Fetva Meclisi
Soru
Hocam biz fındık üretiyoruz. Geçimimizi de fındıktan temin ediyoruz. Neredeyse her yıl fındıkta fiyat bekledikçe yükselir. Biz de tüccara veririz parasını da aylar sonra alırız. Böyle bir ticaretin caiz olmadığı söyleniyor. Müftülüğe sorduk caizdir dediler. Nasıl hareket edelim?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu meselede şöyle bir durum var: a- Fındık şu anda sekiz lira ediyor. Tüccar beş ay sonrası için on liradan alırım deyip pazarlığı yaparak alışverişi bitiriyorsa yani satan fındığı satmış ama parasını beş ay sonra alacak ise bu ticarette sıkıntı yoktur. Zira satanın sattığı bellidir, alanın alacağı bellidir. Bu bir helal ticarettir. b- Eğer halk arasında EMANETE VERMEK diye bilinen şekil olursa yani üretici fındığı tüccara yedinci ayda verir ama fiyatı ne zaman parayı alacaksa mesela iki ay sonra gelip o günkü fiyat kaç para ise o kadarı alıp giderse bunda bizim kanaatimize göre sıkıntı vardır. Zira bu bir helal ticaret değildir esasen. Fındık tüccara verilmiştir ama üreticinin ne alacağı belli değildir. Fındık işlem görmüş, belki de yenmiş midelere inmiştir. Üretici ise ne kazanacağını bile bilmemektedir. Bu bir bilinmezlik ortamıdır. Bunun fıkıh açısından sakıncası vardır. Bu bizim meseleden çıkardığımız kanaatimizdir.
Fındığı, depolaması yani muhafaza etmesi için verirse, satış da o gün ortaya çıkan bir ticaret gibi olur. Bunda sakınca yoktur. Fındığı mesela ağustos ayında tüccara verdiği hâlde fiyatını ocak ayında mesela tespit ederlerse bunda dinen sıkıntı olur. İki pozisyon arasında fark şöyle anlaşılabilir: Birincisinde fındık depoda bekliyordur, sahibi istediği zaman geri alabilir onu. İkincisinde ise fiyatı belirlenmediği hâlde tüccar onu kullanmıştır sadece fındığın sahibine kaç para vereceğini daha sonra belirleyeceklerdir. Bu ikinci durum yanlıştır.
Fiyat yükselince anlaşmak ve satmak üzere tüccara emanet olarak bırakmanızda sakınca olmaz.
İki şık üzerinden düşünelim bunu: a-Buğdayı bugün veriyoruz. Ödemeyi seneye yapacağı için beş bin lira fark koyuyoruz üzerine. Bunda bir sakınca yoktur. Bu bir taksitli satış işlemidir. Peşin şu taksitle şu demek gibidir. b-Buğdayı veriyoruz. Parayı seneye alacağız ama kaç para alacağımızı seneye oluşacak buğday borsasına göre belirleyeceğiz. Bu caiz değildir. Malın fiyatı belirlenmeden yani ücret meçhul bırakılarak satılmıştır. Böyle bir ticaret caiz olmaz.
Bunu bir borç verme işlemi olarak görebiliriz. Toplanan para katılımcılardan birine verildiğinde: Ondan bir fazlalık istemeden geri getiriyorsa, Mubah bir işte parayı kullanıyorsa işlemde bir sakınca yoktur. Güzel bir borç uygulaması yapmış olursunuz, biiznillah bundan sevap da kazanırsınız. Yalnız size şunu tavsiye etmeliyiz: Bu ve benzeri yolları deneyenlerin pek çoğu sırf bu yüzden dostlarını kaybettiler. Paranın girdiği yerde şeytanın fitnesi de büyür ve daha kışkırtıcı olur. Konuşurken ve kararlaştırırken kolay ve güzel gibi görülür bu işler ama pratiğe geçildiğinde öyle olmayabilir. Çok dikkat edin. Katılımcıları mümkün olduğu kadar az tutun. Aranızdaki iman kardeşliği ve muhabbetiniz zarar gördükten sonra yaptığınız işten kazanacağınız bir ecir de kalmayabilir maazallah.
Allah Teâlâ sizi o makama yüceltsin. O MAKAM diyorum zira sözünü ettiğiniz ve temenni ettiğiniz şey bir yüksek makam meselesidir. O makamın sakinleri de Ashab-ı Kiram ve evliya kimselerdir. Keşke siz de biz de o makama yükselebilsek, keşke! Ne yazık ki, aile kurarken bu yüksek makamı dikkate alamıyoruz, daha sonraki temennileri de hayal olarak görüyoruz. Size tavsiyemiz şudur: Bu temenninize birden yükselmeye çalışmayın. Size sadaka kadar aile saadeti de gerekiyor. Uzun sürecek bir eğitim ve mücadeleden sonra bu noktaya gelmeyi hedefleyin. Şimdilik YAPTIĞINIZ VE KULLANDIĞINIZ HARAM OLMASIN yeter. Allah yardımcımız olsun.
