İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Madem veba Allah’ın azabıdır, neden iyi bilinen mü'minler de ona yakalanıp ölüyor o zaman?

Cevap

Peki, şu soruya ne diyeceğiz: Neden kötüler ecelleri gelince öldüğü gibi mü'minler de ecelleri gelince ölüyorlar bu dünyada? Bu sorunun cevabı nedir? Ölüm bir kanundur; iyiyi de bulur kötüyü de. Sonra da herkes hak ettiği yere ve layık olduğuna gider. Bundan başka cevabı olamaz. Veba da öyledir; geldiği zaman kötülerin yüzünden gelir ama iyileri de alır götürür. Bu haliyle herkese bir ceza olur ama sonrasına bakıldığında iyi mü'min vebadan ötürü Rabbine şehit olarak gidince çektikleri ona rahmet olmuş olur. Kâfir de cezasının gereği olan yere gitmiş olur. Gerçek böyledir güzel kardeşim. Allah Teâlâ hepimizi rahmeti ile kuşatsın. Âmin.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kanun şudur: İman edenin Allah rızası için, Allah’ın istediği şekilde yani dinine uygun olarak yaptığı işler ahirette sahibine yarar. Bunun dışında bu dünyadaki iyi işlerin ahirete geçmesi söz konusu değildir. Bela geldiğinde o beladan zarar görüp ölen mü'min ise o bela onun için günah temizleyicisi olur. Kâfir için ise böyle bir umut yoktur. Kâfir iyi işler yapan birisi ise o, yaptığı iyi işlerin karşılığını bu dünyada rahatlık, mal ve huzur olarak alır. Ahirette alabileceği bir şey yoktur, dünyada yaptıkları heba olup gidecektir.

Bu dünyada yaşarken belalar geldiğinde iman edenlere de geliyor etmeyenlere de g
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ahirete ait işleri akıbetimizi merak ettiğimiz için öğreniriz, bir film izler gibi öğrenmeyi ise yanlış buluruz. Bunu böyle bilelim. Soruya gelince: İnsanlar önce iman açısından ayrılacaklar. Mü'minler ve mü'min olmayanlar olacak. Mü'min olmayanlar cehennemde ebedi kalacaklar. Mü'min olanların da hesabı görülecek. Bu hesap, her insanın iyi/kötü amellerinin tartılması demektir. İyiliği çok gelenler cennete girecek. Kötülüğü çok gelenler ise Allah’ın affını bekleyecekler. Affedilen cennete girecek, affedilmeyen de cehenneme girip takdir buyurulan kadar cezasını çekecek. Büyük günahlardan kulun tevbe etmiş olarak ahirete gelmesi gerekir. Tevbe etmeden gelenin durumu ise o büyük rahmet ve mağfiret umuduna kalmıştır artık. Hangi günahın ne kadar sevaba denk geleceğini bilemeyeceğimiz için sizin sorunuza net bir rakamlı cevap veremeyiz. Allah Teâlâ o gün yardımcımız olsun.

Hocam sevaplarımız ağır bassa bile yaptığımız günahları çekecek miyiz?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Azap dünyada olur, ölürken olur, kabirde olur, ahirette olur ve hem dünyada hem ahirette olur. Dünyadaki azap bedenle hissedilen azap olur, içte hissedilen manevi azap olur. Neden biz, dünyada Allah’a asi olanların azaba uğradıklarını hemen göremiyoruz sorusu haddimizi aşan bir sorudur. Biz hayata, yaşadığımız an olarak bakabiliyoruz. Ne dünü ne de geleceği bilmiyoruz. Allah Teâlâ ise ezelden ebede olan süreç içerisinde her şeyi bir hikmetle yapmaktadır. Biz, bize göre bir uygulama isteriz ama biz yok denecek kadar kısa bir zaman için varız ve sadece kendi eksenimizde döneriz. Bütün kâinat içinde biz yok gibiyiz. Allah Teâlâ ise yaratan ve idare eden olarak hükmetmektedir. Yine de neden hemen azap etmiyor sorusuna bazı cevaplar tahmin edebiliriz: - Çünkü Allah çok mağfiret eden, çok merhamet edendir. Tevbe ederler diye asi kullarının azabını ertelemektedir. - Helim (yumuşak) olmak onun sıfatlarındandır. Azapta acele etmemek helim olmasının sonucudur. - Asi kullarının azabı kesindir, erteleme ile ne unutulur ne de azalır. Kıyamet gününe ertelenmiş olması büyük bakış açısından sonucu değiştirmez. Aksine azabı geciktikçe günahı artacağı için azabı da artacaktır. Bu anlamda da azabın gecikmesi de onlar için bir azaptır.

