali okumak bir ilim faaliyetidir, elbette sevaptır ama “Kur'an okumak” o değildir.
Biiznillah, öyle olur.
Kur'an'ımızda on dört secde ayeti vardır. Bu da onu hatmeden birinin bir arada veya ayrı ayrı okuması fark etmeden o kadar secde yapması demektir. Fakat aynı ayeti mesela ezberlemek için aynı yerde birkaç defa okuması durumunda tek secde bütün okumaları için yeterlidir.
Kur’an-ı Kerim tilaveti, dediğimizde en az kişinin kendi sesini duyacağı şekilde bir okuma olması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu da dilin ve dudakların hareketli hâlde olması anlamına gelmektedir. Okumanın okuma olabilmesi için bu şarttır. Kur'an’ımız ile ilgili ne yapılırsa yapılsın -ona bakmak dahi- ecir kaynağıdır ama hatim olabilmesi için gereken şarta uyulması gerekmektedir.
Kur'an-ı Kerim'i okumak da dinlemek de ibadettir. Fakat ibadetle insan sorumlu olduğu için bu okuma ve dinlemeyi insan yaptığında ibadet olur. Bu sebeple bahsettiğiniz uygulamada canlı olarak bir kişi okuyor ise o esnada canlı olarak dinlemek, mukabele yapmak o sevaba eriştirir Allah'ın izniyle. Fakat Kur'an-ı Kerim'i hatmetme sevabı için kişinin kendisinin baştan sona Kur'an'ı okumuş olması gerekir. Hatim okuyan birini canlı olarak dinlediğinizde Kur'an dinleme sevabını almış olursunuz.
Evet, bayanların belirttiğiniz türdeki faaliyetlerinde bir abartı vardır. Onca yoğun meşgalemiz arasında bu işlere katılmanın doğru olmadığını düşünmekte haklısınız. Sılayı rahimi koparmadan, komşuluk ilişkilerine zarar vermeden katılmayabilirsiniz.