Fetva Meclisi
Soru
Ben yurtta kalan biriyim ve okullar bittiği için öğrenciler memleketlerine gitmeye başladılar. Ama eşyalarını toplayıp gidenler değersiz küçük eşyalarını yurtta bırakıyorlar. Örneğin kalem, kupa bardak vs. Haziran sonunda da yurt kapanıyor ve geriye kalan tüm eşyalar temizlik görevlileri tarafından toplanıyor ve çöpe atılıyor. Ben giden öğrencilerin kalemleri vs. çöpe atılmasın israf olmasın diye alıyorum ama bir taraftan İslam’da terkedilmiş malın hükmü nedir bilmiyorum. İnternetten araştırma yaptım tatmin edecek bir cevap bulamadım.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Devletin malı, çöpe atılacak veya ihmal edilecek bir durumda iken siz onu alıp kullansanız bir sakıncası olmaz. Bu kullanımınız bir başka ihtiyacı aksatmadığı sürece yanlış bir iş yapmış olmazsınız.
Kıyafetlerle ilgili fıkhî ölçü; israfa mahal bırakmamaktır. Bir kıyafet kullanılmayacak kadar eskidiğinde değerlendirmek, temizlikte ya da geri dönüşümde kullanmak gerekir. Aslında başkası tarafından kullanılabilecek bir kıyafetin çöpe atılması ya da yok sayılması israf olacaktır. Bu da kişiden kişiye değişecektir. Kullanılmayacak durumda olan kıyafetin bez olarak kullanılmaması gerektiğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Allah'a emanet olun.
Terk edilmiş eşyayı kullanmanızda sakınca olmaz. Emaneten bırakılmış, sahibi tarafından alınacak eşyanın korunması, kullanılmaması gerekir.
O kutuların geri dönüşümü ile ilgili bir emir ve teamül yoksa yani çöpe gidecekse sizin onları değerlendirmeniz, çöpten alma hükmündedir. Şu kadar ki, onlara ayırdığınız vakit, işte olmanız gereken vakit olmamalıdır. Allah'a emanet olun.
Fakire verilen bir sadaka veya hediye onun olmuştur. Onun olan bir şeyi o rızası ile kime verirse versin hakkıdır. Artık o verdiği “fakirin hakkı olduğu için başkasına verilemez” durumunda değildir. Verdiği kimselerin almasında hiçbir sakınca olmaz.
Başkalarının rızası olmadan mallarını ellerinden almak caiz olmadığı gibi kaybettikleri mal ya da eşyayı alıp sahiplenmek de caiz değildir. Bir kimse bir yerde bir miktar para veya eşya bulsa onu sahibine vermek üzere alabilir. Ancak kendine mal edinmek üzere alması başkasının malını gasp etmek hükmündedir. Bulunduğu yerde bırakıldığı takdirde telef olmasından korkulan bir şeyi sahibine vermek üzere almak vâcip; telef olmayacak şeyleri almak ise mubahtır. Bir kimse bulduğu bir şeyi alırken, onu sahibine teslim etmek üzere aldığına çevresindekileri şahit tutar. Bulunan eşyanın sahibi çıkar ve onun kendisine ait olduğunu ispat ederse eşyayı ona teslim eder. (Kâsânî, Bedâ’i, 6/200-201) Buluntu eşya, onu sahibine vermek üzere alanın yanında emanet durumundadır. Bir kusuru olmaksızın bu mal kaybolsa veya telef olsa, sahibi çıktığında bedelini ona ödemekle yükümlü olmaz. (İbn Nüceym, el-Bahr, 5/162, 163) Buluntu eşyayı elinde bulunduran kimse bunu malın değerine göre uygun görülen bir süre ilan eder ve bekler. Sahibi çıkmazsa o malı yoksul kimselere sahibi adına tasadduk eder; kendisi muhtaç ise ondan istifade edebilir. Ancak daha sonra sahibinin çıkması hâlinde bedelini öder. Sahibinin aramayacağı düşük değerli şeyler ise beklemeye gerek kalmaksızın ihtiyaç sahiplerine verilebilir; bulanın ihtiyacı varsa o da kullanabilir. (Serahsî, el-Mebsût, 11/2-3)
eşya konusundaki diğer fetvalar
Fitrede asıl olan gıda üzerinden verilmesidir. Fukaha, o gıdanın para olarak değerinin fitre olarak verilmesine ruhsat vermişlerdir. Zekât gibi fitrenin de diğer eşyaya dönüştürülmesine dair bir ruhsat bilmiyorum
Zekat vermede asıl olan paradır. Para yerine eşya üzerinden zekat vermeye bazı zorunluluklar nedeniyle ruhsat verilmiştir. Afet bölgelerinde zekat verirken bu ruhsattan istifade edilmektedir. Dolayısıyla daha yararlı olacağı düşünüldüğünde pişmiş yiyecek gibi ekonomik değeri için kalıcılık düşünülemeyen şeyler hariç ekonomik değeri olan şeylerle zekat verilebilir. Piyasa fiyatı ne kadar ise o kadar zekat verildi kabul edilir.
Hüküm olarak özellikle de Hanefi mezhebi içtihadında ticaretle iştigal eden bir Müslüman’ın nakit veya sattığı maldan zekâtını verebilir. Bunun için şu inceliklere dikkat etmesi gerekir: Eşyadan zekât verirken verdiği malı toptan piyasa fiyatı üzerinden hesaplamalıdır. Çünkü satış fiyatı tacirin kendisinin belirlediği bir fiyat olarak hileye neden olabilir. Mümkün olduğu kadar da fakirin lehine olanı tercih etmelidir. Yani fakirin işine yarayacak olan hangisi ise onu yapmalıdır. Özellikle fakirin işine yaramayacak eşyayı zekât olarak vermek uygun olmaz. Zekât veren Müslüman, nakit sıkışıklığı gibi makul bir nedenle bunu yapabilir ama mesela elde kalmış mallardan kurtulmak gibi bir hile için bunu yapmamalıdır. Zira zekât bir ibadettir, ibadetler Allah katında niyetlere göre değerlendirilir.
Depo gibi bir yerde bekletmeniz en uygunu olur. Birine vermenizin uygun olmayacağı kanaatindeyiz.