Fetva Meclisi
Soru
Hocam kocam beni bir ay içinde üç defadan fazla boşadı, her seferinde dört beş defa dedi ama niyeti boşamak değildi. Bize bir yol gösterin biz ayrılmak istemiyoruz iki çocuğumuz var ve gidecek bir yerim yok. İstemeyerek ve kızgınlık haliyle nikâh düşmez diyorlar. Bizi aydınlatın lütfen çok zor durumdayız.
Cevap
Benzer fetvalar
Ne maksatla söylediği önemli değildir. Boş olmanız gerçekleşmiştir. Ortada bir de mahkeme kararı vardır. Bu da ikinci bir ayrılma nedenidir. Bir araya gelebilmeniz için beraberce bir müftülüğe gidip yüz yüze fetva almanız gerekmektedir.
Nikâhınızın ne kadar muteber bir nikâh olduğunu bilemediğimiz için cevabınızı kesin çizgileri ile veremeyiz. Eğer nikâhınız dinen muteber bir nikâh ise onun sizi boşaması şarttır. En azından boşama anlamına gelecek tavır göstermelidir. Önce nikâhınızın muteber olup olmadığını inceletin. O tamam ise mesela annesine sizi boşamasını sağlaması için ricada bulunun. Bir kere de olsa sizi boşadığını söylemesi yeterli olur.
1- Önce, bu size bir ders olsun; nikâhın kıymetini bilin, onu cihat görün, koruyun. Ufak nedenlerle nikâhı eskitmeyin. 2- Tam anlattığınız gibi ise nikâhınız devam etmektedir. Allah huzurunuzu daim kılsın. Allah'a emanet olun.
Sizin durumunuz psikiyatrik bir durumdur. İnsan bu kadar basite alır mı kendini, anlayamadım doğrusu. Ve hâlâ “birbirinizi sevdiğinizi” söylerken bizi mi çocuk zannediyorsunuz kendinizi mi çocuk yerine koyuyorsunuz? Hayat sizin için bu kadar ucuz mu?
Böylesine hassas bir konunun en yakın müftülüğe giderek yüz yüze konuşulması, tüm detaylarıyla anlatılması ve ona göre bir cevap alınması icap eder.
Bu konunun önem arz etmesi sebebiyle kocanızla birlikte yaşadığınız yerdeki ilçe müftülüğüne giderek durumu etraflıca aktarınız. Allah yardımcınız olsun.
evlilik konusundaki diğer fetvalar
Bir uzmanla görüşüp evlenme planını değerlendirmeni tavsiye ederiz sana.
Yeniden bir evlilik yapmanız durumunda yeni eşiniz çocuğunuzun babası gibidir. Kendi kızı ne ise sizin başka bir erkekten doğurduğunuz çocuk da onun için öyledir. Bu açıdan endişe etmeyiniz. Sadece onun başkasından erkek çocukları varsa o takdirde mahremiyet sorunu çıkar. Allah Teâlâ hakkınızda hayır olanı size ihsan etsin.
Nişan örfi bir durumdur, dinen bir bağlayıcılığı yoktur. Dediğiniz gibi olması nişan varken veya yokken aynıdır.
Elimizde onların hayatı ile alakalı bilgiler incelendiğinde mezhep imamlarımızın hepsinin evli olduklarını görürüz. Evlilik peygamberlerin yaygın uygulamasıdır; imamlarımız nasıl terk edebilirler öyle bir sünneti? Evet, bazı büyük ilim adamlarının evlenmediğini de biliyoruz ama onların kendi özelindeki sebeplerle sınırlı bir durum olmalıdır bu. Evlilik bir lüks değildir. Bilhassa bu zamanda evlilik hiçbir zamanda olmadığı kadar elzem hale gelmiştir.