Madem dine inanmayanlar ve Allah’a karşı saygısız olanlar azabı hak ediyorlar, n
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ecel ne geç gelir ne erken. Ecel ancak vaktinde gelir. O vakti de hayatı veren belirler. Uzun hangisi kısa hangisi bunu neye göre belirleyebiliriz ki? Bir kilo samanın bir kilo demire göre daha hacimli olması ne değiştirir mesela? Ölümden ibret almak yerine onu irdelemeye kalkmak, aslanın dişlerini fırçalamaya benzer. İbret almalı ve kendimizi ‘her an ölüme müsait yaşta bir insan’ olarak görmeliyiz. Asıl olan budur. Bunu anlayıp gereğini yapabilenler için beyin yorucu bir durum oluşmaz.

Selamun aleyküm hocam, yakın zamanda genç yaşta bir kardeşimiz vefat etti. Ben 2
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ecel ne geç gelir ne erken. Ecel ancak vaktinde gelir. O vakti de hayatı veren belirler. Uzun hangisi kısa hangisi bunu neye göre belirleyebiliriz ki? Bir kilo samanın bir kilo demire göre daha hacimli olması ne değiştirir mesela? Ölümden ibret almak yerine onu irdelemeye kalkmak, aslanın dişlerini fırçalamaya benzer. İbret almalı ve kendimizi “her an ölüme müsait yaşta bir insan” olarak görmeliyiz. Asıl olan budur. Bunu anlayıp gereğini yapabilenler için beyin yorucu bir durum oluşmaz.

Hocam yakın zamanda genç yaşta bir kardeşimiz vefat etti. Ben de yirmi üç yaşınd
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu hususta doğru olanı düşünüyorsunuz; büyük bir abartı vardır ortada, uzak durmanızı tavsiye ederiz.

Selamünaleyküm hocam. Sohbetleriniz ve günümüzün en büyük sorunlarına Allahın iz

Corona konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sadaka, “olmayana” vermektir. Malı olmayana mal vermek, sağlığı olmayana sağlık verecek bir şey vermek, morali olmayana moral vermek sadakadır. Sadaka kesinlikle bela defeder. Kim neye muhtaç ise ve veren ne kadar verebilir kapasitede ise bu ikisinin ortalaması sadakadır ve beladan korur. Yalnız iki nokta unutulmamalıdır: a- Dua dâhil hiçbir ibadet, hâşâ Allah’ı denemek için yapılmaz. Öyle olursa bir anlam ifade etmeyebilir. b- Sadaka kendi başına bir ibadettir ama mesela namazın yerine geçmez, orucun yerine sayılmaz. Sadakayı sadece kendi çapında bir ibadet olarak yapmak gerekir. Allah Teâlâ hakkıyla yapmaya muvaffak kılsın.

Yaşadığımız covid-19 belasından olsa gerek evimizden bela uzak olsun diye sadaka
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, dinimiz zorlu günler için ZARURET ZAMANI RUHSATLARI getirmiştir. Bu ruhsatların kullanılabilmesi için bazı ilkeler de konmuştur. Bu ilkelerin oluştuğu durumda zaruret çizgisine gelinmiş sayılır ve hükümler ona göre uygulanır. Sözünü ettiğimiz bu zaruret durumu özel olarak şu hususların gerçekleşmesi ile ortaya çıkar: 1. Zorunlu durum, muhtemel değil mevcut olmalıdır. Mesela bir ekonomik kriz bekleniyor başka şeydir, fiilen var olan ekonomik kriz başka şeydir. Zaruret ancak fiilen var olan için kullanılabilir. 2. Bu durum oluşunca Müslüman için hiçbir alternatif kalmamış olmalıdır. Mesela Müslüman, normal ticaretini veya geçimini ancak yedek arsasını satarak sürdürebilecek ise onun için faize ruhsat verebilecek bir zaruret konuşulamaz. 3. Böyle bir zaruret uygulaması, dinin temel kurallarını çiğneme nedeni olmamalıdır. Mesela başka bir insanın can ve mal güvenliğinin yok kabul edilmesi gibi bir yöntem olmamalıdır. 4. Bir şeye zaruri ruhsat verilmesi yasağın kaldırılmış olması değildir. Sadece bir merhaleyi aşmak ve bir sorunu gidermek içindir. Ruhsat bu sınırlı an için kullanılabilir, genel bir izin gibi kullanılamaz. Ruhsat kullanırken de en az zararlıdan daha zararlıya doğru atlanarak tercih yapılır. En temel ölçüleri ile bu şartlarda bir zaruret ruhsatından söz edilebilir.

