Fetva Meclisi
Soru
Hocam eşimin yurt dışında yaşayan kuzenleri var ve onlar Türkiye’de yatırım için arsa almak istiyorlar. Biz onların Türkiye’deki bütün işlemlerini hallettik. Arsa bulduk ve ne yapılması gerekiyorsa yaptık, bunun için de eşim yaptığı işin karşılığı olarak artan paradan bir miktar bize ayırdı, bu doğru mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Size o yardımı yapan kurumun kurallarına uymak zorundasınız. Parayı verenin koyduğu kural dinen uyulması gereken kurallardır.
Yolsuzluk veya hırsızlık gibi aranan sabit suçlu biri olmadığı sürece insanların mallarının kaynağını bilmemiz ortaklık için şart değildir ama iyi bildiklerimizle ortaklık elbette daha bereketli bir yatırımdır.
Faizin cüzisi ile küllisi aynıdır. Ama onun böyle bir hatada mesuliyeti olmaz. Beraber oldukları dönemde ise dikkat etsin, ikaz etsin. Allah'a emanet olun.
İşini aldığınız işveren size “bizzat sizin yapmanızı şart koşuyorum” dedi ise o işi ikinci birine yaptıramazsınız. Sadece işin kalitesi ve zamanını size şart getirmiş ise sizin onu başkasına yaptırıp kâr etmenizde sakınca olmaz.
Kesinlikle hakkınızı yasal yollarla aramalısınız. Söz konusu kişi akraba bile olsa hakkımızı yemesine ve bizi aldatılan duruma düşürmesine izin veremeyiz. Bir sonuç elde edemeyecek olsanız bile önünüzdeki hak arama yollarını meşru bir şekilde kullanmalısınız. Ayrıcı bu olayı da yarınlarınız için iyi bir ders olarak görün.
Selamünaleyküm. Müşteriye zarar vermemek şartı ile emlakçıya iş bulunup para alınabilir. Yalan ve hile karıştığında ise kazanılan haram olur.
akraba konusundaki diğer fetvalar
Bir kadının amcası, dayısı onun mahremidir. Babanın veya annenin amcası, dayısı da kendi amcası, dayısı gibi mahremidir. Kadının mahremi önünde tam tesettürlü olması gerekmez.
“Şeriata göre istemiyoruz” demekle elbette günaha giriyorsunuz. Bu günah sizi cehennemle yüzleştirir. Onun yerine, “bugüne kadarki verilmeyen hakkımızı verin sonra da şeriata göre alalım hakkımızı” deyin ve günaha girmeyin.
Mahremlik ya da mahremiyet evlilik açısından helallik bulunmaması demektir. Bir kişinin mahremi istemesi durumunda onunla evlenmesinin mümkün olmaması demektir. Erkek tarafından bakarak yasaklı olan kadınları şu şekilde özetleyebiliriz: a. Sonsuza kadar yasaklı olanlar. Bunlar akrabalık, hısımlık, süt emme ve lian nedeniyle oluşanlardır. Akrabalık nedeniyle oluşanlar; - Anne ve baba veya anne tarafından nineler, - Kızlar, çocukların kızları, onların kızları, - Kız kardeşler ve kardeşlerin kızları (anne ve babanın aşağı doğru inen uzantıları), - Halalar ve teyzeler (aynı şekilde baba ve annenin halaları, teyzeleri). Hısımlık (evlilik bağı) nedeniyle oluşanlar; - Eşin anne babası ve onların anne babaları (nikâh akdi ile beraber yasak olur), - Eşin başka kocadan olma çocukları, torunları, eşin başkasından olma oğlunun kızı (gerdekle beraber bunlar da haram olur), - Babanın ve dedenin ikinci hanımları, - Çocukların ve torunların eşleri. Süt emme nedeniyle oluşanlar; - Süt emilen kadın ve onun annesi, - Hanımının süt emzirdiği kızlar ve onun çocuklarının kızları, - Sütten dolayı kardeş olan kızlar ve onların kızları, - Süt halalar, teyzeler, - Eşin sütanneleri, - Eşin başka bir kocadan olan sütkızları. b- Geçici yasak olanlar. Bunlarla halvet, musafaha gibi bir serbestlik olmamakla beraber sebep kalkınca evlilik de caiz duruma gelir. - Başkasının nikâhlı eşi veya rici talakla boşanmış kadın, iddet bekleyen kadın, hamile kadın, - Semavi bir dine iman etmeyen kadın, - Üç talakla boşanmış kadının aynı eşe dönmesi ancak başka biri ile tabii bir evlilik yapıp ondan da boşanmasından sonra tekrar helal olabilir, - Hacda ihramlı olan kadın.
a. Sılayırahim farzdır. Namaz gibi o da Allah’ın emridir. b. Sürdürülmesi başka bir harama veya KATLANILMAZ EZİYETE sebep olan sılayırahim ertelenebilir. c. Katlanılamaz eziyetin ölçüsü dinî veya dünyevi bir neden olabilir. d. Kökten ilişki kesme yerine selamlaşmayı sürdürmeniz yeterli olur. Selam verme ve alma devam ettiği sürece hadislerde yasaklanan akrabayı terk etme durumu oluşmamış sayılır.
Bunu aklına ve kalbine sorsan daha iyi olur.
Çok ölçüsüz bir beyan olmuş bu. Aslı şöyledir: Hırsızlığın cezası “KOL KESİLMESİ” olarak Kur'an’ımızda geçmektedir. Eğer söz konusu hırsızlık baba/anne ve çocukları arasında ise bu hırsızlıktan ötürü kol kesme cezası olmaz. Fıkıh imamlarımızın görüşü bu şekildedir. O hırsızlık günah olmaz diye bir şey yoktur. O da hırsızlıktır ve kul hakkıdır, helallik sağlanmazsa ateş cezasıdır.