Fetva Meclisi
Soru
Hocam iş ortamında sıkıntılarım var. Çok dualar ediyorum. Yine de sadaka versem, fakirlerin gönlünü yapacak işler yapsam, dertlerimin sıkıntılarımın gitmesi için sebep olur mu? Böyle bir iş yanlış mı olur?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Herkes yeteneğine göre iş yapmalıdır. Allah Teâlâ sizi ne için yarattı ise siz onu yapmalısınız. Bunu da zaman gösterecektir. Akademik veya mihrap, nerede ihlâsla iş yapabilirseniz orası değerlidir sizin için.
Salih amel, dinin özüne uygun olarak Allah’ın rızasını kazanmak niyeti ile yapılan her iştir diyebiliriz. Böyle genel bir tanımdan sonra sayılabilecek pek çok iş salih ameldir. Örnek olarak: Allah’a iman, Her çeşidi ile namaz, Kabul olmuş bir hac, Anne babaya hizmet, Her çeşidi ile cihad, Allah için olan sevgi ve buğz, Kur'an tilaveti, Emanete sahip çıkmak, İnsanları affetmek, Doğru konuşmak, İnfakta bulunmak, Kimseye zarar vermemek, Yemek yedirmek, Selamı yaymak, İnsanlara yardım etmek gibi…
Talebeyi ödüllendirmede bir sakınca yoktur, niyetinizde onun bulunmasında da tefsir yolunda sevap kazanmaya engel yoktur. Belki bir nebze sevap oranı düşebilir, onu da Allah bilir elbette.
Fakihlerin önemli bir bölümü vaat edilen bir iyilik sözüne sadık kalmayı müstahab görmüşlerdir. Bu şu demektir: Verdiğiniz söze sadık kalamazsanız borcunuzu ödememiş gibi bir duruma düşmezsiniz. Hüküm olarak böyle bilinmelidir ancak söz verdiğiniz insanların düşebileceği mağduriyetleri de dikkate almanız ona göre yeni bir çözüm üretmeniz mesela bir başkasının onlara yardım etmesine aracı olmanız ve en azından kendilerinden özür dileyerek durumunuzu belirtmeniz gerekir.
Selamünaleyküm. Yapacağınız ilk iş, sizin de abla dediğiniz biri ile bulunmanızdır. Kendi kendinize çok iş yapabilirsiniz ama bereket görmezsiniz. Bu ümmet başa doğru zincir gibi ilerleyen bir ümmettir. Tek başına ya da üç kişi ile bir arada olmanın bereketi yoktur. İkinci olarak da, sonuç görmek için asla iş yapmayın. Allah rızasından başka hiçbir hedefiniz olmasın. Damla damla okyanuslar dolar merak etmeyin. Sabredin, çalışın, ecri Allah'tan bekleyin. İnsan saymayın iş sayın. Amelinizin kabul olması için çok dua edin. Biz de size dua ederiz. Allah önünüzü açık, amelinizi ihlâslı kılsın.
Selamünaleyküm. Bizim Allah Teâlâ ile olan kulluk ilişkimizin, insanlarla olan ilişkimizde hataya gerekçe olması kabul edilemez. İnsanî ilişkilerimiz kesinlikle hakka dikkat ederek yürümelidir. Sizin üzerinizde bir yanlışlık varsa ve bunda duygusal davranmadığınızdan emin iseniz önce haksızlık edenleri ikaz edin. İkazınız işe yaramazsa makul ve yasal olan bütün yöntemleri kullanın.
bela konusundaki diğer fetvalar
Borcu olan bir müminin, o borcu karşılayacak birikimi varsa ya da borç açısından bir risk oluşmuyorsa dilediği gibi sadaka vermesinde bir sakınca olmaz. Borç açısından sıkıntı söz konusu ise öncelikli olarak borcu dikkate alarak hareket etmek gerekir. Öyle bir durumda sadaka tercih edilmemelidir.
