Fetva Meclisi
Soru
Bizim dedemizden kalan bir tarla var ve yıllardır dayılarım bu tarlanın kira gelirini kız kardeşlerine bir kuruş dahi vermeden alırlar. Şimdi satmaya karar verdiler ve satabilmeleri için annemden imza istiyorlar ama paylarınızı da şeriata göre vereceğiz diyorlar. 40 sene boyunca şeriatı önemsemeyen bu insanlar şimdi şeriat diyorlar. Sizce bunun hükmü ne olmalı, biz de şeriata göre istemiyoruz diyoruz acaba günaha giriyor muyuz?
Cevap
Benzer fetvalar
Şeriat İslam dininin ta kendisidir. Kur'an şeriatın özüdür. Şeriatı kabul etmemekle Kur'an'ı kabul etmemek arasında bir fark yoktur. Onlarca yıldır süren bir şeriat düşmanlığının etkisinde kalmış insanlar için meselenin doğrusu izah edilmelidir elbette. Bu nedenle şeriatı kabul etmediğini söyleyenler için aslında kâfir oldukları hâlde böyle bir ifade kullanmak istemiyoruz. Yaygın cehalete kurban olduklarını düşünüyoruz. Tatlı bir dille ve seviyeye göre ayarlanmış izahtan sonra yine de şeriatı kabul etmediğini söyleyen tam bir kâfirdir. Cenazesi kılınmaz. Müslümanlara ait hiçbir şeyde onlarla beraber kabul edilmez. Melekleri kabul etmemekle veya Kur'an'ı inkâr etmekle böyle bir inkâr aynıdır. Ne yazık ki bu büyük hakikati izah etmenin gitgide zorlaştığı bir zamanda yaşıyoruz. Biz herkesi Müslümanlaştırmak veya Müslüman olarak tutmak gibi kabiliyete sahip değiliz. Kalpler Allah'ın elindedir. Herkes istediği yöne gidebilir. Bizim dinimiz böyledir, biz böyleyiz.
Kardeşiniz buluğ çağına gelinceye kadar yani on beş yaşını tamamlayıncaya kadar malından zekât vermeniz gerekmez. Hanefi mezhebine göre amel edenler için hüküm böyledir. Şu ana kadar verdikleriniz de diğer mezheplere göre doğru olandı, onda da bir sakınca yoktur, azalma oldu diye kabul etmeyin. Kardeşinizin malını korumanız gerekir. Emanet olarak aldığınızı da kesinlikle yerine koyun. Bu almaları da o mala ait bir deftere kaydedin ki ileride hak ihlaline sebep olmayasınız.
Bir hile yapılmış ve erkek çocuk kollanmış ise kesinlikle bunu yapan dedeniz vebal altında kalmıştır ve işlediği günahın hesabını verecektir. Erkek çocuklarının kız kardeşlerinin hakkını vererek babalarına yardım etmelidirler. Dayın, “sizin payınızı şeriata göre vereceğiz” demekle bir hakkı kabul etmiş olmaktadır. Bu hakkı vermelidirler. Yalnız bu cevap, tapular verilirken bir kaçırma yapılması üzerine kuruludur. Mahkeme şeriatın takdirinden fazlasını verecek olursa o fazlalık da teyzelerine helal olmaz.
Selamünaleyküm. Bir imamın Şeriat'ı inkâr etmesi başka şey, becerip onu anlatamaması başka şeydir. Birinin imanından şüphe ederiz diğeri ise beceremeyen bir kardeşimizdir diye düşünürüz. Mü'minlerin, birbirlerinin imanı ile uğraşması asla kabul edilebilir bir şey değildir. Evet, ortada nahoş bir tutum vardır ama bu bir imamın imansız olduğunu söylemeye sebep olacak kadar da abartılacak bir şey değildir. Biz başkalarının NE YAPMADIKLARIYLA ilgilenme yerine, BİZİM YAPMAMIZ GEREKENLERLE ilgilenmeliyiz. Onlar yapmıyorsa biz yaparız. Zira Şeriat, reklamı yapılmak için değil yaşanmak içindir. Onu yaşamak da 'Şeriat şudur' demekle olmaz. Elbette iyi imam seçeriz ancak işi insanların imanına taşıyacak abartıyı yapmayız. Fıkıhtaki en temel ilkelerden biri fasıkın bile arkasında namaz kılmaktır. Allah'a emanet olun.
