Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ben İnegöl'de yaşıyorum çiftçilik yapıyorum. Meyve bahçelerimiz var ve hayvan yetiştiriciliği yapıyoruz. Hocam, ben bu işimi Allah için nasıl yapabilirim? Yaptığım işe mü'min farkını nasıl koyabilirim? Hocam burada bir ortaklık sistemi var ortağın biri yer veriyor diğeri işletiyor. İşleten hasılatın üçte ikisini alıyor. Yer sahibi üçte birini alıyor. Bu ortaklık caiz midir? Peygamber efendimiz aleyhisselatu vesselamın tavsiye ettiği bir zirai ortaklık şekli var mı? Hocam, yeni doğan buzağıların boynuzları ilaç verip yakılarak ya da elektro şoklu bir alet ile kökünden alınıyor bu caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Senin vazifen insanların tam mü'min olmasını sağlamak değildir. Senin vazifen Peygamber aleyhisselamın vekili olarak onun çalıştığı gibi çalışmaktır. Sen yapabildiğini ihlasla yapmaya devam et. İnsanlar duymasa da melekler duyar. Bin kişi olmasa da bir kişi olur. Bir kişi olmasa da sen kendini yetiştirmiş olursun. Bu arada şunu unutmayasın: Kendin de neticede bir kişisin. İnsanlara namazı öğretirken kendin nafileleri ihya edebilirsin. Çok Kur'an okuyabilirsin. On beş günde bir hatim indiren biri olabilirsin. Kitap okumayı geliştirebilirsin. Gelecekteki vaazlarına dair güzel notlar tutabilirsin. Günlük tesbihatlar yapabilirsin. İnsanları telefonla namaza davet edebilirsin. Camide sesli aşır okuma tatbikatı ile sesin güzel olmasa bile mükemmel bir kari olabilirsin. Bunları becerebildiğin zaman mesela üç yıl sonra orası senin için bir medrese olarak hafızana kazınır. Doğal ve bireysel medrese örneğini kurarsın. Sonuçta da kazanarak ayrılırsın oradan. Şu da muhtemeldir ki, senin oradaki bereketli işlerin, okuduğun Kur'anlar, kıldığın nafileler, yaptığın zikirler senden belki on sene sonra aktif bir cemaat verimi getirir, sen de Rabbinin rızasını kazanmış olursun. Bugüne bakarak iş yapma, Rabbinin huzurunda hesaba çekileceğin güne bakarak iş yap. Biiznillah kazanman mümkündür. Allah yardımcın olsun.
Selamünaleyküm. Bu hususta caiz olmaz şeklinde içtihatlar vardır. Caiz olacağını söyleyen içtihat da vardır. En evla olanı, çalışanın hissesinin yüksek tutulmasıdır. Bu yapılamıyorsa maaş alabilir. Zira alamaz diye bir söz birliği yoktur.
Selamünaleyküm. İki insan olarak görüşüp anlaşma yolunu deneyin, büyüklerden aklı başındakilerin görüşüne baş vurun, muhtemel sorunları yazın ve tartışın ama şu ipsiz sapsız ihtimallere kulak asmayın. Şeytanı güldürmeyin peşinizden.
Sabırlı olun. Yaşanan gerginlikleri konuşarak ve sağduyuya çağırarak çözmeye çalışın daima. Belki biraz zaman alır. Sabırlı olun. Eşiniz ile aranızdaki anlaşmazlıkları tartışmayla çözmeye çalışmayın. Bu işleri daha da kötü yapmaktan başka pek bir işe yaramaz. Aranızdaki iyilik hali büyüdükçe birbirinize karşı cesur sözler ve hareketleriniz de azalır biiznillah. Allah'a emanet olun.
Allah Teâlâ yolunuzu aydınlık kılsın, beraberliğinize bereket versin. Âmîn. TOKİ evleri konusunda bizim kanaatimiz bu haliyle sıkıntılı olduğu şeklindedir. Bazı hoca efendiler ise caiz olacağını düşünüyorlar. Onların görüşü ile de hareket edilmesinde sakınca olmaz. Allah yardım etsin.
Selamünaleyküm. Kalbinizde bir reklam uru oluşmadıkça bunlara takılmayın. Başka türlü bir şey toplayamazsınız.
çiftçi konusundaki diğer fetvalar
Diyanet, tarım adına yapılan masrafları düştükten sonra kalan miktarın nisap miktarı olması durumunda zekatının verileceği konusnuda görüşü vardır. Bununla amel edin. Masrafları düşün, geri kalanın zekatını verin.
Bunun haram olacağını zannetmiyorum. Bu, devletin bir yardımıdır, vatandaş bir hile yapmadığı sürece bunu alabilir.
Ürün kotasını doldurma ile alakalı olarak o kuralı uygulayan yönergeler açısından sakınca yoksa sakıncalı görmeyiz.
Aile reisinin sahibi olduğu bir işte çalışan aile bireyleri ÜCRET ALMAYI HAK EDEN İŞÇİLER olarak görülemezler. Böyle bir örf yoktur. “Hep beraber çalışıp yiyoruz, babamız da bizi idare ediyor” şeklinde anlaşılan bir örf vardır. Mal da aile reisinindir. Buna göre de sizin çalışmaktan kaynaklanan muayyen bir hakkınız yoktur o bahçelerde. İzin verilmeden zimmetinize aldığınız şey sizin için helal olmaz. Helal olmayandan da sadaka veremezsiniz. Bu konuyu şöyle veya böyle önlerine çıkarmanız durumunda da şeytan becerir eşinizle ülfetinizi zedeleyebilecek sonuçlara sevk eder sizi. Siz bu sadaka verme niyet ve heyecanınızı içinizde taşımaya devam edin. Uygun bir fırsat bulduğunuzda onu eda edersiniz biiznillah.
Diyanet'in bu husustaki fetvası muteberdir. Gübreleme ve diğer masrafları da sulama gibi kabul eden bir görüş ile amel etmektedir. Biiznillah bu hususta isabet etmiş olursunuz. Allah kabul etsin.
Fındığınızı satarken şu yöntemlerden birini yaparsınız: Fındığı peşin fiyatına satarsınız. Sıkıntı yoktur. Fındığı taksitle satarsınız; peşin olsa idi mesela on idi dört ay taksitle on ikiye satarsınız. Bunda da sıkıntı yoktur. Fındığı yeriniz olmadığı için bir tüccarın deposuna koyarsınız. Fındık orada emanette kalmış olur. Satmak istediğinizde gidip tartar satarsınız. Bunda da sıkıntı yoktur. Fındığı bir tüccarın deposuna bırakırsınız. Adına emanet dersiniz ama o fındığınızı satar parasını kullanır. Siz paraya ihtiyacınız olduğunda gider O GÜN FINDIK KAÇ PARA EDİYORSA o kadar paranızı tüccardan alırsınız. Aslında sizin fındığınızı siz satmıştınız ama fiyat belirlememiştiniz ve piyasanın yükselmesini bekliyordunuz. Bu tür fındık satışında kadim kitaplarımızdaki bilgilere göre sakınca vardır. Biz de bu sakıncayı uyarıyoruz. Müftülüğünüzün bağlı olduğu Diyanet bu konuda yaygın bir uygulama olarak ZARURET NEDENİYLE sakınca olmayabileceğini söylemiştir. Müftülük de size bunu iletmiştir. Bu görüşü almanızda inşaallah bir sakınca olmaz.