Türkiye ve dünya corona-19 denen bir bela ile iç içe yaşamaktadır. Dini emirler
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

1. Hemen güzel bir tevbe yap. Bütün günahlarını sil. Yeniden doğmuş gibi ol. Ve artık o tevbenin adamı ol. 2. Namaz enerjidir. Sürekli enerji depola. Vakit namazları ve nafileleri adeta biriktir. 3. Duadan üşenme. Evde otururken, yürürken, uyumadan önce, kalkınca, yemekten önce... Hep dua et. Arapça bildiklerini yap, Türkçe yap… Hep dua yap. 4. Karşılıksız iyilikler belayı def eder. Para vermekten, tatlı söz söylemeye varıncaya kadar çok iyilik yap. O iyiliklerin sana bir koruma çadırı oluşturur. 5. Çok tesbih yap. Subhanallah de, Elhamdülillah de, Allahu ekber de. Yürürken, otururken, bakarken… Hep yap. Dilin zikirle taptaze kalsın. 6. Haram ortamları terk et. İnternetin haramından kop. 7. Anne babanın duasını al. Onlar yoksa onların yaşıtı akrabalarını ara, dualarını iste. 8. Çok istiğfar et. Sürekli “estağfurullah/Allah’ım beni bağışla” demeye alış. 9. Kur'an oku. Onu oku. Oku, oku… 10. Bil ki, sabretmeden cennete girilmez. Sabrı nefesin bil, soluğun say.

Hocam, strese karşı bana psikoloğa git demeden şöyle on cümle söyler misiniz? Çü
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İnna lillahi ve inna ileyhi racuûn. Allahüme’curna fi musîbetina hazihi ve ehlifna hayren minha. Âmîn. İnsanlık büyük bir darboğaza doğru yaklaşmıştır. Tarihten hikâyelerini okurken kolay olan şeyleri yaşamak zormuş, bunu iyice anladık şimdi. Kitabımız Kur'an’ımız neden onlarca kere ÖNCEKİ ÜMMETLER konusunu önümüze getiriyor bunu anladık. Nuh aleyhisselam zamanındaki tufanın alt yapısını, işleyişini, ağırlığını ve neden sonra insanların her şeye yeniden döndüklerini anladık. Anladık inşaallah. Bu, elimizin kolumuzun, dillerimizin bağlandığı garip dünyada olanca çığlığımızla şunu deriz de başkasını bilmeyiz: Hasbunellah. Hasbunellah. Hasbunellah. Bizim için bu zaman, bu kaos ortamı tam bir ibadet ve Allah’a avdet zamanıdır. İbadetleri artırmalı, dua ve zikri yoğunlaştırmalıyız. Gafletimiz sürerse ve bir zaman sonra hiçbir şey olmamışa dönersek maazallah, bizim için böyle muhtemel bir sonuç felaketten daha büyük bir felakete neden olabilir. Erken uyanmak ve büyük bir gayret ve samimiyetle; • İstiğfarlar ederek, • Günahlarımızdan tevbeler ederek, • Kul haklarından helalleşerek, • Kaza namazlarımızı kılarak, • Zikirler yaparak, • Kur'anlar okuyarak, • Ailemizi muhkem bir kaleye çevirip, içinde cenneti kazanacağımız bir yuvaya dönüştürerek, • Bu belayı, Allah’a dönüş için bir milat yaparak silkinirsek Allah’tan umut ederiz ki bizi mahcup etmez ve tertemiz kullar durumuna gelmemizi kolay kılar. Şuna hazır olalım: Allah’ın kullarından bazıları, böyle bir felaketi bile battıkları çukurdan çıkmak için kullanmak yerine hiçbir şey yokmuş gibi hatta “biz ettik, biz becerdik” sözleri ile geçiştireceklerdir. Tarih hep böyle görmüştür insanları. Bundan daha büyük belalar bile, nasibi olmayanları uyandıramamıştır. Gaflet ve dalalet böyle bir şeydir. Mecburen bu durumda, “biz” ve “onlar” demek zorunda kalacağız. Biz uyanıp Rabbimize döneriz, onların hâli de Allah’a kalır. Yarın, Allah’ın lütfu ile bu beladan kurtulduğumuzda birilerinin “belayı yendik, ezdik geçtik, bir daha gelemez…” gibi çürük sözlerine hazır olalım. O sözleri duyunca da onlar adına ve onlara bu fırsatı vermede kusurumuz olabileceği için bizim adımıza hep beraber yine istiğfarlar edelim. Budur dünya, böyledir dünya. İlk gününden beri böyledir, son gününe kadar böyle gidecek. Şaşmaya gerek yok, elimizde Kur'an’ımız var. Bildik bunları önceden, önceden. Elhamdülillah.

