Fetva Meclisi
Soru
Hocam anneannem ve dedem vefat etti. Dedem, hayattayken tüm mirasını (tarlalarını) beş oğluna tapulu olarak devretmişti. Ailede toplamda 11 kız kardeş (teyzelerim ve annem) ve 5 erkek kardeş (dayılarım) var. Şu anda dört teyzem de boşanmış ve kirada kalıyor. Geçen sene dedem vefat ettikten iki gün sonra, dayılarım tarlaları kendi çocuklarının üzerine devrederek teyzelerimin miras hakkını engellemek istediler. Teyzelerim bunu öğrenince dayılarımı mahkemeye verdiler. Annem ise "Anne ve babamız malı erkek kardeşlerimize verdi, biz zorla alamayız." diyerek hakkını talep etmiyor ve mahkemede şahitlik de yapmak istemiyor. Taziyede dayılarımız, teyzelerime "Hakkınızı şeriata göre vereceğiz." diye söz vermişti fakat bu sözü yerine getirmediler. Bu durumda teyzelerimin hakkını alması için ne yapılmalı? Miras konusunda nasıl bir yol izlenmeli?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir insanın ölmeden önce malını çocukları arasında pay etmesi iki şekilde olabilir. Birincisi, 'ben öldükten sonra şöyle şöyle paylaşırsınız' der. Bu caiz değildir. İnsanın malına zaten varis olacak birilerine malını paylaştırması yani mirasını sağlığında uygulaması caiz değildir. Eğer dedeniz bunu yaptı ise yaptığı yanlıştı. Annenizi mahrum etmesi de hata idi. Annenizin hakkını alması caiz olabilir. İkincisi ise kendi sağlığında herkese bir payı hibe olarak teslim edip malını bölüştürmesi şeklidir. Bu durumda da evladı arasında adaletli davranması gerekirdi. Ortada bir yok sayma varsa, bu bir zulümdür. Annenizin bu durumda manen haklı olması mümkündür ama bir mahkeme ile hakkını talep etmesini tavsiye edemeyiz. Zira baba sağlığı yerinde iken böyle bir iş yapmıştır. Eğer babası bu uygulamayı yaptığında aklı yerinde değildi ise veya ölümcül denebilecek bir hastalık içinde idiyse anneniz buna da itiraz edebilir, aldığı da Şeriat'ın ona verdiği kadarı ile helal olur. Öyle veya böyle dünya malı için Allah'ın en önemli emirlerinden biri olan sılayırahimi eskitmemek gerekir.
Babanın veya annenin mirasını kendi sağlığında taksim etme hakkı yoktur. Yapsa da değeri ve bağlayıcılığı yoktur. O öldükten sonra değiştirebilirsiniz. Sağlığında yaparsa bu bir hibe olur. Çocuklarına sağlığında mal vermiş olur. Buna çocuklardan biri itiraz etmedikçe de sakıncası olmaz. Eğer babanızın taksimine diğer kardeşleriniz gönülden razı iseler, helal olması bakımından size zararı olmaz. Onlardan biri malı hukuk sistemine göre değil de mesela kıza düşecek fazlalığı erkek kardeşine verecek şer’i anlayışa göre iade ederse bu durumda da sakınca olmaz. Ama öyle veya böyle baban yaptığı yanlıştan ötürü vebale girer. Ona rıza gösteren her mirasçı da vebale girer. Bu seçeneklere göre bir tercih yap ama babanı da bir din düşmanını karşına alır gibi alma. Bile bile onu ateşe doğru koşturmuş olursun.
Allah babanıza rahmeti ile muamelede bulunsun, sizi de salihattan kılsın. Annenizin yaşayıp yaşamadığını bildirmemişsiniz. Dede ve ninenizin olmadığını kabul ettik. İki ihtimal var. Anneniz sağ ise ve anneniz ölmüş ise ihtimaline göre mirasınızın dinen değerlendirmesi şöyledir: Anneniz yaşıyorsa: Anneniz: % 12,49 Kızların her biri: % 22,22 Amcaların her biri: % 3,20 Halaların her biri: % 1,60 Anneniz yaşamıyorsa: Kızların her biri: % 22,22 Amcaların her biri: 5,128 Halaların her biri: % 2,564
Selamünaleyküm. Mal sahibinden önce ölenin mirastan bir hakkı olmaz. Ama teyzeleriniz size de bir pay verirlerse onu almanızda bir sakınca olmaz.
Anneniz vefat ettiğinde, annenizin babası yani dedeniz sağ idi. Dolayısıyla anneniz, dedenizin mirasçısı olamazdı. Çünkü evlat, anne-babadan önce vefat ederse, onların mirasından pay alamaz. Bu durumda siz de anneniz adına mirastan bir hak alamazsınız. https://fetvameclisi.com/fetva/dede-yetimi-nedir-miras-alir-mi Ancak diğer mirasçılar “biz gönüllü olarak payımızdan size veriyoruz” dedilerse, bu artık miras değil, hibe hükmündedir. Yani onlar kendi mallarından size ikram etmiş oluyorlar. Onlar gönüllü ve açık rızalarıyla verdikleri için size helâldir, almanızda bir sakınca yoktur. O yüzden şeytanın vesvesesine kapılmayın. “Miras hakkımızdı” diye değil, “akraba gönüllü verdi” diye alabilirsiniz. Helallik konusunda içiniz rahat olsun. Tabi bu ikramı kabul etmeniz de reddetmeniz de sizin tercihinize kalmıştır.
