Fetva Meclisi
Soru
Şu an kirada oturmaktayız, babam arsasını satarak bize yardımcı olma amacı ile bir miktar para verdi. Kendi paramız ile birlikte 200 bin TL oldu. Bu para ile daire alamayacağımız için yeğenimin üzerinden engelli ÖTV muafiyetinden yararlanarak 5 yıl satılmama şartı ile 140 bine bir araç aldık, kalan 60 bin TL ile de ikinci aracı aldık. İkinci aracı hem kullanmakta, hem de yıl dolmadan üzerine 3-5 katarak veya eksilterek değiştirmekteyim. Bu durumda üzerimize zekât düşerse, nasıl hesaplamalıyız? Son olarak ikinci aracı satmış olsak elimizde parası olsa bu durumda nasıl düşünmeliyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bundan önce elinizde zekât için nisap olacak kadar para (81 gram altın bedeli) yok idiyse, evinizi sattığınız anda bu rakama ulaştınız demektir. Bu tarihten itibaren üzerinden bir yıl geçince siz de zekâta mükellef olacaksınız. O zaman elinizde kaç para varsa onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak verirsiniz. O gün kaç para varsa o paranın, az veya çok zekâtı olacak. Hayır, evi sattığınızda elinizde zekât vermeyi gerektirecek mal vardı ve üzerinden yıl geçmiş idiyse bunu da ona ilave ederek hepsinin toplamının zekâtını vereceksiniz. İleride ev almayı düşünmeniz, elinizdeki malın zekât malı olmasına mani değildir. Ev almayı kararlaştırır, sözleşip imza atarsanız o zaman o para eve yatırılmış ve zekâtı gerekmeyen para olur.
Size şöyle ortalama bir hesap tarif edelim: Elinizde seksen bir gram altın alabilecek para ne zamandan itibaren vardı? Mesela geçen yılın Ramazan ayının birinde ya da bu kurban bayramı arefesinde.. İşte o günü senin mali miladın yap. Her sene o gün bak elinde birikmiş paran seksin bir gram altın değerinden fazla ise sen zekât vereceksin. O altın mesela on bin lira ediyor. Senin elinde de yirmi bin lira var. Yirmi bin liranın yüzde iki buçuğunu zekât vereceksin. Rakam on binin altına düştü ise o sene vermezsin. Dükkânları çalıştırman veya kiraya vermen fark etmez. Sen dükkânların değil elindeki paranın zekâtını veriyorsun.
Allah Teâlâ sizi zekât ibadetine muvaffak olan kullarından kılsın. Âmin. a- Dükkândaki mal konusunda bir eksiklik var. Oradaki satılık olmayan mallar için zekât yoktur. b- Dükkândan hisseniz kadarını sizin konunuz yapın. Mesela yüzde ellisi sizin ise ve içinde satılık mallar piyasa fiyatı yüz lira ise siz elli liranız var kabul edin. c- Dükkândaki bu bilgi eksikliği dışında sizin bu yıl için zekât vermenize gerek yoktur. Zira zekât senesini hesaplamak için elinize NİSAB MİKTARI mal geçtiği günden itibaren bir yıl beklemek gerekiyor. Sizin ilk elinize geçen altmış gram altın başlamak için yeterli değil. Boş iş yeri ise nisap takvimi için başlamaya uygundur. Onun üzerinden 355 gün geçtikten sonra elinizdeki para+SATILIK daire, arsa+altın ve benzerlerini toplar (hepsinin başlama takvimini onlarınki eksik de olsa bu ilk başlanmışı ilave ederek) hesap edersiniz. d- Oturduğunuz eviniz ve bineğiniz için zekât yoktur. Allah kabul buyursun.
Allah Teâlâ işinize bereket, kalbinize huzur versin. Şöyle yapın: Kendinize bir zekât günü belirleyin. Bugün kameri aylardan birinin günü olsun. Mesela Ramazan ayının dokuzu gibi. Her sene o gün geldiğinde; a- Kasanızdaki, bankadaki, cebinizdeki nakitleri, altınları (altın tek başına olduğunda kendi gramı üzerinden hesaplanır, burada değerini para olarak ilave edebilirsiniz.), elinizdeki çekleri (günü ne olursa olsun) toplayın, b- Dükkanınızda satılmak üzere bekleyen yedek parçaları fatura değeri üzerinden hesaplayın, c- a ve b kalemlerini birleştirin. Bu birleşim sizin zekât hesabı yapılacak olan mal varlığınızdır. d- SATMAK İÇİN BEKLETTİĞİNİZ arsa veya gayrimenkuller varsa onların da piyasa değerini c kalemine ilave edersiniz. İkinci olarak da; a- Önünüze gelmiş ödenecek faturalar, kesilmiş çekler, bir yolla ortaya çıkmış borçlar varsa bunları hesaplayın. b- Bu hesabı bir önceki toplamdan düşün. Geriye kalan değer yani elinizde borçlar düştükten sonraki net kalan 81 gram altın veya onun piyasa değeri kadar ediyorsa sizin bu sene zekât vermeniz gerekir. Daha aşağı düştü ise zekât vermeniz gerekmez. Zekât vermeniz gerekiyorsa eldeki net kalanın yüzde iki buçuğunu vereceksiniz. Onu hemen vermeniz gerekir ama elde nakit sıkıntısı varsa birkaç gün ertelemenizde sakınca olmaz. Allah yardımcınız olsun. Anlaşılmayan bir nokta varsa tekrar yazabilirsiniz.
