Fetva Meclisi
Soru
Hocam fındık zekâtını yirmide bir oranında verdik yıllarca. Diyanetin fetvası bu şekilde ancak fındık için sulama yapılmıyor sadece gübre alınıyor, ot biçmek için de benzin alınıyor. Sulama yapılmadığı için onda bir verilmesi gerekiyor diyen hocalar var. Doğrusu nedir, Diyanetin fetvasıyla amel etsek olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu haram karşı her türlü tedbiri almalısınız. Gerekiyorsa amcanıza da bildirin ama siz üzerine gitmeyin.
Bu konuda Diyanet’in fetvası ile hareket edebilirsiniz. Zekâtı verilecek ürün, tarladan ne kadar çıktı ise o kadarı hesap edilir. Ondan sonra verilen ve satılan önemli değildir. Genel kural, topraktan yetişen her üründen zekât verilmesi şeklindedir. Fiyat olarak sizin tarladan satacağınız fiyat ölçü alınır. Yalnız unutmayınız: Bir ürün yaklaşık olarak bir ton (en az 650 kg) olmadıkça zekâtı gerekmez.
Oruçlunun makattan su sızdırmasının oruca zararı hakkında mesele şöyledir: Mevcut mezheplerimizin içtihadına göre makattan içeri su girmesi orucu bozar. Sadece İbni Teymiye ve onun görüşünü destekleyen bazı âlimler, makattan su girmesini orucu bozan yeme içme gibi bir durum olarak görmemişlerdir. Çünkü orucu bozan şey, mideye ulaşacak bir yeme içme durumudur. Ayrıntısını bilmiyor olmakla beraber Diyanet’in, bu ikinci görüşü esas aldığını zannediyorum. Annenizin özel bir durumu bulunmaktadır. Bu ikinci görüşle amel etmesinin inşaallah sakıncası yoktur. Biz ise birinci görüşü, genel görüş olarak uyguluyoruz. Allah Teâlâ annenize afiyet ihsan buyursun.
Selamünaleyküm. Bir kere fındık olarak yaklaşık 650 kg. ürün almanız gerekir ki zekât gereksin. Mesela 300 kg fındık için zekât gerekmez. Mahsul zamanı gidip mahsulünü toplayan biri 1/10 oranında verir. Gübreleme, sulama gibi masraf yaparak mahsul elde eden ise 1/20 oranında verir. Allah kabul etsin.
Fetva müminin dünya ve ahireti ile alakalı kurtuluş reçetesidir. İnsana sorarken bile en alim, en takvalıya sorar ki kalbi rahat etsin. Bugün yapay zekâ denen gelişme henüz Müslümanların hizmetinde ve kusursuz denebilecek noktada durmamaktadır. Evet, muhteşem bir bilgi birikimi ve sürate sahiptir ama 'bize ait' değildir. Nasıl yönlendirdiği, neye göre tercih yaptığı gibi soruların cevabı hâlâ incelenme aşamasındadır. Bir alime fetva soran kıyamet günü o alimi fetvanın sonucundan sorumlu gösterebilir ama bir cihazı Allah Teâlâ'nın huzuruna sorumlu olarak ne kadar getirebiliriz? Bu nedenle fetvayı yapay zekadan öğrenecek olanlar zaten o fetvanın ayrıntılarına vakıf kimseler olabilirler. Bir zaman sonra mesela Diyanet gibi bir kurumun garantisinde böyle bir gelişme olur ve herkes istifade edebilir denirse o durumda herkes yapay zekadan fetvasını öğrenebilir deriz. Şimdilik durum budur.
Selamünaleyküm. Fitre ve FİDYE verileceği yer bakımından zekat gibidirler. Hadislerdeki bilgi 'KADIN KABURGADAN YARATILMIŞTIR' şeklindedir. Adem ilavesi elimizde yoktur ama ifade oraya çekmektedir.
çiftçi konusundaki diğer fetvalar
Fındığınızı satarken şu yöntemlerden birini yaparsınız: Fındığı peşin fiyatına satarsınız. Sıkıntı yoktur. Fındığı taksitle satarsınız; peşin olsa idi mesela on idi dört ay taksitle on ikiye satarsınız. Bunda da sıkıntı yoktur. Fındığı yeriniz olmadığı için bir tüccarın deposuna koyarsınız. Fındık orada emanette kalmış olur. Satmak istediğinizde gidip tartar satarsınız. Bunda da sıkıntı yoktur. Fındığı bir tüccarın deposuna bırakırsınız. Adına emanet dersiniz ama o fındığınızı satar parasını kullanır. Siz paraya ihtiyacınız olduğunda gider O GÜN FINDIK KAÇ PARA EDİYORSA o kadar paranızı tüccardan alırsınız. Aslında sizin fındığınızı siz satmıştınız ama fiyat belirlememiştiniz ve piyasanın yükselmesini bekliyordunuz. Bu tür fındık satışında kadim kitaplarımızdaki bilgilere göre sakınca vardır. Biz de bu sakıncayı uyarıyoruz. Müftülüğünüzün bağlı olduğu Diyanet bu konuda yaygın bir uygulama olarak ZARURET NEDENİYLE sakınca olmayabileceğini söylemiştir. Müftülük de size bunu iletmiştir. Bu görüşü almanızda inşaallah bir sakınca olmaz.
