Fetva Meclisi
Soru
Hocam, bizim sahip olduğumuz para orta halli ev ve arabaya yetmiyor ama şu an için ev ve arabaya ihtiyacımız da yok. 81 gram altından fazlasına sahibiz. Bu durumda zekât vermekle mükellef miyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. 1- İleride ev veya araba satın almak için biriktirilen para, zekâtı verilmesi gereken paradır. Çünkü bu tarzda biriktirilmiş bir para aslında başka işler için de harcanabilir bir maldır. Mesela vaz geçip o para ile tatile de gidebilirsiniz. Ama siz mesela yüz bin liralık bir ev için sözleşme yapıp borca girseydiniz, yüzbin lira biriktirinceye kadar elinizdeki paranın zekâtı gerekmeyecekti. Böyle bir durumda elinizdekini alacaklısı adına saklamış gibi olacaktınız. 2- Ev ve iş yeri gibi kullanmakta olduğunuz ya da tarla gibi istimal ettiğiniz gayri menkuller için zekât gerekmez. Çocuklar için muhafaza ettiğiniz yerler için de gerekmez. Ancak satmaya niyet ettiğiniz gayrimenkuller, satış niyetinizden itibaren zekât malı hükmündedirler. Bu durumda da zekâtları yüzde iki buçuk üzerinden olacaktır. Allah'a emanet olunuz.
Zekât, ferdi bir ibadettir. Topladığınız para, aranızda bölüşmediğiniz ve ortak rızanızla kullanılan bir paradır. O paranın zekâtı gerekmesi için size dağıtılması ve her birinize 81 gram altın alacak kadar düşmesi, ondan sonra da üzerinden 255 gün geçmesi gerekir. Eğer daha önce zekâtını verdiğiniz bir mal varsa bu malı ona ilave edebilirsiniz. Onunla beraber bu paranın da zekâtı verilir. Allah'a emanet olunuz.
Mevcut borçla elinizdeki rakam nisaba ulaşmadığı sürece zekât gerekmez.
Selamünaleyküm. Borcu elindekinden fazla olanın zekât vermesi gerekmez.
İleride ev veya araba satın almak için biriktirilen para, zekâtı verilmesi gereken paradır. Çünkü bu tarzda biriktirilmiş bir para aslında başka işler için de harcanabilir bir maldır. Mesela vazgeçip o para ile tatile de gidebilirsiniz. Ama siz mesela yüz bin liralık bir ev için sözleşme yapıp borca girseydiniz, yüz bin lira biriktirinceye kadar elinizdeki paranın zekâtı gerekmeyecekti. Böyle bir durumda elinizdekini alacaklısı adına saklamış gibi olacaktınız.
250 gram altın için 6,25 gram altın veya bedelini zekât olarak vermeniz gerekir. Ancak, borcunuz varsa o borcu düştükten sonra kalan kısım, 80 gramdan fazla ise zekât verirsiniz. Borcunuz olmadığı zamanlarda da bu kadar altın bulunduruyordunuz ise zekâta ait bölümü bir kenara kaydedin; durumunuz düzelince zekât olarak verirsiniz.
altın konusundaki diğer fetvalar
Kayınvalideniz o takıyı size emanet olarak taktı ise yani sonra alırım dedi ise onu geri vermeniz gerekir. Düğün hediyesi olarak taktı ise sizin onu kabul etmenizle beraber o sizin malınız olmuş oldu. Geri istenmesi diye makul bir tutum olamaz, geri vermeniz gerekmez. Tenezzül etmez de verirseniz onda da bir sakınca olmaz.
Kadınların altın, gümüş veya başka bir madenden süs eşyası kullanmalarını yasaklayan bir kayıt yoktur. Basit demir gibi bir şeyin yüzük olarak kullanılması muruet açısından doğru olmaz şeklinde bir kayıt konabilir ama ya altın gümüş veya olmaz şeklinde bir kayıt yoktur.
Evet, altın külçe halinde veya işlem görmüş (mesela bilezik ya da başka bir süslenme eşyası durumuna getirilmiş) olması arasında fark yoktur. Her iki durumda da altınla altın değiştirilirken alınanla verilenin aynı gramda olması gerekir. Dört mezhep fukahasının içtihadı bu şekildedir. Fıkıh konseyinin kararı da böyledir.
Bu şekilde olduğunda sakınca olmaz biiznillah.
Günü gelmeden zekâtın verilmesi caizdir. Eğer günü geldiğinde verdiğiniz rakam gerekenden az ise aradaki farkı vermeniz gerekir. Sizin vermeniz gereken altın idi. Altını liraya çevirdiniz ve zekâtı verdiniz. Günü geldiğinde ise verdiğiniz para az kaldı ise farkı da veriniz. Allah kabul buyursun.
Şöyle özetleyebiliriz: Nisab miktarı (81 gr altın veya onu satın alabilir para) fazladan malı bulunan ZENGİN sayılır. Zengin olan zamanı gelince zekât verir, zekât alamaz. Zekât verecek kadar zengin olmayan yani fazladan malı olmayan ama ihtiyaçları yerinde olan ki buna fıtır sadakası veren kimse diyebiliriz, bunun sadaka alması doğru değildir. Günlük maişetini temin edenin dilenmesi caiz değildir.