Fetva Meclisi
Soru
Hocam, kadınların birbirlerini veya eşlerini her türlü bağlantıda kıskanmaları ve onların geçimsiz olmaları iyi eş olamamaları şeklinde yorumlanabilir mi yani böyle bir durum erkek için eş nasibinin iyi olmaması anlamına gelebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Erkek ve kadının birbirlerinden cinsel olarak yararlanmaları her ikisinin de hakkıdır. Evlilik de büyük oranda bu yararlanmanın varlığı kadar huzurlu olur. Eşinizin penceresinden bakıldığında o, sizin pencerenizden bakıldığında da siz haklı olabilirsiniz. İkiniz bir arada olmadıkça da gerçek hakkında bir şey söylemek mümkün değildir. Eşiniz eğer iman ehli biri ise onun bu sözünü ettiğiniz durumu, en kötü ihtimalle bir hastalık belirtisi olabilir. Büyük oranda da bu hastalığı siz tedavi edebilirsiniz biiznillah. Hakikat olarak da şu bilinmelidir ki, eşinizin sizden başka dayanabileceği helal bir dayanağı olamaz. Bu nedenle siz biraz kendinizi sıkın, size göre fazla bile olsa isteklerine bir süre cevap vermeye gayret edin. O da bir insandır netice de; göreceksiniz çok geçmeden bıkıp bırakacaktır. Siz onu, normal olana çekmeye çalıştıkça da şeytan onu biraz daha hırçınlaştıracaktır. Böylece kaş yaparken göz çıkarmak gibi bir durum oluşacak. En iyisi siz bir nebze fedakârlık yapın, çok geçmeden ikiniz de huzur bulursunuz. Bir erkeğin haftada iki kere cinsel ilişki talebi normaldir. Bu talebi gözden uzak her noktada ortaya çıkarması da normal görülebilir. Bu bir özenti ya da takıntı olabilir. Üzerine gidilmesi sadece takıntıyı derinleştirir. Özellikle tekrar belirtiyorum: Tedavi sizsiniz. Haklı olsanız da olmasanız da meseleyi siz çözeceksiniz. Biraz daha sabredin. Biraz daha gayret edin. Böylece bir hastanın iyileşmesine de vesile olacağınız için iki kere ecir kazanmış olacaksınız. Gerekiyorsa sizin de cinsel gücünüzü artıracak gıda ve benzeri ilave yöntemlere başvurabilirsiniz. Evet, sözünü ettiğimiz bu uygulamalarda esasen hoş olmayanlar da vardır ama eşinizin kayacağı uçurumun derinliğini düşündüğünüzde bunları konuşmaya bile gerek kalmayacaktır. Dua etmeyi de unutmayın. Allah yardımcınız olsun. Umarım kısa zamanda mutlu bir sonuca ulaşırsınız.
Selamünaleyküm. Eşinizin muhakkak bir doktora görünmesi gerekir. O doktora görünsün siz de bir süreliğine sabırlı olun. Doktor iyileşme ihtimali görmezse ya da doktora gitmeyi kabul etmezse, siz kendinizi harama düşecek sıkıntıda hissediyorsanız onunla oturun ve bir eşe ihtiyacınız olduğunu söyleyin. O yoksa arayış içine gireceğinizi açıkça belirtin. Bu durumda da yanaşmayan kadınla alakalı olarak ailelerinizin büyüklerini de devreye sokarak ağır ve ileri tedbirler alabilirsiniz. Allah size sabırlar versin.
Selamünaleyküm. Hayat bir mücadele içinde geçer. Hemen hemen her insanın inişleri çıkışları olur. Eşinizin de böyle bir süreci yaşadığını düşünün. Size tavsiyemiz, onunla ikili kısır tartışmalara girmemenizdir. Aksi takdirde onu daha fazla batırırsınız. Ona karşı kadınlığınızı bir sanata dönüştürmeye çalışın. Onu sevdiği renkleri giyinmeye varıncaya kadar her şeye onun penceresinden özen gösterin. Biiznillah sizin umduğunuzdan daha iyi olur. Duayı da ihmal etmeyin. Yılmayın, yıkılmayın; sabırlı olun.
Günlük hayatınızda bu titizliğinizin bir benzeri farklı işlerinizde varsa bu bir psikolojik sorun gibi duruyor. Sadece bayanlarla ilgili alanda ise bu titizlik, ne mutlu size! Allah mübarek etsin, seni bu heyecanda sabit tutsun. Kesinlikle sen haklısın. Yaşadığımız hayat Allah'ın haramlarına çiftlik gibi olmuş bir hayattır ne yazık ki. Hiç taviz vermemeni tavsiye ederim sana. Şöyle bir kural belirle kendin için: Haramlardan ve harama iten ortamlardan uzak dur. Bilerek sen harama göz uzatma. Buna rağmen gözüne çarpan haramdan sen sorumlu değilsin. Bulunmak zorunda olduğun bir ortamda veya ortamlarda gözüne ilişen haramlar sende gevşeme nedeni olmaya başladı ise yani bir kayma hissetti isen o ortamı terk et. Bunun dışında sabredeceksin. Unutmayacaksın ki, bu sabrın senin Bedir'de, Uhud'da sabretmek gibi bir şeydir. Rabbim seni muhafaza buyursun.
