Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben bir yıldır evliyim, eşim doktor ve ayda on nöbet tutuyor. Nöbet ertesi gelip uyuyor. Kendisi aynı zamanda sosyal olarak faal bir kişi, boş zamanlarında sohbet meclisi, toplantı, yemek veya kahvaltıya gidiyor, tamamen boş olduğu gün sayısı ayda sadece dört gün. Boş günlerinin de yarısını bizimle yarısını arkadaşlarıyla geçiriyor. Ben bu durumdan rahatsızım, arkadaşlarına ayırdığı vakti fazla buluyorum, evde olsa bile elinde telefon işlerini organize etmeye çalışıyor sürekli. Allah bağışlasın 3 aylık bebeğimiz var, bebek için yardım talep edemiyorum, bunalıyorum ses edemiyorum. Evlendiğimizden beri durum bu şekilde ve rahatsız olduğumu belirttim defalarca, değişen bir şey olmadı. Şehvetini tatmin dışı bekâr hayatı yaşıyor adeta. Ne yapmam gerekir hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir kere tıbbin bütün imkanlarını kullanın. Ondan sonra olmuyor deyin.İkinci olarak da asıl bu durumda yatak ilişkinizi bir tedavi-teselli olarak sürdürmeniz gerekirdi, yanlış yapmışsınız. Yeniden yatağa dönün. Çok dua edin. Kitap okuma, sohbetlere gitme gibi bir ilave iş üretin kendinize. Bayanlar arasında çocuğunuzun olmamasını gündem yapmamaya çalışın. Biri bin yaparak size yaralarlar. Allah yardımcınız olsun. Çocuk büyük bir nimettir elbette ama hayat çocuk demek değildir. Dengeli bakmaya çalışın. Allah yardımcınız olsun.
Bu durumu bir hastalık kabul etmek ve tedavisi için imkânları kullanmak son derece doğal ve olması gereken bir sonuçtur. Allah’ın bu nimetini helal daire içinde aramanız ancak bir fazilet olabilir. Çocuk olmuyor diye boşanmak şart değildir. Eğer bu durum eşlerden birinin tahammül seviyesini zorluyor ve sağlığını etkiliyorsa boşanmak normal görülebilir, belki bir psikologla görüşülebilir. Bununla yaşamayı kabullendiğiniz takdirde bunu eşinizle paylaşınız ki o da rahatlasın. Tam tersi kaldıramayacağınızı anlarsanız da boşanmayı düşünmeniz bir vebal değildir. Çocuk sahibi olmak güzeldir ama yaşamak için şart değildir. Allah yardımcınız olsun.
A- Çocuklu veya çocuksuz, hangi ailenin daha iyi olacağını bilemezsiniz, bilemeyiz. Sabırla geçirmemiz gereken bir hayatı böyle bir takıntıya kurban etmeyiniz. B- Toplumdan etkileniyor olmanız, birinin hamilelik haberinin sizi etkilemesi Allah’ın size verdiği enerjiyi tüketmiyor olmanızdandır. Ev işi size az geliyordur, kendinize aktif işler üretin, bir vakıfta sosyal işler yapın. Çok Kur’an okuyun, zikir yapın, ilim meclislerine katılın. Şeytanın sizinle ilgilenmesine fırsat bırakmayın. Duanız eksik olmasın. Dünyayı cennetiniz zannetmeyin. Dertlerden daha büyük bir yürek taşımaya bakın. Allah yardımcınız olsun. Selamünaleyküm.
Bu durumu bir psikologla değerlendirmeniz daha isabetli olur. Ortadaki sorunun bilgisayar olmadığı kanaatindeyim. Eşiniz de asıl sıkıntıyı bilemeden bilgisayara takılmış olabilir. İsabetli olan bir psikologla değerlendirme yapmanız olur.
Makul olan sizin düşündüğünüzdür. Eşinizin muhtemel gençliği onu böyle davranmaya sevk etmektedir. Aile saadetiniz için sizin tartışma üretmeden daha duygusal başlıklarla onu evde olmaya teşvik etmeniz faydalı olur zannederiz. Bunu, evinizin çatlama nedeni yapmamaya çalışın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm.Başında böyle olan bir evliliğin ömrü olmaz. Aile büyüklerinizden birini hakem yapın. Onun kararına göre hareket edin. Bu durumda siz, tek başınıza kaldığınızı hissederseniz bunalırsınız. Her gün biraz daha kötü olur. Evinize üçüncü bir kişinin müdahale etmesi gerekiyor. Bunu sağlayın.
aile konusundaki diğer fetvalar
Sılayırahim farz bir emirdir ve terk edilmesi de haramdır. Ancak sılayırahim görevi namaz gibi rükünleri, sünnetleri sabit bir emir değildir. Her iki tarafın durumuna göre esnek kurallar üzerinden yerine getirilen bir emirdir diyebiliriz. Mesela baba veya nineye karşı sılayırahim görevi tam bir alaka ve her ihtiyacını giderme olarak görülebilirken, hala veya teyzeye onun kimsesi yoksa ve acil ihtiyacı varsa o düzeyde bir alaka gösterilir aksi durum varsa sıcak ilişki ile yetinilir. Bu emri yerine getirmesi istenen mü'minin kendi özel pozisyonu ve imkânları da etki eden bir durumdur. Sılayırahim görevi kimi zaman ziyaretle de geçiştirilebilir bir durumdur.
