Fetva Meclisi
Soru
19 yaşında bir kardeşim Suriye’de olan bu zulme daha fazla dayanamayarak İslami örgütlerin birine katıldı. Sizin de oraya gittiğinizi biliyoruz. Acaba kardeşim doğru bir şey mi yaptı? Onu geri getirmek için aile çok çaba sarf ediyor ama nafile. O, Müslümanlara yapılan zülüm karşısında şehit olmayı arzuluyor. Bu tablo karşısında ne yapmalıyız, onu bu kaos ortamından kurtarmaya çalışalım mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Güzel kardeşim benim, Bu sözlerin çok samimi; ona itirazım yok ama istemekle uygun olanı yapmak aynı şeyler değildir. Hiçbir yerde insana ihtiyaç yok, desteğe ihtiyaç var her yerde. Destek de parayla, siyasetle oluyor. Sen yetiştir kendini, kapasiteli biri ol; binlerce şehit hazırlayacak işler yap. Daha iyi bir iş yapmış olursun. Sana dualar ederim.
Selamünaleyküm Allah'a ve ahiret gününe iman etmiş olan her mümin Suriye'deki durumun, İslam'ın ve insanlığın aleyhine olduğunu ve git gide de durumun daha da ağırlaştığını anlar, bilir. Buna göre de hiç bir mümin, oradaki durumu sıradan bir olay, 'beni ilgilendirmez bir durum' olarak göremez. Ahirete iman ile böyle düşük bir anlayış kesinlikle aynı kalpte birleşemez. Suriye için bir şeyler yapmak imanımızın gereğidir. Yapılacak şeyin ne olacağına karar vermek ise en az o yapılacak iş kadar önemli olmalıdır. Bugün, bizim şehirlerimizden oralara cihat maksadı ile gidenlerin binlerce kere daha fazlası oradan buralara gelmiş durumdadır. Oradaki gençlerin buraya gelenlerinin yerine buradan oraya gidenlerin bulunması, oturulup müzakere edilmesi gereken bir durum olmalıdır. Özellikle tekit ederek söylüyorum: Suriye'deki durum tam anlamı ile bir cihat durumudur. Cihat ise mümin insanın kulluğu ile alakalıdır, asla savsaklanamaz! Bunu bir kenarda bekleterek şu tespitleri yapmak isterim: 1- Suriye'de büyük bir cihat ortamı vardır. Küfür dişlerini göstermiş, Müslüman insanın kanı akmıştır. Durum cihat açısından nettir. 2- Suriye'de maalesef diş gösteren küfürle beraber bir iç fitne de kök salmıştır. Müslümanlar arasındaki Şiilik fitnesi orada bir yayılma ve kökleşme dönemine girmiştir. Suriye öncesine göre bugün Şiilik, daha düşmanca bir yayılma ve imha hamlesi içindedir. Suriye, önümüzdeki yakın dönemde unutulması zor Şiilik facialarına sahne olmuştur. Oraya gidenler için bu ayrıntı, gitmenin önemi ve riski bakımından önemlidir. 3- Bir başka sorun da şudur: Suriye'de Müslümanlar arasındaki gruplaşmalar kök salmış ve özellikle Selefîlikle tesmiye edilenler ile diğer gruplar arasında, birbirlerinin kanı pahasına da olsa derin sürtüşmeler süregelmiştir. Bunun doğurduğu sonuçlardan biri olarak da ne yazık ki, 'fiili cihadı sadece Selefi akımın yapabileceği, onlar yapınca da ölçüsüz cihat yapar ve zarar verirler' şeklindeki algı da derinden derine inandırılmaya başlanmıştır. Gidecek kardeşlerimizin böyle bir saplantıya alet olmaları, yapmayı murat ettikleri cihada ters düşeceklerini bilmeleri gerekecektir. 4- Suriye'de bugün, savaşacak insandan çok desteği işe yarayacak insana ihtiyaç vardır. Bilhassa siyasi kimliği olanların desteği daha da önemli durmaktadır. Bizi ziyarete gelenlerle yaptığımız istişarelerde, bunu açıkça beyan ettiklerine şahit olduk. Netice olarak şu noktaya gelmek isteriz: Gençlerimizin Türkiye'den oraya cihat etmek için gitmelerinin FARZ-I AYN diyebileceğimiz bir düzeyde olmadığını düşünüyoruz. Yerinde ve işe yarar bir iş yapmak için gidilebilir belki ama bu, bütün FARZ-I AYN olmayan ibadetler hükmündedir. Mesela ebeveyn izni olmadan gidilmesini caiz görmüyoruz. Burada yapmaları gerekenlerle orada yapabilecekleri arasında makul bir denge olması ise ayrı bir zarurettir. Gençlerin heyecanla iş yapıp en azından daha faziletli olandan mahrum olmamalarını tavsiye ediyoruz. Heyecanla aklı, akılla realiteyi birleştirmemiz gerekir. Bu da ciddi bir istişare ile mümkündür. Selamünaleyküm. Nureddin YILDIZ facebook.com/nureddinyildiz twitter.com/nurettinyildiz İnstagram.com/nureddinyildiz
Bunu bir kaza kabul edin. Kardeşiniz de yaptığına pişman ise bunun ötesinde bir şey düşünmemelisiniz. İnsandır, hata eder ve Rabbine dönerse yine iyi insan olabilir diye düşünün. Kardeşiniz kaza yaptı ise onu sokağa atacak hâliniz yoktur. Daha fazla sahiplenin.