Hocam, afet zamanındayız. Fetvalarınızı, mektuplarınızı ve videolarınızı çok sık
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu tespit tıbben doğru değildir. Tıp adamları, normal sağlıklı insanın oruç tutmakla bağışıklık sisteminin bozulmayacağını, Afrika’daki gibi “açlık” denen bir sürece maruz kalmanın bağışıklık sistemine zarar vereceğini söylemektedirler. Bu nedenle bu salgın zamanında oruç tutmanın salgına karşı zayıf düşmeye etkisi olur denmesinin tıbben desteği yoktur. Özellikle; - Sahur yemeğini güzel yiyerek, - Sahuru son vakte taşıyarak, - Yeterli sıvıyı almış olarak tutulan oruç biiznillah hiçbir tehlike oluşturmaz. Bu kuraldan sadece kontrolsüz diyabet hastaları veya kronik böbrek ya da karaciğer hastalığı olanlar istisna olabilirler. Onlar için zaten normal zamanlarda bile orucu erteleme ruhsatı verilebilmekte idi. Bu Ramazan ayının rahmet şemsiyesi altına daha çok girmeye muhtaç olduğumuz bir zamanda orucun azametini hafifletebilecek bu tür şayialara kulak asmamak gerekir

Korona bağışıklık sistemi zayıf olanları daha kolay vuruyor. Ramazan'da oruç tut
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yaşadığımız toplumun bir insan birikimi olduğunu unutmamalıyız. İnsan bu, esfel-i safilin ile ahsen-i takvim arasında iniş çıkışı ile yaşar. O görüntüde herkes kendine göre haklı idi. Herkes yanlış yapmadığını düşünüyordu. Ve herkes bir başkasının yanlış yaptığı kanaatinde idi. Doğru olan nedir, ona karar vermek zordur. Bizim için ders olması gereken nokta şudur: Dünya bizi kendisine çekmekte ve içinde eritmektedir. Bu arada ahiretimizi kaybediyoruz diye endişelenirken görüyoruz ki, insanlığımızı da ne yazık ki kaybediyoruz. Hayatın biz nasıl istiyorsak ve bizim menfaatimiz nasıl gerektiriyorsa öyle olmasını istiyoruz. Aksi olursa feryat ediyoruz. Bunun tek bir nedeni yoktur şüphesiz. Kaybolan sadece dindarlık değildir. Kaybolan birden fazla değerimiz vardır. Lükse çok alıştık, kelepiri istiyoruz. Sabrımız tükenmiş. Tahammülümüz yok. Temenni ederiz, bu yaşananlar topluca bir düşünme zemini oluştursun ve kendimize gelmemize vesile olsun. Böyle giderse belalara gerek kalmadan kendimiz belamızı üretecek ve içinde kaybolacağız maazallah.

Hocam, sizin de bildiğiniz üzere dün akşam büyükşehirlerde sokağa çıkma yasağı g

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.