Geniş bir daireden bakıldığında SOY KÜTÜĞÜNDE BULUŞTUĞUMUZ HERKES diyebiliriz. Biraz daha dar bir çerçeveden baktığımızda ise BİRİ KADIN DİĞERİ DE ERKEK OLARAK KABUL EDİLDİKLERİNDE asla evlenemeyecek durumda birbirlerine yakın olanlardır. Buna göre de hala, amca, dayı, teyze çocukları bu daireye girmemektedirler. Birinci bakışla bakıldığında sılayırahim görevlerimiz açısından daha geniş bir kitle ile muhatap olmamız gerekirken ikinci daireden bakıldığında ilgilenilecek kişiler sayısı azalmaktadır. Bu iki daire içinde biz, “genel bir ilgilenme” ve “özel ilgilenme” olarak görev durumu belirlersek mesele daha rahat yerine oturur biiznillah.
Sadece sılayırahim midir ihmal edilen? Dinin kendisi, insanların iman esasları zayıfladıkça başta insanlık olmak üzere dine dayalı ne varsa zayıflamaktadır ne yazık ki. Buna ilave olarak insanlardaki cimrilik, kibir, kör taklit ve etkilenme etkili unsurlar olarak sayılabilir. Akrabalar arasındaki abartılı kınamalar, ziyaretlerdeki abartılı ikramlar, eşler arasındaki ilişki, eşlerin birbirilerinin akrabaları ile bağlantı sorunları, miras ilişkileri, boşanmalar ve dünyevileşme, insanları maddi değer ölçüleri ile tartma gibi sebepleri sayabiliriz. Bu sebeplerin tamamı aynı zamanda “nereden düzeltmeye başlamalıyız?” sorusunun da cevabını oluşturmaktadır.
Din farkı ile bağlantı olarak belli bir kural oluşmaktadır ama genelde insani ilişkiler din farkından dolayı tamamen askıya alınmaz. Ana hatları ile bu kuralları şöyle özetlememiz mümkündür: Hiçbir dine inanmayan bir kadınla Müslüman evlenemez. Hristiyan veya Yahudi bir kadınla Müslüman bir erkek evlenebilir. Erkeğin bu evlilikte Müslüman bir kadınla evliliğindeki gibi nafaka görevi oluşur. Müslüman bir kadın ise asla Müslüman olmayan bir erkek ile evlenemez. Nafaka temin etmek zorunda olan anne baba veya evlat (bunlar normal durumlarda birbirlerinin nafakalarından sorumludurlar) din farkından dolayı nafaka görevini ihmal edemez. Yandan akraba olanlar için ise bu nafaka mecburiyeti yoktur. Müslümanlarla savaşır durumda olmayan bir akrabaya vasiyetle mal bırakılabilir. Müslüman ile Müslüman olmayan arasında mirasçı olma yoktur. Kâfire zekât verilemez. Fıtır sadakası verilebilir. Hasta olan kâfir akraba ziyareti yapılır. Fukahanın çoğunluğuna göre de kefaretten kâfire verilemez. Müslüman kâfire selam ile başlamaz, onun selamına ise ortalama bir ifade ile cevap verir. Ölen kâfire rahmet dilemeden sosyal bir görev olarak taziye yapılır, cenazesi ile ilgilenilebilir. Gıda olarak yenmesi helal olan gıdaları yenebilir. Et konusunda ise ehlikitap olanların besmele ile kestiklerinin sadece yenebileceği söylenmiştir. Bu noktada da yememeyi tercih etmek evla olandır. Helal olan bir şeyin hediye olarak onlardan kabulü caizdir, onlara hediye verilmesi de caizdir. Kâfirlerin din içerikli günlerinin tebrik edilmesi caiz değildir.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden, ashabından veya ilk üç neslin büyüklerinden böyle bir dua nakledilmemiştir. Bu bakımdan böyle bir dua yoktur. Sakıncalı cümleler ihtiva etmedikçe de dua her türlü yapılabilir. Duanın muhakkak ayette veya hadiste geçmesi gerekmez.
Siz yanlış bildiğinizi ikaz edin. Edebinizi koruyarak tavrınızı gösterin. Bundan öteye sahibi olmadığınız evdekinden mesul olmazsınız.