Biz, her şeyden evvel dinimizin yaşayanı olmak zorundayız. İmanımızı ve ibadetlerimizi canlı tutacağız. Sokak dalaşı denebilecek dalaşlara girmeyeceğiz. Mevcut fitne ise bir sokak dalaşının çok üzerinde ağır bir beladır. Bu belaya karşı hiç değilse kalbi nefret taşıma mecburiyetimiz vardır. Müminlere karşı müstekbir bir eda ile yıllardır savaş yapılıyor. Asla destek olamayız. Sessiz kalmamız bile seviye açısından düşüklüktür. Seviyeli bir tepki en doğru olanıdır.
Allah, her kulunu gücüne ve imkânına göre sorumlu tutar. Eğer siz mazlumlara dua ediyor, elinizden geldiğince yardım ediyor ve bilinç oluşturuyorsanız, vicdan azabı çekmenize gerek yoktur. Ancak imkânlar dâhilinde daha fazla şey yapma gücünüz varsa bunları artırabilirsiniz. Allah, zulme karşı durma bilincimizi artırıp bizleri mazlumlara gerçek anlamda destek verebilenlerden eylesin. Kalbinizin yanması, hâlâ imanınızın diri olduğunun bir göstergesidir. Allah sizi de, tüm mazlumları da muhafaza buyursun.
Aleykümselam. Herhâlükârda 'vermek' kazanmaktır. Vermenin bir zararı olmaz. Ne var ki, kime ve niye vermenin gerektiğini de iyi bilmek şarttır. Bir dilim ekmeğe muhtaç bir insana takım elbise vermenin ne yararı olacak? Tenceresi olmayana pişirmek için fasülye vermek de anlamlı bir verme değildir. Buna benzer bir kıyaslama yapabiliriz. Muhakkak veren olmaya çalışalım. Verdiğimizi de işe yarar şekilde verelim.
cihad konusundaki diğer fetvalar
Cihat hayatı Allah'a teslim etmek demektir. Bugünkü cihadınız kendinizi yetiştirmek ise yarınki cihadınızın ne olacağı o zaman belli olacaktır. Tamam çocuk yetiştirmek iyi bir fikir ama o anda siz ve gündeminiz ne olacak belli değildir. En güzel planınız, yarının her şeyine hazır olmak olmalıdır. Yarın karşınıza bin bir çiçeği ile çıkacak bir dünyaya siz sadece çocuk yetiştirmek ve mal infak etmek üzere hazırlanırsanız ayazda kalırsınız. Daha gerçekçi ve daha geniş düşünmeye bakınız. Allah yardımcınız olsun.
Oradaki şartları, mecburiyetleri oradaki mü'min kardeşlere ve onları idare eden ulemaya bırakmak gerekir. Rahat ortamlarımızdan yön vermemiz makul değildir.
Cihat, Allah'ın adını yüceltmek demektir. Ne ile nasıl ve nerede yüceltilecekse onu yapmak cihattır. Cihadı bu şekilde anlayabilirsiniz.
Aleykümselam. Evlilik bu tür endişelerle başlamamalıdır. Anlatımınızdan ortaya çıkan şudur: Siz bu konuya duygusal bakıyorsunuz. Gerçek iradeniz ve kimliğinizin ortaya çıkmadığı bir karar daha sonra sizi ezebilir. Böyle bir evlilik için olumlu kanaatimiz olmaz. Karar verecek olan ise sizsiniz. Dinen sakıncası yoktur, aklınızı ise siz kullanacaksınız.
Cihat, bir müminin, Allah'ın dini için yapabileceğini yapması demektir. Eşine karşı onu iffetli tutması yapabileceklerinden sadece biridir. O bölüm de cihadının bir bölümü olabilir sadece. Bugün dünya hayatı kadının gücü üzerinden sürdürülüyor diyebileceğimiz kadar büyük kadın konuları vardır. Hayatı İslamlaştırmak gibi bir derdimiz bulunduğuna göre kadının İslam'a ses verecek, destek olacak her hareketi cihadıdır. Hele hele nesil yetiştirmek muazzam bir cihattır onun için.
Cevabımızda, Türkiye'deki müminler için farzı ayın olmayacağını söyledik. Ve öyledir. Zira Suriye'deki kardeşlerimizin durumu ortadadır. Onlar için farz-ı ayın olmuştur. Onlar da ellerinden geleni yapmaktadırlar.