Fetva Meclisi
Soru
Sılayırahim bağı ile bağlı olduklarımız kimlerdir?
Cevap
Benzer fetvalar
Mahrem olup olmadığına veya miras bağı bulunup bulunmadığına bakılmadan SOY BAĞI ile bağlanılan herkes denebilir. Hanefi mezhebi fukahası ise şöyle bir tarif getirmiştir: Birini erkek diğerini bayan kabul edecek olsak evlenmeleri asla caiz olmayacak iki kişi birbirlerine sılayırahim bağı ile birinci dereceden bağlı kabul edilir.
Sılayırahim yani kişinin kan bağı bulunan akrabaları ile ilişki içinde olması sadece onları ziyaret etmek değildir. Ziyaret etmek kadar ilgilenmek ve kopmadığını göstermek anlamına gelen her türlü ilişki sılayırahim demektir. Özellikle çağımızdaki iletişim imkânları mesela görüntülü görüşme de bir sılayırahimdir. Akrabanın seni onlardan kopmamış bilmesi, acil bir durumda yanlarında olabileceğini hissettirmen ve öyle olman da bir sılayırahim demektir. Bazı durumlarda ziyaret edip yük olmaktan daha iyi olan bağlantılar da olabilir. Bu sebeple sizin şartlarınız ve onların şartlarının ortalamasını bulabildiğinizde bu görevi yerine getirmiş olabileceğinizi bilmelisiniz. Yeter ki samimiyet ve doğruluk sizin göstergeniz olsun.
Selamünaleyküm. Anneye ve babaya yaklaştıkça sıla görevimiz de büyür. Uzaklaştıkça da küçülür. Hala varken kuzene, kardeş varken enişteye sıra gelmez. Gelirse de öncekinden artarak gelebilir. Ama biz şunu da bilmeliyiz: Bütün insanlık bizim ilgi alanımızda olmalıdır.
Şöyle bir kural belirleyin: Sılayırahim her durumda sizin görevinizdir. Hiç bir ayırım yapmadan yakınlık derecesine göre bütün yakınlarınızla ilgileneceksiniz. Akrabanız size yaklaştıkça bu görev de yoğunlaşacak, uzaklaştıkça da derecesi düşecek. Mesela halanız size çok yakındır. Dede ve nine ise daha yakındır. Hala oğlu ise uzaktır. Böyle bir yakınlık sıralaması yapın. İkinci nokta olarak da bu göreviniz, sizi bir günahla yüzleştirecekse görevinize mesafe koyun. Kızları ile sizi bir arada ağırlayan halanıza mesafe koyun. Gıybet edene biraz daha az mesafe koyun. Bu mesafeyi onun sebep olacağı günahın ağırlığı ayarlamış olsun.
Sılayırahim, dini değerlerimizdendir. Namaz gibi o da Allah'ın emirlerindendir. Şu kadar ki, şahsiyetimizi eritecek, bizi zorluklara itecek bir ilişki de mecburi değildir. Akrabalığımızın kıymetini bilmeyen, bizi kulluğumuzda sıkıntılı duruma düşüren şahsiyetlere karşı ise seviyeli bir tavır göstermemizde sakınca yoktur. Zira sılayırahim, zoraki sevmek, haftada bir ziyarete gitmek değildir. Sılayırahim, bağın kopmaması için asgari gerekleri yapmaktır. Selamı kesmeyin. Hastalıkla ve cenaze ile ilgilenin. Menfi konuşmalar yapmayın. Gıybet etmeyin, ettirmeyin. Gerginliği zamana yayarak azaltın... Bunlar yeter. Bunlardan sonra da belli bir seviyede mesafeli davranmanız hakkınızdır. Durumun düzeldiğini hissettiğinizde siz de mesafeyi yeniden ayarlarsınız.
Selamünaleyküm. Babanızın halanızla bağlantısı kardeşlik bağı ile oluşuyor. Sizin ise halalık yeğenlik bağı ile oluşuyor. İki ilişki arasında seviye farkı vardır. Bu seviyeleri şu şekilde sıralayabiliriz. Anne, Baba, Dede-nine, Kardeş, Babanın kardeşleri, annenin kardeşleri, Yakınlığına göre diğer akrabalar. Bu sıralamada bir üstte bulunan varken bir alttakine geçilmez yani bir sıralama söz konusudur. Siz de durumunuzu ona göre değerlendirirsiniz. Fakat, başkasının namazı sizin namazınızın yerine geçmeyeceği gibi, babanızın sılayı rahimi de sizin yerinize geçmez. Siz size ait olanı, becerebildiğiniz kadar yapacaksınız.
