Fetva Meclisi
Soru
Hocam, bir kardeşimizin ses çıkartmamak şartıyla topuklu ayakkabı giyilebilir mi sorusuna şöyle bir cevapta bulunmuşsunuz: ‘Kadının üzerine dikkat çekmeyecek bir ayakkabının topuklu olmasında sakınca yoktur. Sakınca olacaksa o da tıbben giyilmesi uygun bulunmayanda olur.’ Hocam, topuklu ayakkabı yapısı itibariyle bu söylediklerinizin hepsini de taşımıyor mu? Yapısını incelediğimizde ayak topuklarının parmaklardan yüksek bir konumda olması, kalçayı daha "yukarıya çekiyor" ve de aynı zamanda sık bir yapı kazanmasına sebep olmuyor mu? Ve adım atılırken, "ayak topuğunun yukarıda olması"ndan dolayı ve de ayağın kıvrılmasını engellediğinden dolayı, kalçanın bir bölümü yukarıya bir bölümü aşağıya doğru hareket etmiyor mu? Yani bunların hepsini topladığımızda yürürken kırıtma gibi durumlara sebep olmuyor mu? Görünüş itibariyle de dikkat çekici bir ayakkabı değil midir? Sağlık açısından da sakıncalı olduğu tıbben sabitlenmiş. Zaten baktığımızda Rabbimizin yarattığı fıtrata aykırı bir durum değil midir? Yüce Mevlamız ayaklarımızı o şekilde yaratmamış. Hocam, kafam çok karışık. Hanımlarımızın topuklu ayakkabı giymesi bana biraz ters bir durum gibi geliyor. Bu benim için çok mühim. Takvalı bir hanımın bu ayakkabıyı giymesi sizce uygun mudur? En güzeli Rabbimizin yarattığı şekilde yani fıtratımız nasılsa öyle davranmak değil midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Ayak topuğundan aşağısı kadının bedeni gibi avret değildir. Bilhassa dikkat edilmesi gereken husus, fitne ortamı olup olmamasıdır. Eğer kadın, topuğuna kadar örtülü olup da ayağının kalan kısmı açık olduğunda dikkat çekmeyeceği bir ortamda bulunuyorsa yaptığı şey ayağını güzel göstermek için olmadığı takdirde bahsi geçen sandalet tarzı bir şey giymesinde de sakınca yoktur. Dikkat çekmemesi ve fitne ortamı olmaması şartlarına göre hareket edilebilir. Allah'a emanet olun.
Kırmamak, dökmemek şartıyla söyleyin. Söylemezseniz mesul olursunuz. Yalnız tepki sert olursa uzatmayın, nefisler kabarmadan özür dileyip yolunuza devam edin. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Kadının üzerine dikkat çekmeyecek bir ayakkabının topuklu olmasında sakınca yoktur. Sakınca olacaksa o da tıbben giyilmesi uygun bulunmayanda olur.
Ayakkabının yüksek topuklu olması veya olmaması diye dini bir kural yoktur. Ayakkabı üzerinden birilerini taklit etmek veya ayakkabı üzerinden dikkat çekip fitneye sebep olmak vardır. Bu ikisi yoksa dilediğiniz ayakkabıyı giyebilirsiniz. Ayakkabının ses çıkarmasını da bu mantık üzerinden anlamalısınız.
