Fetva Meclisi
Soru
Hocam nişanlılık tanışma dönemi oluyor ama ben bunu istemiyorum. Nişan olunca bir yerlere gidiliyor veya bazen baş başa kalınıyor ve nikâh olmadığı müddetçe günah oluyor. Ben de nişan söz vs. olmadan tanımak istedim. Sadece telefonda konuşuyoruz ve haddi aşmadan tanıyoruz birbirimizi. Bunun günah boyutu nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Sizin yaptığınız doğru değil. Nikâh son noktadır. O noktadan sonra evlilik hayatı başlamıştır. Ne konuşmakta ne de konuşulanı icra etmekte sınırlar yoktur, sadece bir düğün örf olarak engel gibi durmaktadır ama o da sizin karı koca olmanıza mani değildir. Onun sabırlı olması gerekir ama yaptığı yasak ve günah bir şey değildir.
Dini nikâhınız sebebiyle, başı açık görülmek haram olmaz ama evliliğinizi topluma ilan etmeyerek tamamlanmadığı için ihtiyatlı davranmak daha iyidir. Nikâh tamamlanıp evlilik hayatına geçene kadar tesettüre riayet etmeye devam etmek, ileride pişmanlık yaşamamanız açısından daha güvenli olur. Rabbim sizi muhafaza etsin, evliliğinizi hayırlara vesile kılsın.
Selamünaleyküm. Nişan, nikâh değildir. Zorunlu hususlar dışında nişanlınızın annesi ile muhabbet edemezsiniz.
Selamünaleyküm. Eski nişanlınızın, sizin nikâhınızı salmadığı yönünde bir iddiası varsa elbette yanlış bir iş yapmış oluyordunuz. Nişandan koparken nikâhı da bitirdiğini nişanlınız (ya da o zamanki eşiniz) kabul etti ise mesele yoktur. Evham etmenize de gerek yoktur.
Selamünaleyküm. Nikâh olmadıkça yüz kere nişan yapsanız da yabancısınız. Birbirinizi harama teşvik etmeyin.
Siz, tam anlamı ile karı kocasınız. Ailesiniz. Bir aile neler yapabilirse siz de onu yapabilirsiniz. Allah mübarek etsin.
evlilik konusundaki diğer fetvalar
Kesinlikle yersiz ve değersiz bir bakışla düşünüyorsunuz. Kadınların kıskanıyor, özeniyor ve önemsiyor olmaları onların yaratılışı ile alakalıdır. Dinimiz de onların kıskanıyor, eşini önemsiyor olmalarını kınamamıştır. Abartıya kaçmış, hastalık düzeyinde bir kıskanma söz konusu ise onun için tedavi olma yönünde tavsiyede bulunuruz ama bunun dışında kadının kıskanıyor oluşu bu hayatın tabii olayları arasındadır. İşi iftira etme, zulmetme, görevlerini ihmal etme gibi bir noktaya taşıdı ise ortada tedavi gerektiren bir durum vardır, bunu istisna tutarız. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin eşleri annelerimizden bize intikal eden bilgiler arasında sözünü ettiğimiz kıskanmanın gayet açık örnekleri vardır ve bu örnekler üzerinden Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz onları azarlamamış aksine tabii görüp sabrettiği örnekleri de çıkmaktadır. Kadınların bünyelerine göre gayet normal olan bu mizaç hayatın sürmesi yönünde de önemli bir katkı sağlamaktadır. Netice olarak da erkek ve kadın birbirlerinin imtihanı olarak yaratıldılar. Kadının cinsellik, kendisini geliştirme gibi ihtiyaçları için gerekli bir farklılığı kötülük olarak yorumlayamayız. O da zaman zaman kıskanmanın kendisini ezdiğini hisseder ama yapabileceği bir şey yoktur. Ölçüleri aşmayıp sabrederek ecir kazanacaktır. Evet, psikolojik hatta psikiyatrik bir seviyede sorun da olabilir bu mizaçta. O durumda buna hastalık olarak bakarız; kalp ritim bozukluğu nasıl tedavi ediliyorsa bu da tedavi edilir. Abartılı bir kıskanma beraberinde aklı hırpalamayı da getirmiş olabilir. Dengeli düşünme ve yaşama bozulabilir. Kadın kendi kendini yiyen bir sinir makinesine dönüşebilir. Sindirim sistemi bile bu yüzden bozulmuş olabilir. Yalnız kalma, uyuyamama gibi sonuçlar çıkabilir. Daha da ağır bir muhtemel sonuç olarak din ile irtibatında hatta itikadında sarsılmalar oluşabilir. Bunların tamamını abartı sonucu oluşan hastalık olarak görür ve tedavi yönünü tercih ederiz. Çok garip bir ihtimal olarak da kadının sırf bu kıskançlığı sebebiyle eşini zina etmekle de itham edebilir ki Hanefi mezhebi fukahası bu ithamı fıkıhta belirlenmiş ölçüleriyle ispat edememesi durumunda kazf cezasına müstahak olacağını söylemişlerdir. Özet olarak şunu söyleyebiliriz: Bu hayatı imtihan için yaşıyoruz. Evlilik de imtihanımızın bir boyutudur. Eşlerin birbirlerine bakışları, etkileri imtihanımızın ayrıntılarıdır. Kadınların kıskanma yönleri de o ayrıntının bir damarıdır neticede. Allah’a sığınmak, sabırla ve sebat ile yol almak gerekir. Allah yardımcımız olsun. Âmîn.
Erkeğin eşine söz verdiği mehir (mihr/mehr) eğer “sonra” şeklinde ertelenmiş ise bu bir borçtur. Diğer borçlarla da bir farkı yoktur. Alacaklının eşi olması erkeğin borcunu savsaklamasına ruhsat oluşturmaz. Mesele mali mesele olduğunda eşler arasındaki bağlantı normal yabancılar arasındaki bağlantı gibidir. Belli bir süre ve zaman belirlenmiş ise o zaman geldiğinde ödeme yapmalıdır. Esnek bırakılmış ise de çok geciktirilmeden yine ödenmelidir. Eşler arasında konuşulmayan bir konuya dönüşmüş ise yani kadın bunu talep etmiyor gibi davranıyorsa bu durumda erkeğin sıkıştırılması gerekmez. Ancak kadın erkekten önce ölürse kadının ödenmemiş mehri, varislerine intikal eden bir malı gibi işlem görür; erkek kadının varislerine mehir borcunu öder.
Bu anlattığınız kadarı ile nikâhınızın düşme riski daha yüksektir. Size en yakın müftülüğe bizzat giderek cevap alınız.
Bir uzmanla görüşüp evlenme planını değerlendirmeni tavsiye ederiz sana.
Yeniden bir evlilik yapmanız durumunda yeni eşiniz çocuğunuzun babası gibidir. Kendi kızı ne ise sizin başka bir erkekten doğurduğunuz çocuk da onun için öyledir. Bu açıdan endişe etmeyiniz. Sadece onun başkasından erkek çocukları varsa o takdirde mahremiyet sorunu çıkar. Allah Teâlâ hakkınızda hayır olanı size ihsan etsin.
Sağlıklı olmak herkese göre değişken bir sonuçtur. Dinen böyle bir yasak yoktur. Akıl ise herkese göre herkeste farklı çalışır. Bunu bir hocaya değil aklınıza sormalısınız. Aklınızı da paradan ve duygusallıktan arındırarak sormalısınız.