aile konusundaki diğer fetvalar
Sılayırahim farz bir emirdir ve terk edilmesi de haramdır. Ancak sılayırahim görevi namaz gibi rükünleri, sünnetleri sabit bir emir değildir. Her iki tarafın durumuna göre esnek kurallar üzerinden yerine getirilen bir emirdir diyebiliriz. Mesela baba veya nineye karşı sılayırahim görevi tam bir alaka ve her ihtiyacını giderme olarak görülebilirken, hala veya teyzeye onun kimsesi yoksa ve acil ihtiyacı varsa o düzeyde bir alaka gösterilir aksi durum varsa sıcak ilişki ile yetinilir. Bu emri yerine getirmesi istenen mü'minin kendi özel pozisyonu ve imkânları da etki eden bir durumdur. Sılayırahim görevi kimi zaman ziyaretle de geçiştirilebilir bir durumdur.
Sadece sılayırahim midir ihmal edilen? Dinin kendisi, insanların iman esasları zayıfladıkça başta insanlık olmak üzere dine dayalı ne varsa zayıflamaktadır ne yazık ki. Buna ilave olarak insanlardaki cimrilik, kibir, kör taklit ve etkilenme etkili unsurlar olarak sayılabilir. Akrabalar arasındaki abartılı kınamalar, ziyaretlerdeki abartılı ikramlar, eşler arasındaki ilişki, eşlerin birbirilerinin akrabaları ile bağlantı sorunları, miras ilişkileri, boşanmalar ve dünyevileşme, insanları maddi değer ölçüleri ile tartma gibi sebepleri sayabiliriz. Bu sebeplerin tamamı aynı zamanda “nereden düzeltmeye başlamalıyız?” sorusunun da cevabını oluşturmaktadır.
Din farkı ile bağlantı olarak belli bir kural oluşmaktadır ama genelde insani ilişkiler din farkından dolayı tamamen askıya alınmaz. Ana hatları ile bu kuralları şöyle özetlememiz mümkündür: Hiçbir dine inanmayan bir kadınla Müslüman evlenemez. Hristiyan veya Yahudi bir kadınla Müslüman bir erkek evlenebilir. Erkeğin bu evlilikte Müslüman bir kadınla evliliğindeki gibi nafaka görevi oluşur. Müslüman bir kadın ise asla Müslüman olmayan bir erkek ile evlenemez. Nafaka temin etmek zorunda olan anne baba veya evlat (bunlar normal durumlarda birbirlerinin nafakalarından sorumludurlar) din farkından dolayı nafaka görevini ihmal edemez. Yandan akraba olanlar için ise bu nafaka mecburiyeti yoktur. Müslümanlarla savaşır durumda olmayan bir akrabaya vasiyetle mal bırakılabilir. Müslüman ile Müslüman olmayan arasında mirasçı olma yoktur. Kâfire zekât verilemez. Fıtır sadakası verilebilir. Hasta olan kâfir akraba ziyareti yapılır. Fukahanın çoğunluğuna göre de kefaretten kâfire verilemez. Müslüman kâfire selam ile başlamaz, onun selamına ise ortalama bir ifade ile cevap verir. Ölen kâfire rahmet dilemeden sosyal bir görev olarak taziye yapılır, cenazesi ile ilgilenilebilir. Gıda olarak yenmesi helal olan gıdaları yenebilir. Et konusunda ise ehlikitap olanların besmele ile kestiklerinin sadece yenebileceği söylenmiştir. Bu noktada da yememeyi tercih etmek evla olandır. Helal olan bir şeyin hediye olarak onlardan kabulü caizdir, onlara hediye verilmesi de caizdir. Kâfirlerin din içerikli günlerinin tebrik edilmesi caiz değildir.
Kızım, Allah sana yardım etsin. Doğrusu ne diyebileceğimi kestiremedim. Bu durumu bir psikologla istişare etsen belki faydası olur.
Siz yanlış bildiğinizi ikaz edin. Edebinizi koruyarak tavrınızı gösterin. Bundan öteye sahibi olmadığınız evdekinden mesul olmazsınız.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden, ashabından veya ilk üç neslin büyüklerinden böyle bir dua nakledilmemiştir. Bu bakımdan böyle bir dua yoktur. Sakıncalı cümleler ihtiva etmedikçe de dua her türlü yapılabilir. Duanın muhakkak ayette veya hadiste geçmesi gerekmez.