Kesinlikle yersiz ve değersiz bir bakışla düşünüyorsunuz. Kadınların kıskanıyor, özeniyor ve önemsiyor olmaları onların yaratılışı ile alakalıdır. Dinimiz de onların kıskanıyor, eşini önemsiyor olmalarını kınamamıştır. Abartıya kaçmış, hastalık düzeyinde bir kıskanma söz konusu ise onun için tedavi olma yönünde tavsiyede bulunuruz ama bunun dışında kadının kıskanıyor oluşu bu hayatın tabii olayları arasındadır. İşi iftira etme, zulmetme, görevlerini ihmal etme gibi bir noktaya taşıdı ise ortada tedavi gerektiren bir durum vardır, bunu istisna tutarız. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin eşleri annelerimizden bize intikal eden bilgiler arasında sözünü ettiğimiz kıskanmanın gayet açık örnekleri vardır ve bu örnekler üzerinden Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz onları azarlamamış aksine tabii görüp sabrettiği örnekleri de çıkmaktadır. Kadınların bünyelerine göre gayet normal olan bu mizaç hayatın sürmesi yönünde de önemli bir katkı sağlamaktadır. Netice olarak da erkek ve kadın birbirlerinin imtihanı olarak yaratıldılar. Kadının cinsellik, kendisini geliştirme gibi ihtiyaçları için gerekli bir farklılığı kötülük olarak yorumlayamayız. O da zaman zaman kıskanmanın kendisini ezdiğini hisseder ama yapabileceği bir şey yoktur. Ölçüleri aşmayıp sabrederek ecir kazanacaktır. Evet, psikolojik hatta psikiyatrik bir seviyede sorun da olabilir bu mizaçta. O durumda buna hastalık olarak bakarız; kalp ritim bozukluğu nasıl tedavi ediliyorsa bu da tedavi edilir. Abartılı bir kıskanma beraberinde aklı hırpalamayı da getirmiş olabilir. Dengeli düşünme ve yaşama bozulabilir. Kadın kendi kendini yiyen bir sinir makinesine dönüşebilir. Sindirim sistemi bile bu yüzden bozulmuş olabilir. Yalnız kalma, uyuyamama gibi sonuçlar çıkabilir. Daha da ağır bir muhtemel sonuç olarak din ile irtibatında hatta itikadında sarsılmalar oluşabilir. Bunların tamamını abartı sonucu oluşan hastalık olarak görür ve tedavi yönünü tercih ederiz. Çok garip bir ihtimal olarak da kadının sırf bu kıskançlığı sebebiyle eşini zina etmekle de itham edebilir ki Hanefi mezhebi fukahası bu ithamı fıkıhta belirlenmiş ölçüleriyle ispat edememesi durumunda kazf cezasına müstahak olacağını söylemişlerdir. Özet olarak şunu söyleyebiliriz: Bu hayatı imtihan için yaşıyoruz. Evlilik de imtihanımızın bir boyutudur. Eşlerin birbirlerine bakışları, etkileri imtihanımızın ayrıntılarıdır. Kadınların kıskanma yönleri de o ayrıntının bir damarıdır neticede. Allah’a sığınmak, sabırla ve sebat ile yol almak gerekir. Allah yardımcımız olsun. Âmîn.
Erkeğin eşine söz verdiği mehir (mihr/mehr) eğer “sonra” şeklinde ertelenmiş ise bu bir borçtur. Diğer borçlarla da bir farkı yoktur. Alacaklının eşi olması erkeğin borcunu savsaklamasına ruhsat oluşturmaz. Mesele mali mesele olduğunda eşler arasındaki bağlantı normal yabancılar arasındaki bağlantı gibidir. Belli bir süre ve zaman belirlenmiş ise o zaman geldiğinde ödeme yapmalıdır. Esnek bırakılmış ise de çok geciktirilmeden yine ödenmelidir. Eşler arasında konuşulmayan bir konuya dönüşmüş ise yani kadın bunu talep etmiyor gibi davranıyorsa bu durumda erkeğin sıkıştırılması gerekmez. Ancak kadın erkekten önce ölürse kadının ödenmemiş mehri, varislerine intikal eden bir malı gibi işlem görür; erkek kadının varislerine mehir borcunu öder.