çiftçi konusundaki diğer fetvalar
Diyanet'in bu husustaki fetvası muteberdir. Gübreleme ve diğer masrafları da sulama gibi kabul eden bir görüş ile amel etmektedir. Biiznillah bu hususta isabet etmiş olursunuz. Allah kabul etsin.
Aile reisinin sahibi olduğu bir işte çalışan aile bireyleri ÜCRET ALMAYI HAK EDEN İŞÇİLER olarak görülemezler. Böyle bir örf yoktur. “Hep beraber çalışıp yiyoruz, babamız da bizi idare ediyor” şeklinde anlaşılan bir örf vardır. Mal da aile reisinindir. Buna göre de sizin çalışmaktan kaynaklanan muayyen bir hakkınız yoktur o bahçelerde. İzin verilmeden zimmetinize aldığınız şey sizin için helal olmaz. Helal olmayandan da sadaka veremezsiniz. Bu konuyu şöyle veya böyle önlerine çıkarmanız durumunda da şeytan becerir eşinizle ülfetinizi zedeleyebilecek sonuçlara sevk eder sizi. Siz bu sadaka verme niyet ve heyecanınızı içinizde taşımaya devam edin. Uygun bir fırsat bulduğunuzda onu eda edersiniz biiznillah.
Bu konuda Diyanet İşleri’nin fetvasını esas alabiliriz. Fetva aşağıdaki gibidir: “..Sulanması masrafsız olan arazilerden elde edilen ürünün onda biri, masraf edilerek ve emek sarf edilerek sulanan arazilerden elde edilen ürünün ise yirmide biri öşür olarak verilir. Sulama ile birlikte, günümüz tarım şartlarının gerektirdiği gübre, ilaç ve mazot gibi masrafların öşür hesabında dikkate alınıp alınmayacağı tartışmalı bir konudur. Bu ilave masraflar üretimin maliyetinde önemli bir yekûn oluşturduğundan bunların öşür hesaplamasında dikkate alınması görüşü daha uygundur. Bu nedenle tarım ürünleri, sulama masrafları ve yukarıdaki ilave masraflar çıkarıldıktan sonra nisaba ulaşması hâlinde 1/10 oranında zekâta/öşre tabidir. Eğer masraflar çıkarılmadan verilecekse 1/20 oranında öşür verilir. Tarım ürünlerinde nisap miktarı, buğday, arpa, mısır, pirinç gibi saklanabilir ürünlerde, beş vesktir. Bunun günümüzde kullanılan ağırlık birimi ile karşılığı, ürüne göre 653-1000 kg arasında değişmekte mesela buğdayda 653 kg’a tekabül etmektedir. Bunların dışındaki ürünlerde ise yukarıdaki maddelerden beş veskinin değeri en düşük olanının kıymetine denk olan miktardır. Seralarda yetiştirilen ürünler için de aynı hükümler geçerlidir.”
Diyanet, tarım adına yapılan masrafları düştükten sonra kalan miktarın nisap miktarı olması durumunda zekatının verileceği konusnuda görüşü vardır. Bununla amel edin. Masrafları düşün, geri kalanın zekatını verin.
Allah Teâlâ işinizi kolay etsin. Elinize, toprağınıza, sofranıza bereket versin. İnsanlar sizi köylü/çiftçi görebilirler ama siz mübarek bir iş yaptığınızı bilin. Allah yardımcınız olsun. Hayvanların boynuzlarının kırılması daha güzel görünsün ya da ona benzer lüks denebilecek bir gerekçe diye yapıldığında caiz olmaz. Beslemede ve büyütmede zorluk oluştuğu veya çevresine zarar verdiği gibi bir gerekçe ile yapılabilir, biiznillah sakıncası olmaz. Ziraat işinde ortaklık hakkında ise size şöyle bir özet bilgi aktarabilirim: - Bir taraftan arazi diğer taraftan çalışma ve elde edileni yarı yarıya, üçte bir gibi nispetlere paylaşma şeklindeki ortaklık caizdir. Bu anlaşma bir yıl iki yıl gibi bir süre için yapılmalıdır. - Ekim yapılacaksa ekilecek tohumu kimin vereceği konuşulmalıdır. - Ne ekileceği konuşulmalıdır. - Taraflardan birinin alacağı mahsül önceden ‘şu kadar kilo garanti alacak’ şeklinde belirlenirse bu caiz olmaz. Zira yetişen ne kadar ise o bölüşülecektir. Hiçbir şey yetişmezse ona razı olacaklardır. Ana hatları ile böyle bir anlaşma caizdir. Özellikle ziraat ortaklığını sıkıntılı duruma getiren durumlar olabilir. Onları gerektiğinde hususi olarak öğrenebilirsiniz. Allah yardımcınız olsun. Size dua ederiz, sizden de dua bekleriz.