Aile reisinin sahibi olduğu bir işte çalışan aile bireyleri ÜCRET ALMAYI HAK EDEN İŞÇİLER olarak görülemezler. Böyle bir örf yoktur. “Hep beraber çalışıp yiyoruz, babamız da bizi idare ediyor” şeklinde anlaşılan bir örf vardır. Mal da aile reisinindir. Buna göre de sizin çalışmaktan kaynaklanan muayyen bir hakkınız yoktur o bahçelerde. İzin verilmeden zimmetinize aldığınız şey sizin için helal olmaz. Helal olmayandan da sadaka veremezsiniz. Bu konuyu şöyle veya böyle önlerine çıkarmanız durumunda da şeytan becerir eşinizle ülfetinizi zedeleyebilecek sonuçlara sevk eder sizi. Siz bu sadaka verme niyet ve heyecanınızı içinizde taşımaya devam edin. Uygun bir fırsat bulduğunuzda onu eda edersiniz biiznillah.
Bu meselede şöyle bir durum var: a- Fındık şu anda sekiz lira ediyor. Tüccar beş ay sonrası için on liradan alırım deyip pazarlığı yaparak alışverişi bitiriyorsa yani satan fındığı satmış ama parasını beş ay sonra alacak ise bu ticarette sıkıntı yoktur. Zira satanın sattığı bellidir, alanın alacağı bellidir. Bu bir helal ticarettir. b- Eğer halk arasında EMANETE VERMEK diye bilinen şekil olursa yani üretici fındığı tüccara yedinci ayda verir ama fiyatı ne zaman parayı alacaksa mesela iki ay sonra gelip o günkü fiyat kaç para ise o kadarı alıp giderse bunda bizim kanaatimize göre sıkıntı vardır. Zira bu bir helal ticaret değildir esasen. Fındık tüccara verilmiştir ama üreticinin ne alacağı belli değildir. Fındık işlem görmüş, belki de yenmiş midelere inmiştir. Üretici ise ne kazanacağını bile bilmemektedir. Bu bir bilinmezlik ortamıdır. Bunun fıkıh açısından sakıncası vardır. Bu bizim meseleden çıkardığımız kanaatimizdir.
Bu konuda Diyanet İşleri’nin fetvasını esas alabiliriz. Fetva aşağıdaki gibidir: “..Sulanması masrafsız olan arazilerden elde edilen ürünün onda biri, masraf edilerek ve emek sarf edilerek sulanan arazilerden elde edilen ürünün ise yirmide biri öşür olarak verilir. Sulama ile birlikte, günümüz tarım şartlarının gerektirdiği gübre, ilaç ve mazot gibi masrafların öşür hesabında dikkate alınıp alınmayacağı tartışmalı bir konudur. Bu ilave masraflar üretimin maliyetinde önemli bir yekûn oluşturduğundan bunların öşür hesaplamasında dikkate alınması görüşü daha uygundur. Bu nedenle tarım ürünleri, sulama masrafları ve yukarıdaki ilave masraflar çıkarıldıktan sonra nisaba ulaşması hâlinde 1/10 oranında zekâta/öşre tabidir. Eğer masraflar çıkarılmadan verilecekse 1/20 oranında öşür verilir. Tarım ürünlerinde nisap miktarı, buğday, arpa, mısır, pirinç gibi saklanabilir ürünlerde, beş vesktir. Bunun günümüzde kullanılan ağırlık birimi ile karşılığı, ürüne göre 653-1000 kg arasında değişmekte mesela buğdayda 653 kg’a tekabül etmektedir. Bunların dışındaki ürünlerde ise yukarıdaki maddelerden beş veskinin değeri en düşük olanının kıymetine denk olan miktardır. Seralarda yetiştirilen ürünler için de aynı hükümler geçerlidir.”
Diyanet, tarım adına yapılan masrafları düştükten sonra kalan miktarın nisap miktarı olması durumunda zekatının verileceği konusnuda görüşü vardır. Bununla amel edin. Masrafları düşün, geri kalanın zekatını verin.
Allah Teâlâ işinizi kolay etsin. Elinize, toprağınıza, sofranıza bereket versin. İnsanlar sizi köylü/çiftçi görebilirler ama siz mübarek bir iş yaptığınızı bilin. Allah yardımcınız olsun. Hayvanların boynuzlarının kırılması daha güzel görünsün ya da ona benzer lüks denebilecek bir gerekçe diye yapıldığında caiz olmaz. Beslemede ve büyütmede zorluk oluştuğu veya çevresine zarar verdiği gibi bir gerekçe ile yapılabilir, biiznillah sakıncası olmaz. Ziraat işinde ortaklık hakkında ise size şöyle bir özet bilgi aktarabilirim: - Bir taraftan arazi diğer taraftan çalışma ve elde edileni yarı yarıya, üçte bir gibi nispetlere paylaşma şeklindeki ortaklık caizdir. Bu anlaşma bir yıl iki yıl gibi bir süre için yapılmalıdır. - Ekim yapılacaksa ekilecek tohumu kimin vereceği konuşulmalıdır. - Ne ekileceği konuşulmalıdır. - Taraflardan birinin alacağı mahsül önceden ‘şu kadar kilo garanti alacak’ şeklinde belirlenirse bu caiz olmaz. Zira yetişen ne kadar ise o bölüşülecektir. Hiçbir şey yetişmezse ona razı olacaklardır. Ana hatları ile böyle bir anlaşma caizdir. Özellikle ziraat ortaklığını sıkıntılı duruma getiren durumlar olabilir. Onları gerektiğinde hususi olarak öğrenebilirsiniz. Allah yardımcınız olsun. Size dua ederiz, sizden de dua bekleriz.