Fetva Meclisi
Soru
Hocam devlet, tarlasından ürün yetiştirene teşvik veriyor. Ancak bunun için bir kota koyuyor. Bazı çiftçilerin, tarlasında yetiştirdiği ürün kotayı doldurmuyor. Bu yüzden başka birisinden ürün satın alıp kotayı tamamlıyor ve bu şekilde teşvikten yararlanıyor. Örneğin devlet pamuk için 50 ton kota belirlemiş. Adamın tarladan ürünü 40 ton çıkmış. 10 ton da başkasından alıyor. Bu şekilde teşvik alıyor, bu caiz mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Tarla sahibi ile yaptığınız anlaşma ne ise ona göre vermenizde bir sakınca yoktur.
Selamünaleyküm. Bu iki sorunuzun temel cevabı şu şekildedir: Devlet malı ya da yeni deyimiyle kamu malı olan mallarda yönergeler, yönerge dâhilinde olmayan hususlarda ise teamüller esas alınır. Mesela kozalak hususunda orman idaresinin halka uyguladığı bir yönergesi varsa ona uyulmalıdır. Böyle bir yönerge yoksa teamül esas alınır. Böyle bir meselede, yönergeleri belirleyen makamın mesela laik bir sistemin makamı olmasının bizi bağlayıcılığı açısından birinci derecede ele alınması gerekmez. Tıpkı trafik kurallarında olduğu gibi bu da, nihayetinde insanlığın kendisi ile alakalı, akidevî boyutu olmayan bir konudur.
Çiftliklerde beslenen hayvanlar senenin altı ayını açık arazide otlamıyorsa onların hayvan olarak zekâtı yoktur. Çiftliklerde hazır yemle beslenen hayvanlar bu şekildedir, onlar için zekât gerekmez. Onları kullanarak yaptığınız ticaretten elde ettiğiniz kazancın zekâtını verirsiniz. Yani paranızın ve satılık ürünlerinizin zekâtını verirsiniz.
Çiftliklerde beslenen hayvanlar senenin altı ayını açık arazide otlamıyorsa onların hayvan olarak zekâtı yoktur. Çiftliklerde hazır yemle beslenen hayvanlar bu şekildedir, onlar için zekât gerekmez. Onları kullanarak yaptığınız ticaretten elde ettiğiniz kazancın zekâtını verirsiniz. Yani paranızın ve satılık ürünlerinizin zekâtını verirsiniz.
Bu teşvik maksatlı bir hediye olarak görülebilir, sakıncası yoktur.
Yalan ve hileye yanaşmak doğru değildir. Allah'a emanet olun.
çiftçi konusundaki diğer fetvalar
Bunun haram olacağını zannetmiyorum. Bu, devletin bir yardımıdır, vatandaş bir hile yapmadığı sürece bunu alabilir.
Allah Teâlâ işinizi kolay etsin. Elinize, toprağınıza, sofranıza bereket versin. İnsanlar sizi köylü/çiftçi görebilirler ama siz mübarek bir iş yaptığınızı bilin. Allah yardımcınız olsun. Hayvanların boynuzlarının kırılması daha güzel görünsün ya da ona benzer lüks denebilecek bir gerekçe diye yapıldığında caiz olmaz. Beslemede ve büyütmede zorluk oluştuğu veya çevresine zarar verdiği gibi bir gerekçe ile yapılabilir, biiznillah sakıncası olmaz. Ziraat işinde ortaklık hakkında ise size şöyle bir özet bilgi aktarabilirim: - Bir taraftan arazi diğer taraftan çalışma ve elde edileni yarı yarıya, üçte bir gibi nispetlere paylaşma şeklindeki ortaklık caizdir. Bu anlaşma bir yıl iki yıl gibi bir süre için yapılmalıdır. - Ekim yapılacaksa ekilecek tohumu kimin vereceği konuşulmalıdır. - Ne ekileceği konuşulmalıdır. - Taraflardan birinin alacağı mahsül önceden ‘şu kadar kilo garanti alacak’ şeklinde belirlenirse bu caiz olmaz. Zira yetişen ne kadar ise o bölüşülecektir. Hiçbir şey yetişmezse ona razı olacaklardır. Ana hatları ile böyle bir anlaşma caizdir. Özellikle ziraat ortaklığını sıkıntılı duruma getiren durumlar olabilir. Onları gerektiğinde hususi olarak öğrenebilirsiniz. Allah yardımcınız olsun. Size dua ederiz, sizden de dua bekleriz.
Diyanet, tarım adına yapılan masrafları düştükten sonra kalan miktarın nisap miktarı olması durumunda zekatının verileceği konusnuda görüşü vardır. Bununla amel edin. Masrafları düşün, geri kalanın zekatını verin.
Aile reisinin sahibi olduğu bir işte çalışan aile bireyleri ÜCRET ALMAYI HAK EDEN İŞÇİLER olarak görülemezler. Böyle bir örf yoktur. “Hep beraber çalışıp yiyoruz, babamız da bizi idare ediyor” şeklinde anlaşılan bir örf vardır. Mal da aile reisinindir. Buna göre de sizin çalışmaktan kaynaklanan muayyen bir hakkınız yoktur o bahçelerde. İzin verilmeden zimmetinize aldığınız şey sizin için helal olmaz. Helal olmayandan da sadaka veremezsiniz. Bu konuyu şöyle veya böyle önlerine çıkarmanız durumunda da şeytan becerir eşinizle ülfetinizi zedeleyebilecek sonuçlara sevk eder sizi. Siz bu sadaka verme niyet ve heyecanınızı içinizde taşımaya devam edin. Uygun bir fırsat bulduğunuzda onu eda edersiniz biiznillah.
Diyanet'in bu husustaki fetvası muteberdir. Gübreleme ve diğer masrafları da sulama gibi kabul eden bir görüş ile amel etmektedir. Biiznillah bu hususta isabet etmiş olursunuz. Allah kabul etsin.
Fındığınızı satarken şu yöntemlerden birini yaparsınız: Fındığı peşin fiyatına satarsınız. Sıkıntı yoktur. Fındığı taksitle satarsınız; peşin olsa idi mesela on idi dört ay taksitle on ikiye satarsınız. Bunda da sıkıntı yoktur. Fındığı yeriniz olmadığı için bir tüccarın deposuna koyarsınız. Fındık orada emanette kalmış olur. Satmak istediğinizde gidip tartar satarsınız. Bunda da sıkıntı yoktur. Fındığı bir tüccarın deposuna bırakırsınız. Adına emanet dersiniz ama o fındığınızı satar parasını kullanır. Siz paraya ihtiyacınız olduğunda gider O GÜN FINDIK KAÇ PARA EDİYORSA o kadar paranızı tüccardan alırsınız. Aslında sizin fındığınızı siz satmıştınız ama fiyat belirlememiştiniz ve piyasanın yükselmesini bekliyordunuz. Bu tür fındık satışında kadim kitaplarımızdaki bilgilere göre sakınca vardır. Biz de bu sakıncayı uyarıyoruz. Müftülüğünüzün bağlı olduğu Diyanet bu konuda yaygın bir uygulama olarak ZARURET NEDENİYLE sakınca olmayabileceğini söylemiştir. Müftülük de size bunu iletmiştir. Bu görüşü almanızda inşaallah bir sakınca olmaz.