Fetva Meclisi
Soru
Hocam tarım ürünlerinin zekâtı için Diyanet’in fetvasında borçların düşülebileceğini okudum, bununla amel edilir mi? Ürünün bir kısmını satıp bir kısmını da akrabalarımızla paylaşıyoruz, paylaşılanı da hesap edecek miyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Çiftçinin zekâtı ürünü üzerinden olur. Bu pürü ile hesaplanmaz. Mesela siz, tarlanızda buğday yetiştiriyorsanız buğdayın en az 650 kg olması durumunda zekât gerekir. 650 ve daha yukarısı için zekât verirsiniz. Ürününüz mesela 600 kg ise o ürün için zekât gerekmez. Zaten borcunuz da bulunduğu için elinizdeki paranın da zekâtı yoktur. Bu sene bu hesaba göre zekât vermeniz gerekmiyor diye anlayabilirsiniz. Bir başka mesele de hangi ürünü yetiştiriyorsanız tek başına o ürünün 650 kg veya daha fazla üretilmiş olması gerekir. Mesela 400 kg buğdaya 250 kg fasulye ilave etmeniz gerekmez. (Bu bilgiye göre mesele anlaşıldı ise cevap tamam demektir. Anlaşılmadı ise sizin durumunuzun ayrıntılarını tekrar yazınız lütfen.) Kurban kesmenizde ise bir beis yoktur. Allah kabul etsin, işinizi bereketli kılsın.
Borç varken zekât gerekmez sözü yerinde bir söz değildir. Bunun doğru olanı şöyledir: Borcu olan borcu kadar olan kısmı elindeki maldan düştükten sonra geri kalan yani borç düştükten sonra elinde kalan miktar nisaptan fazla ise onun zekâtını verir. Doğrusu böyledir. Çiftçilerin masraflarını ve borçlarını düştükten sonra ürettikleri ürünlerin zekâtını verebilecekleri yolunda bu asrın âlimlerinden fetva verenler vardır. Durumu kritik olmayanlar bir düşme yapmadan ürünlerin zekâtını vermelidirler. Takvaya daha yakın olan böylesidir. Borçlarını düşüp geri kalan nisaba ulaşıyorsa onu vermeleri de olabilir. Bu arada tarım ürününün, 650 kg’ı buluyorsa zekât konusu olacağını yani tarım ürününün nisabının 650 kg olduğunu da bilmeliyiz. 650 kg ve fazlası ürün yetiştirdi isek zekâta muhatap olduk demektir. Borçlar ve masraflar düştükten sonra geri kalanı sulama yapmadan elde etti isek 1/10 oranında, sulama yaptı isek 1/20 oranında zekât veririz.
‘İleride satarım’ düşüncesi ile bekletilen tarlanın zekâtı gerekmez. ‘Satıyorum’ diye ilana çıkılmış olanın ise zekâtı gerekir. Ne kadar beklerse beklesin, bu ikinci seviyedekinin her yıl zekâtı verilir.
Harcama yapılarak tarım yapılması durumunda oran %5 olarak hesaplanır. Ayrıca ürünün 650 kg civarında olması gerekir ki zekâta dâhil olsun. Asıl nisap denen budur. Mesela 150 kg bir ürün için zekât gerekmez. Allah kabul etsin.
Selamünaleyküm. Tarım ürünlerinin zekâtının müstakil hesaplanması gerekir. Köylülerimizin bu husustaki bilgi eksikliği maalesef yaygındır. Ortadaki bereketsizliğin temel nedenlerinden biri de budur. Şu şekilde bilmemiz ve uygulamamız gerekmektedir: Tarım mahsulleri eğer bir emek vermeden elde ediliyorsa çıkan mahsulün 1/10 oranında zekâtı verilir. Sulama, gübreleme ve benzeri ilave bir emekle ürün alınıyorsa bu oran 1/20 oranındadır. Mahsul elde edilir edilmez zekât verilir. Elde edilen mahsulün de nisabı vardır. Yani en az 'şu kadar' mahsul elde edilirse denecek bir oranı vardır. Bu oran yaklaşık ALTIYÜZ ELLİ Kilodur. Bu orandan az olan tarım ürünü için zekât vermek gerekmez. Her tarım cinsinden bu kadar ürün elde edenin her ürün için zekât vermesi gerekir. Allah'a emanet olun.
Hayır, satmaya karar vermediğiniz sürece tır için zekât vermeniz gerekmez. O sizin ekmek teknenizdir. Ondan kazandığınızdan biriktirirseniz o paradan zekât vereceksiniz. Şu anda borcunuz da bulunuyor. O borç oranını elinizde para olsa da ondan düşebilirsiniz. Allah Teâlâ işinize bereket versin. Aman kul hakkına dikkat edin. Özellikle yollarda kural ihlali yapmamaya çalışınız. Bereketini göreceğiniz bir iş üzere olmaya çalışınız.
diyanet konusundaki diğer fetvalar
Diyanet takvimini tercih edin.
Bizim kanaatimize göre bu uygulama fıkhen sakıncalıdır. Diyanet başta olmak üzere bazı âlimler ise zaruret olarak caiz görmektedirler.
Mevcut Diyanet takvimi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin emirlerine göre bilimsel yöntemlerle hazırlanmış bir saati göstermektedir. Yanlış olma ihtimali bulunur elbette ama şu anda bilimle gidilen yolda gelinen nokta burasıdır. Bunun dışındaki düşünceler ileri geri konuşmalardan kaynaklanıyor. İbadetlerimizi birilerinin ihtirasına veya heyecanlı sloganlara kurban edemeyiz. Oruç ve siz bir arada iseniz çok dikkat edin. Biz aç kalmıyoruz, ibadet yapıyoruz.
Bir ilmihal kitabını hazmetmedikçe hiçbir kitap size o beklentinizi vermez. Diyanet ilmihalini hazmedecek şekilde ailece okuduktan sonra başka kitaplara geçin. Tefsir kitap olarak altyapısı olanlar için faydalıdır, gerisi bir ibadet türü olduğu için sevap kazanırlar ama aradıklarını bulamazlar. Şifa Tefsiri başlama tefsiri olarak yeterlidir. Allah yardımcınız olsun.
Biiznillah haccınızda vebal yoktur. Bizim kanaatimiz şudur: Diyanet bu husustaki mesuliyetini müdriktir, eğer o kurban kesmeyin diyorsa kesmeyebilirsiniz. Netice olarak biiznillah haccınız tamamdır.
Önce bir ilmihal oku. Diyanet ilmihalini oku. Onu hazmet. Ondan sonra da Erkam Yayınlarının Riyâzu’s Salihin şerhini oku, hazmet. Ondan sonra açıl kitap dünyasına. Allah Teâlâ zihnini keskin kılsın.