İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Vakıf arazisi satılabilir mi?

Cevap

Asıl olan vakfedilenin asla satılmamasıdır. Fukaha kullanılamaz, yararsız hâle gelmiş bir mevkuf için satılmasına yönelik zaruret sınırları içinde ruhsattan söz etmiştir. Bunun için de genelde şu şartları öne sürmektedirler: a- Vakfeden, vakfederken ileride satılmasına da izin verecek şekilde vakfetti ise satış yapılabilir. b- Satılıp vakfiyesi açısından benzer olan başka bir vakıf için kullanılmasının daha yararlı olacağı gözle görülür bir şekilde anlaşılıyorsa satılabilir. Bu arada aynı cinsten bir yere kullanılmasının önemli olduğu da bilinmelidir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Elinizde vakıf bir arazi olduğunu ispat eden bir belge olmadıkça, ihtimale binaen öyle bir arazinin kullanılması, satılıp alınması haram olmaz. Kalbinizi sıkıştıran bir durum varsa şüpheden uzak durursunuz, o ayrı bir meseledir.

Selamünaleyküm; hocam ben alım-satım işiyle uğraşmaktayım. Bir müşterim bana sat
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bir kere buraların vakıf malı olduğu ne kadar belgelidir, o bilinmeli. İkinci olarak da nasıl bir vakıf arazisi idi? Çünkü her vakıf, aynı değildir. Satışı mümkün bir vakıf olabilir. Bildiğimiz kadarıyla ilgili merciler de her vakıf arazisini satmamaktadırlar. Böyle bir araziden yer almanın haram olduğunu kesin bir dille söylemek zordur.

Konyada osmanlı zamanında vakıf arazisi olduğu söylenen yeri belediye istimlak e
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Buna VEKİLİN KENDİNE SATIŞ YAPMASI adını verebiliriz. Fukahanın çoğunluğuna göre böyle bir satış töhmeti getireceği için caiz değildir. Zira vekil olan kişi fiyatı kendi beğenisine göre ayarlamış olma ithamı görebilir. Hâlbuki vekil, emindir yani vekâletini üstlendiği işte emin olmak zorundadır. Eğer vekâlet veren kişi vekâleti esnasında böyle bir ayrıntıyı da yani kendine satabilmesi ayrıntısını da zikretti ise caiz olabilir aksi takdirde değildir.

Bir arkadaşım yurt dışında yaşıyor, Türkiye’deki dairesini satmam için bana vekâ
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bir yerin vakıf yeri olup olmadığı belge ile sabit olur. Tahmin üzerinden olmaz. Mezarlık iken boşaltılıp arsa durumuna getirilmesi de belge ile olmalıdır. Mesela bir dönümlük arzının bir köşesinde üç beş mezar yeri vardı da o mezarlar bir kenara toplanıp gerisine inşaat yapıldı ise ‘mezar yerine ev yapıldı’ denemez. Öyle veya böyle kalbinizi huzursuz eden bir işi yapmayın. Yıllar sonra bile işinizdeki bir aksaklığı oraya bağlar kendinizi huzursuz edersiniz.

Şu an işyerim eskiden mezarlık olan bir araziye yapılan apartmanın altındadır. B
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Vakıf arazisi olduğuna dair açık bir belge yokken böyle bir endişeye gerek yoktur. Açıkça üzerinde vakıf olduğu belgesi bulunan yeri almamakta haklı olurdunuz.

Selamünaleyküm. Ortopedik özürlüyüm vakıf arazisi diye burada daireler pek çok y
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir malın vakıf olduğuna dair vakfiyenin bulunması veya resmî kayıt şart değildir. Güvenilir kişilerden müteşekkil şahitlerin şehâdeti ile de bir yerin vakıf olduğu dinen sabit olur. Ancak vakıf malının başkasının eline geçip zayi olmaması için ilgili mercilerce kayıt altına alınması ihmal edilmemelidir. Vakıf olduğu sabit olan bir yerin vakıf amacı dışında kullanılması, hibe edilmesi veya usûlüne uygun bir istibdâl işlemi (vakıf taşınmazın, aynı değerde veya daha değerli bir başka taşınmazla takası) dışında başkalarına satılması caiz değildir. Vakıf malını bedelsiz olarak zimmete geçirme konusunda vebal açısından şahıs veya kamu kuruluşu arasında dinen herhangi bir fark yoktur. Buna göre vakıf malını vakıf olmaktan çıkaran kişiler veya kurum ve kuruluş yetkilileri, bu konuda taksir ve ihmali olanlar veya buna göz yumanlar dinî yönden sorumludurlar. Kaldı ki, istibdâl şartlarına uymayan tasarruflar sonucunda herhangi bir vakıf malının vakıf olma özelliğini yitirmesi söz konusu değildir. Bu bağlamda camilere veya halkın hizmetine tahsisli olarak vakfedilen fakat zamanında resmî tescili yapılmadığından dolayı, sonradan çıkarılan yasalarla kamu/belediye mülkiyetine geçirilen taşınmazların vakıf niteliği sona ermez. Bu sebeple söz konusu taşınmazlar, vakfedildikleri cihete tekrar tahsis edilmelidir. Bunun için gerekli işlemleri yapmak hem kamunun hem de ilgili taşınmazın vakıf olduğunu bilen kimselerin görevidir. Girişimlere rağmen vakıf niteliği tekrar kazanılamaz ve o gayrimenkul, çeşitli yollarla özel ya da tüzel kişilerin mülkiyetine geçerse bu durumda o taşınmazı vakıf olmaktan çıkaran kişiler dinen sorumlu olurlar. Bu durumda vakıf malına, satın alma veya miras yoluyla sahip olan kişiler, imkânları nispetinde o malı aslî kimliğine kavuşturmaya çalışmalıdırlar.

Bir vakfa ait olup resmî tescili bulunmayan gayrimenkuller hakkında dinen ne yap

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.