Bu sorunun böyle uzaktan çözülmesi mümkün durmuyor. Sizin muhakkak bir mirasınız vardı ama sizin reddi miras yapmanız da sizin bir hatanız olmuş. Şu anda yapacak bir şey yoksa ve siz de düzlüğe çıkmış iseniz unutun gerisini gitsin.
akrabalık konusundaki diğer fetvalar
Fetva Meclisi üzerinden, https://fetvameclisi.com/fetva/iyi-mumin-olmak-isteyenlere-yol-kilavuzu başlığını inceleyebilirsiniz.
Yaptığınız iyilikleri Rabbim güzel bir amel olarak kabul etsin diye dua ederiz. Bir mü’min olarak hem vicdanen hem de akrabalık bağını düşünerek ne de güzel amel yapmışsınız, tebrik ederiz. Öncelikle bir kardeşiniz olarak size şu hakikati hatırlatmak isteriz: Yaptığınız amel karşısında hiç arkanıza bakmayın, şeytan bu amelin sevabını düşürmeye çalışacaktır, bundan yıllar geçse de şeytan bu amelinizden asla vazgeçmeyecektir; bunu unutmayın sakın. İyilik yapmak büyük bir nimettir. Bunu yaparken de insanın önce kendisine zarar vermemesi esas alınmalıdır. Fedakârlık yapmak güzel ama bu fedakârlık zararı dokunacak bir plan erteleme de olmamalı; buna dikkat etmek gerekir. Her şeyini birbiriyle paylaşabilen bir kardeşlik örneği olan Ensar ve Muhacir kardeşliği bizim iyilikte çıtamızdır âdeta. Bu gerçek ile beraber en temel ilkelerimizden birinin de zarar vermemek ve zarar görememek olduğunu da unutmamamız gerekir. İyilik karşısında bize zararı dokunanlara gelince; - İlk başta iyiliği görmediği gibi nankör konumuna düşer ki bu da bir nasipsizliktir. İnsanlar olarak birbirimizin vesilesiyiz, iyilik karşısında asıl olması gereken Allah’ın nimetini hatırlamaktır. - İyilik yapana karşı bir kul hakkı işlemiştir. Tövbe ederse ve bu tövbenin gereğini yaparsa (helallik alma da olmalı) ne mutlu ona, o zaman tertemiz olur bu günahından. - Eğer tövbe etmez ve helallik almazsa hem dünyada hem ahirette mutlaka ama mutlaka karşılığını görecektir. Rabbimizin huzuruna zulmeden (zalim) olarak çıkacaktır. Kim bilir bu günahı karşısında zulmettiği kişiyle ahirette nasıl bir hesap olacak… Bu durum karşısında zulme uğrayanın iki hakkı vardır: 1. Hakkını helal eder, karşılığını Allah’tan ister; kim bilir Rabbimiz nice nimetler verir ona ahirette. Bir sahabe vardı, sadaka verilmesi söylendiğinde verecek bir şey bulamadığı için hakkına giren bir kişiyi affediyordu, “onurunu sadaka olarak veren kişi” olarak Efendimiz aleyhisselam tarafından makbul bir sadaka olduğu haber veriliyordu. İşini Allah’a salan yüzde yüz kazançtadır biiznillah. Bir husus da unutulmamalıdır ki hak helal edilirken o kişiye karşı Müslüman, kendisini sürekli kullandıran konumuna düşmemelidir. Müslüman tedbirli, basiretli davranmalıdır. Kendisini kullandırmak ile işini Allaha salmak arasında çok ince bir çizgi bulunmaktadır. 2. Hakkını helal etmez, işi ahirete kalır. Her iki durumda da Allah muhakkak hakkını verecektir. Herkes elde edemediği haklarını muhakkak elde edecektir. Rabbimiz asla ne eziyete razı olur ne de eziyet edileni yalnız bırakır. Dünyada nice zulüm yapılırken yoksa nasıl dayanır ki insan! Yeter ki sabredebilelim. Bir de akrabalık bağını korumak uğrana yapılan güzel bir ameli de unutmamak gerekir. Son olarak şunu ifade etmemiz gerekir ki her olay karşısında artısını eksisini tartarak hareket etmemiz gerekmektedir. Rabbim yardımcımız olsun ve kazananlardan eylesin.
Bağ koparmak yok onarmak var. Uyarırsınız, küsemezsiniz.
Gerek sizin gerekse çocuklarınızın dünyevi bazı ihtiyaçlarınızı gidermek için ilkeli duruşunuzu bozmayın. Çocuklarınız körpecik dimağlarını bahsettiğiniz ortamla kirletmesinler. Dayınızda gördükleri alkol şişeleri kendilerine doğal gelmesin. Bu konuda eşiniz ve çocuklarınız baskı yapsalar da sizi anlayacakları gün gelecektir. Çizginizi bu tür baskılara fedakârlıkla koruyabilirsiniz. Yalnız bu konuda eşiniz ve çocuklarınıza dinlenebilecekleri/rahatlayabilecekleri alternatifler üzerinde de düşünün ve bulun. Siz ise mutlaka dayınızı iyiliği tavsiye bağlamında ziyaret ediniz. Mümkünse dayınıza götürdüğünüz hediyeniz size ikram ettiklerinden fazla olsun. Allah yardımcınız olsun. Allah dayınıza da samimi bir tevbe lütfetsin.
Kocanıza (anne babası özellikle kendisine muhtaç değilse) mutlu olacağınız yerde bulunmanızın daha doğru olduğu konusunda ikna etmeye çalışın. Kesinlikle gidecekse de aile huzurunuzun olabileceği yeri tavsiye edin. Allah yardımcınız olsun.
Abartının bulunduğu her şey yanlıştır; eziyettir; günahtır. Tavsiye edilen misafirlikten kastedilen günde birkaç kez gördüğü kimseyi akşama tekrar eve davet etmek değildir. Sorunumuz yakında veya uzakta oturmak da değildir. O yakınlık dengesini doğru kuramamaktır. Allah yardımcımız olsun.