Güzel olanı sevme ve güzel görünmeye çalışma duygusu da insanın fıtratında olan doğal bir durumdur. Dolayısıyla dinimiz duygularımızı köreltmek değil kontrol altına almamızı ister. Çünkü güzellik ve güzel görünme arzusu kadın için doğal bir durum olduğu gibi aynı zamanda mü’min hanımefendinin imtihan noktasıdır. Süslenmenin fıtrata uygun olanı normaldir ama bunun için belli şartlar gerekmektedir. Kadınların güzellik ve çekiciliklerini uygun olmayan yerlerde sergilemeleri, süs ve eylemleriyle dikkat ve ilgi çekmeleri haram olan bir husustur. Bu da kadının fıtrattan olan şeyi uygun ortamda kullanmaması sebebiyle anormal bir hal almaktadır. Buna Kuranımızın dilinde “teberrüc” denmektedir. Ahzab Suresi 32-33. Ayet kerimede: “…daha önce Cahiliye döneminde olduğu gibi açılıp saçılmayın…” ayetleriyle kadının koruması gereken alanların kapsamının neler olduğu daha net anlaşılmaktadır. O halde bu kapsam sadece makyaj yapmak değildir. Teberrüc: Müslüman kadının kendi bedenini ve Müslümanlık değerlerini yabancı erkeklere karşı teşhir etmesidir. Büyük günahlardandır. Aileyi sarsmak, şehvet ortamını kışkırtmak gibi tehlikeleri de beraberinde getirebilmektedir. Bu yüzden kadının sakınması gereken önemli bir husustur. Yine Nur Suresi 31. Ayeti kerimede: “(Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. …kimseye süslerini göstermesinler...” Kadının mahremiyeti ile ilgili hususlar bu ayeti kerimede de uzunca belirtilmektedir. Yani teberrüc kapsamına giren şey; bazen makyaj da olabilir. Bazen yürüyüş, bazen dikkat çekici konuşma, bazen kendisine baktırtan bir çanta, ayakkabı, bazen de takı… Tesettür adı altında bol bir kıyafet dahi dikkat çekici ve kadını daha şık ve bakılır yapıyorsa bu da teberrüc kapsamına dâhil edilebilir. Kadının fıtratında olan doğal süslenme ihtiyacı, “sadece ve nasıl olursa olsun” tatmini arayacak ve süslenip teşhir etmesine sebebiyet verecekse artık helâl sınırı aşılmıştır ve haramın da sınırı yoktur. Bu yüzden eğer dikkat çekici takı, yüzük, bileklik vb. tekrar tekrar bakılmasına sebebiyet verecekse bunlar da haramdır. Dolayısıyla sorduğunuz sorudaki gibi makyaj yapmak gibi takı takmak teberrüc kapsamına giriyorsa arasında bir fark yok demektir. Tedbirli olmak adına eğer kişiyi tehlikeye götürecekse, kendisini fitneye sürükleyecekse tedbirli olmasında fayda vardır. Ayrıca nişan, evlilik yüzüğü gibi takılar dikkat çekici olmadığı takdirde takılabilir elbette. Kadının göstermesi caiz olmayan bölgeye dışarıdan koyduğu ziynet eşyası o bölgenin hükmünü taşır. Mesela parmağı açık olabileceği için yüzüğü de açıkta olabilir. Bilezik bölgesi haram bölge olduğu için bileziği açıkta olmaz. Evet, bilezik bölgesinin haramlığı ile bileziğin açıkta olmasının haramlığı aynı değildir ama bu bir algı ve teslimiyet meselesi olarak kabul edilmelidir.
Ayakkabının nasıl olacağı önemli değildir. Önemli olan sağlıklı olması, kibir nedeni olmaması, kadını teşhir etmemesidir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Bu konuda size özellikle şu iki şeyi tavsiye edeceğiz: a- Yüzde yüzün bile üstünde bir bilgi garantisi taşımadıkça bunu yok saymaya mecbursunuz. b- Bu durum ne kadar gizli olursa o kadar hayırlı olur. Bir kişinin dahi bilmesi çocuk için afetin yaygın olması demektir. Bir de bilgi kesinleştikten sonra eniştenizi ikaz edip gözlerden ırak olmasını söyleyin ki en azından kardeşinizin peşini bıraksın ve kendini toparlayıp tevbe etsin. Sizi tekrar uyarıyorum. Yüzde yüz olmayan bir bilgi ile yola çıkmayın, afet sizin üstünüze kalabilir.
Selamünaleyküm. Tesbihatın toplu yapılması yönünde bir teşvik Sünnet'i yoktur. Unutulma ve ihmal edilme ihtimaline karşı böyle bir uygulama yapılagelmiştir. İnşaallah da sakıncası yoktur.
Selamünaleyküm. Ebeveynin kazancı aleni bir haram ise mesela kumardan kazanıyor ise ondan normal durumlarda harçlık almamak gerekir. Zorda kalan alabilir.
Selamünaleyküm. Bu ekolün daha çok felsefeye nispet edilmesinin uygun olacağını düşünüyoruz. İnsanlar ashabı kiramın dışında bir yol ve yöntem belirledikten sonra İslam'a nispet edilmemelidirler. Belki din dışı olmayı uluorta kullanmayız ama bir felsefi ekolü İslam diye de sahiplenmeyiz.
Selamünaleyküm. Bir kişinin kendisi nasıl ise onun hakkında karar o duruma göre verilir. Baba veya annenin ne iyi durumu ne de kötü durumu kişi hakkında nihai bir karar gerekçesi olmaz.
Aleykümselam. Mesleğiniz bir polis memurunun durumu ile aynı çizgide durmaktadır. Bir mü'min insanın kalbine danışıldığında bu mesleği iyi sayması mümkün değildir. Ancak siz, bir devlet memurusunuz. Polisin amirine itaat ettiği duruma benziyor işiniz. Daha temiz bir işe geçmenizi tavsiye ederim ama bir banka memuru ile de aynı olmadığınızı söyleyebilirim. Allah yardımcınız olsun.