Evet, böyle bir sorun var ve bu sorun sizin tasvirinizden de öteye bir felakete doğru hızla ilerlemektedir. Bunu ne kadar düzeltebiliriz bilemem ama bu felakette sadece erkeklerin fıtratı üzerinden düşünüp bir çözüm üretemeyeceğimizi zannediyorum. Doğrudur, erkekler arayan ve kovalayan pozisyonundadır ama kadınlar bu cinayetin en azından yarısının sorumluları değil midir? Herkese göre farklı bir cevap verilebilir. Asıl olan Rabbimizin bizi nasıl değerlendireceği olmalıdır. Size şunu tavsiye ederim: Eşiniz üzerinden kendinizi yıpratarak onu da yanlışa sevk edebileceğiniz düşüncelerden uzak durun. Olsa ne yapabilirsiniz ki denecek şeyleri olmamış iken neden irdeliyorsunuz? Bile bile aklına getirmekten başka bir yorumu yoktur bunun. Dua edin. Kendiniz ve eşiniz için dua edin. İyi bir eş olmaya bakın. Bu “iyi bir eş” ifadesini bazı hanım kardeşlerimiz sürekli ikaz eden bir hanım olarak anlıyorlar. Bazıları da sadece kıyafetini ütülü bulundurur ve ağır parfümler kullanırsa iyi bir eş olabileceğini zannediyor. Kesinlikle yanlış tutumlardır bunlar: İyi bir eş, her şeyden önce tatlı dilli, sabırlı olmaktır. Tenkidi ve istekleri bitmeyen bir eş kadın olsun erkek olsun iten bir eştir. İten eş de hayırlı değildir. Kılık kıyafetten konuşma tarzına kadar her şeye dikkat eden bir eş değerlidir. Bu bela asrın belalarından biridir. Belli ki sınavımız da bu olacaktır. Allah Teâlâ hepimizin yardımcısı olsun. Âmîn.
Size önce şunu tavsiye etmeliyim: Bu dünya bir imtihan yeridir. Rabbimiz, her birimiz için ayrı ayrı bedenler ve ruhlar yarattığı gibi farklı farklı imtihanlar da takdir buyurmuştur. Her birimiz, kendi imtihanımızla baş başayız. Bunu unutmayalım. Bir de şunu unutmayalım: İmtihanı ancak sabredenler kazanacaktır! Sabredip kazanacaksınız. Başınıza büyük bir felaket gelmiş, haklısınız ama ne yaparsanız sizin için daha iyi olur bunu çok iyi düşünün. Çocuklarınızın hatırına, çevrenin sizi horlamasına karşı sabretmeyi de tercih edebilirsiniz. Bunun dinen bir sakıncası olmaz. Dilinizi ve elinizi bir kötülüğe bulaştırmadan boşayabilirsiniz de. Bunun da dinen bir sakıncası olmaz. Aile büyüklerinizden birini kendinize hakem yaparak, ne yapacağınız konusunda fikir alırsanız daha iyi edersiniz. Allah yardımcınız olsun. Ne edin edin, dilinizi ve elinizi kötülüğe bulaştırmayın. Bir olan derdi ikiye çıkarmayın. Size dua ederiz.
evlilik konusundaki diğer fetvalar
Erkeğin eşine söz verdiği mehir (mihr/mehr) eğer “sonra” şeklinde ertelenmiş ise bu bir borçtur. Diğer borçlarla da bir farkı yoktur. Alacaklının eşi olması erkeğin borcunu savsaklamasına ruhsat oluşturmaz. Mesele mali mesele olduğunda eşler arasındaki bağlantı normal yabancılar arasındaki bağlantı gibidir. Belli bir süre ve zaman belirlenmiş ise o zaman geldiğinde ödeme yapmalıdır. Esnek bırakılmış ise de çok geciktirilmeden yine ödenmelidir. Eşler arasında konuşulmayan bir konuya dönüşmüş ise yani kadın bunu talep etmiyor gibi davranıyorsa bu durumda erkeğin sıkıştırılması gerekmez. Ancak kadın erkekten önce ölürse kadının ödenmemiş mehri, varislerine intikal eden bir malı gibi işlem görür; erkek kadının varislerine mehir borcunu öder.
Nişan örfi bir durumdur, dinen bir bağlayıcılığı yoktur. Dediğiniz gibi olması nişan varken veya yokken aynıdır.
Sağlıklı olmak herkese göre değişken bir sonuçtur. Dinen böyle bir yasak yoktur. Akıl ise herkese göre herkeste farklı çalışır. Bunu bir hocaya değil aklınıza sormalısınız. Aklınızı da paradan ve duygusallıktan arındırarak sormalısınız.
Bu anlattığınız kadarı ile nikâhınızın düşme riski daha yüksektir. Size en yakın müftülüğe bizzat giderek cevap alınız.
Bir uzmanla görüşüp evlenme planını değerlendirmeni tavsiye ederiz sana.
Önce şunu tespit edelim: Burada size vereceğimiz cevap veya herhangi bir yerden alacağınız cevap sadece “öyle olabilir” nitelikli bir cevaptır. Bunu bilin. Neden? Çünkü Allah Teâlâ kaderi sır tutmuştur. Adı üstünde bir sırdır kader. Bilmiş olmanın mümkün olmadığı bir şey üzerinden iyi olabilecek tahminler yürütülüyor o kadar. Allah Teâlâ kaderi kendinde saklı tutmuştur. Kulluğumuz bunu gerektiriyordu demek ki. Meselemize gelince şunu söyleyebiliriz: Allah Teâlâ kaderi yazdı. Bu kaderin dışında tek bir ağaç yaprağı sallanması bile mümkün değildir. Biz ne yaparsak yapalım, ne olursa olsun sonunda gerçekleşen kaderdir. Görünürde zarar ediyor olsak bile, bizim niyetimiz, iyi davranışımız, hatamızın ve becerimizin olup olmaması durumuna göre de ahirette değerlendirilecek.