Ne yazık ki dediğinizde haklısınız. Allah’a sığınıyoruz. Hasbunellah. İmanımızı korumak, Daha ağır fitnelere neden olmamak, Dinimize ait kavramların yıpranmasına karşı eğitim tedbirleri almak gibi ek faaliyetlerle üzerimize düşeni yapacağız. Ama unutmayalım: Açık bir belanın içinde gizli bir bela yaşıyoruz.
Hayır böyle bir söz söylenemez. Peygamberlerden bazıları ağır hastalıklar geçirmişlerdir. Onlar için de mi aynı şeyi söyleyeceğiz? Evet, Allah Teâlâ, bazı kullarının bazı hatalarını dünyada iken cezalandırmış olabilir. Bu cezalardan biri de hastalık olabilir ama bunu “şunun hastalığı şu günahındandır” şeklinde söylemek sadece bilmeden konuşmak olabilir.
Bu dünya hayatının belli kuralları vardır. Bunlara tabiat kuralları veya başka bir isim verilmesi sonucu değiştirmez; bu kurallar üzerinden biz ve diğer canlılar yaşıyoruz. İnsanların hataları ve isyanlarının yaşadığımız dünyaya ve buna bağlı olarak da hayatımıza olumsuz etki bıraktığını gözlerimizle de izleyebiliriz. İnsanların iyi olmasının hayatımızı etkileyen olumsuzlukları da iyileştirmeye katkı vereceği kesindir. Ne var ki bu iyi olma durumu bir iki kişinin namaz kılması ile sınırlı tutulabilecek kadar basit zannedilmemelidir. İnsanlık iyileşmeye doğru yön çevirmelidir ki toplu bir bereket ve iyileşme görülsün. Öyle veya böyle biz üzerimize düşeni yapar ve iyi olmaya gayret edersek en azından Allah katındaki sorumluluğumuz ve taşıdığımız vicdanımız için gerekeni yapmış oluruz. Bu da yarın ahirette azap çekmememizi sağlar biiznillah.
Sadaka belayı def eder biiznillah. Her zaman ama özellikle bela zamanlarında çok sadaka vermek gerekir. En iyi sadaka: En uygun zamanda, En işe yarar, En ehli olana verilen sadakadır. Bugünlerde kurban kesip sadaka olarak et dağıtmanın işe yaramıyor olması muhtemeldir. İnsanların bir liraya muhtaç olduğu günlere doğru hızla yürüyoruz. Böyle geniş bir açı ile bakınız. Allah kabul etsin.
İnsanların başına gelen belalar, musibetler için GÜNAHLARI NEDENİYLE şeklinde bir tespit yapmamız yeterli değildir. Evet, günahlar da bir nedendir ama tek neden günahlar değildir. Peygamberler örneğinde olduğu gibi mesela hiçbir günahı olmayan çocukların da başına belalar gelebilmektedir. Belalar ve musibetler konusuna daha geniş bir açıdan bakılmalıdır. Biz insanız, bilgimiz ve idrakimiz bizim biyolojimizle sınırlıdır. Duyu organlarımız, aklımız gibi kapasitesi sınırlı ve fani nitelikte yardımcılarla biliyor ve kavrıyoruz. Bu durumumuz bizi ve bu büyük evreni yaratan Allah’ın her işini kavrama seviyesinde asla değildir ve olamaz da. Bu nedenle Allah’ın yaratması ile alakalı işlerde bizim kapasitemizin çok üstünde derin hikmetler olmasını kabul etmek zorundayız. Belki ahirette cennet ile mükâfatlandırıldığımızda buradaki meraklarımızın cevaplarını bulabileceğiz orada. Peygamberlerin başına gelen musibetleri de bu çerçevede anlayabiliriz. Onların derecelerinin yükselmesi, kendilerinden sonraki iman edenlerine mükemmel bir örnek olarak kalmaları gibi muhtemel nedenler de bu başlığa ilave edilebilir. En doğrusunu ise Allah Teâlâ bilir.