Allah Teâlâ işinize bereket, kalbinize huzur versin. Şöyle yapın: Kendinize bir zekât günü belirleyin. Bu gün kameri aylardan birinin günü olsun. Mesela Ramazan ayının dokuzu… gibi. Her sene o gün geldiğinde; a- Kasanızdaki, bankadaki, cebinizdeki nakitleri, altınları (altın tek başına olduğunda kendi gramı üzerinden hesaplanır, burada değerini para olarak ilave edebilirsiniz.) elinizdeki çekleri (günü ne olursa olsun) toplayın, b- Dükkanınızda satılmak üzere bekleyen yedek parçaları fatura değeri üzerinden hesaplayın, c- a ve b kalemlerini birleştirin. Bu birleşim sizin zekât hesabı yapılacak olan mal varlığınızdır. d- SATMAK İÇİN BEKLETTİĞİNİZ arsa veya gayrimenkuller varsa onların da piyasa değerini c kalemine ilave edersiniz. İkinci olarak da; a- Önünüze gelmiş ödenecek faturalar, kesilmiş çekler, bir yolla ortaya çıkmış borçlar varsa bunları hesaplayın. b- Bu hesabı bir önceki toplamdan düşün. Geriye kalan değer yani elinizde borçlar düştükten sonraki net kalan 81 gram altın veya onun piyasa değeri kadar ediyorsa siz bu sene zekât vermeniz gerekir. Daha aşağı düştü ise zekât vermeniz gerekmez. Zekât vermeniz gerekiyorsa eldeki net kalanın yüzde iki buçuğunu vereceksiniz. Onu hemen vermeniz gerekir ama elde nakit sıkıntısı varsa birkaç gün ertelemenizde sakınca olmaz. Allah yardımcınız olsun.
Kendinize Ramazan ayının belli bir gününü ZEKÂT HESEPLAMA GÜNÜ olarak belirlemişsiniz. Bu güzel. Her sene öyle yapmaya devam edin. Eğer o gün elinizde nisap miktarından fazla yani seksen bir gram altın veya onu satın alabilecek bir mal varsa onun zekâtını vereceksiniz. Elinizdeki ne ise onun yüzde iki buçuğunu. Nisabın altına düştüğünüzde vermeniz gerekmeyecek. O hesap gününden önce sattığınız evin bedeli veya başka bir yolla bütçenize gireni mevcuda ilave edeceksiniz. Toplamının yüzde iki buçuğunu zekât vereceksiniz. Eğer evi sizin önceden belirlediğiniz zekât hesap gününden bir gün sonra satarsanız ya da elinize o günden sonra bir mal geçerse onun zekâtı bir dahaki yılda hesaplanacak demektir. Geçen yıla ait verdiğiniz zekât gerekenden fazla oldu ise onu geri de alamazsınız bir dahaki yıldan da düşemezsiniz. Para birimlerini birbirine çevirmeniz gerekmiyor. Elinizde ne varsa onu hesap edin. Şu birim olsa idi şöyle olurdu demeye gerek yoktur. Allah kabul buyursun.
altın konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir bakış açısı yoktur. Kadın evlenirken erkekten MEHİR ister. Mehir güzelliğe veya eksikliğe bağlı değildir. Kızın arzusu ile alakalı bir durumdur. Ne kadar arzu ediyorsa o kadar ister, kabul edilirse alır, pazarlık edilirse hak onundur, dilediği gibi yapar. Güzellik veya çirkinlik ölçü alındığında kadına fiyat takdir edilmiş olur ki bu insani bir anlayış olmaz.
Günü gelmeden zekâtın verilmesi caizdir. Eğer günü geldiğinde verdiğiniz rakam gerekenden az ise aradaki farkı vermeniz gerekir. Sizin vermeniz gereken altın idi. Altını liraya çevirdiniz ve zekâtı verdiniz. Günü geldiğinde ise verdiğiniz para az kaldı ise farkı da veriniz. Allah kabul buyursun.
Bu şekilde olduğunda sakınca olmaz biiznillah.
Evet, altın külçe halinde veya işlem görmüş (mesela bilezik ya da başka bir süslenme eşyası durumuna getirilmiş) olması arasında fark yoktur. Her iki durumda da altınla altın değiştirilirken alınanla verilenin aynı gramda olması gerekir. Dört mezhep fukahasının içtihadı bu şekildedir. Fıkıh konseyinin kararı da böyledir.
Bir yere borçlanmadıkça ileride araba alacaksınız diye o para ihtiyaç sayılmaz. Zekâtı da verilmesi gerekir ama bir daire borcuna mesela girerseniz o elinizde olsa bile borca karşılık olduğu için zekât gerekmeyecektir.
Kayınvalideniz o takıyı size emanet olarak taktı ise yani sonra alırım dedi ise onu geri vermeniz gerekir. Düğün hediyesi olarak taktı ise sizin onu kabul etmenizle beraber o sizin malınız olmuş oldu. Geri istenmesi diye makul bir tutum olamaz, geri vermeniz gerekmez. Tenezzül etmez de verirseniz onda da bir sakınca olmaz.