Bizim bir ibadet etme yükümlülüğümüz var bir de hata işlememe yükümlülüğümüz vardır. İbadetlerimizi yapıyor da hatadan da kaçınmıyorsak bu, bir yandan kazandığımızı bir yandan da borç yaptığımızı gösterir. Borçlar kazançtan fazla olması halinde terazi cehennemi gösterecek, aksi durumda da cenneti gösterecektir. Meseleye böyle bakalım. Oyun oynamaya gelince, mağlup olan ya da şöyle yapan ödeyecek denmesi durumunda bu bir kumardır, haramdır. Aksi takdirde boş işlerden bir iş olarak sahiplerini zarara uğratan bir hata işlenmiş olur. İstiğfar gerektirir. Şunu da unutmayalım: Tarikatta olmak, hata işlememek teminatı değildir. Biz, İslam'dayız da yine hata edebiliyoruz, tarikatta olmak nasıl garanti olsun. Mühim olan hemen Allah'ın kapısına yönelmektir. Allah'a emanet olun.
Müslüman, taviz vermemekle dinini basiretle tebliğ etmek arasında dengeli bir siyaset gütmelidir. Ama insanlar üzülecekler diye de dinimizi ezdiremeyiz. Daha kötüsüne sebep olmaktan çekiniriz. Allah'a emanet olun.
akraba konusundaki diğer fetvalar
Bir kadının amcası, dayısı onun mahremidir. Babanın veya annenin amcası, dayısı da kendi amcası, dayısı gibi mahremidir. Kadının mahremi önünde tam tesettürlü olması gerekmez.
Mahremlik ya da mahremiyet evlilik açısından helallik bulunmaması demektir. Bir kişinin mahremi istemesi durumunda onunla evlenmesinin mümkün olmaması demektir. Erkek tarafından bakarak yasaklı olan kadınları şu şekilde özetleyebiliriz: a. Sonsuza kadar yasaklı olanlar. Bunlar akrabalık, hısımlık, süt emme ve lian nedeniyle oluşanlardır. Akrabalık nedeniyle oluşanlar; - Anne ve baba veya anne tarafından nineler, - Kızlar, çocukların kızları, onların kızları, - Kız kardeşler ve kardeşlerin kızları (anne ve babanın aşağı doğru inen uzantıları), - Halalar ve teyzeler (aynı şekilde baba ve annenin halaları, teyzeleri). Hısımlık (evlilik bağı) nedeniyle oluşanlar; - Eşin anne babası ve onların anne babaları (nikâh akdi ile beraber yasak olur), - Eşin başka kocadan olma çocukları, torunları, eşin başkasından olma oğlunun kızı (gerdekle beraber bunlar da haram olur), - Babanın ve dedenin ikinci hanımları, - Çocukların ve torunların eşleri. Süt emme nedeniyle oluşanlar; - Süt emilen kadın ve onun annesi, - Hanımının süt emzirdiği kızlar ve onun çocuklarının kızları, - Sütten dolayı kardeş olan kızlar ve onların kızları, - Süt halalar, teyzeler, - Eşin sütanneleri, - Eşin başka bir kocadan olan sütkızları. b- Geçici yasak olanlar. Bunlarla halvet, musafaha gibi bir serbestlik olmamakla beraber sebep kalkınca evlilik de caiz duruma gelir. - Başkasının nikâhlı eşi veya rici talakla boşanmış kadın, iddet bekleyen kadın, hamile kadın, - Semavi bir dine iman etmeyen kadın, - Üç talakla boşanmış kadının aynı eşe dönmesi ancak başka biri ile tabii bir evlilik yapıp ondan da boşanmasından sonra tekrar helal olabilir, - Hacda ihramlı olan kadın.
Eşiniz, iyilik yapmak gibi bir niyetle ve onlara da böyle hissettirerek yardım yaptı ise para alması yanlış olur, yalan olur. Aldığı helal olmaz. Böyle değil de “Emlakçıya gitmesinden ise…” denecek bir yöntemle ona verildi ise bu iş için belli bir ücret alabilir, alacağı miktar belli olmalıdır, gizli olursa helal olmaz.
Bunu aklına ve kalbine sorsan daha iyi olur.
a. Sılayırahim farzdır. Namaz gibi o da Allah’ın emridir. b. Sürdürülmesi başka bir harama veya KATLANILMAZ EZİYETE sebep olan sılayırahim ertelenebilir. c. Katlanılamaz eziyetin ölçüsü dinî veya dünyevi bir neden olabilir. d. Kökten ilişki kesme yerine selamlaşmayı sürdürmeniz yeterli olur. Selam verme ve alma devam ettiği sürece hadislerde yasaklanan akrabayı terk etme durumu oluşmamış sayılır.
Evinin bütçesinin tamamını kumardan elde edenin evinde yenmesi içilmesi caiz olmaz. Orada yemek yiyeceğiniz zaman yiyeceğiniz kadar bir bölümü hediye gibi götürün, adeta kendi götürdüğünüzü yemiş olursunuz.