Fetva Meclisi
Soru
Hocam hem vicdani hem de akrabalık görevim gereği, duygusal olarak zor zamanlar geçiren akrabalarımın yanında olmak için kendi hayatıma dair planlarımı erteledim. Amacım iyiliklerimi öne çıkarmak değil ama bu süreçte yaptıklarım karşılığında düşmanlık, beddua ve kötülük gördüm. Şahsen hakkımı helal etmeme gibi bir düşüncem yok ancak dini açıdan bana yapılan bu davranışların bir karşılığı var mıdır? Benim bu süreçteki tutumum hatalı mı? Sessiz kalmayı mı tercih etmeliyim yoksa rahatsızlığımı dile getirerek durumun yanlışlığını açıklamalı mıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Biz bütün insanları insan olarak kardeşimiz biliriz. İyilik eder iyilik bekleriz. Zarar vermez zarar da görmemeye çalışırız. İnsanların içinden mü'min olanlarla iman kardeşliğimiz vardır. Birbirimizi sever sayarız, iyilik eder iyilik bekleriz. Hayırda yarışırız. İnsanların içinden mü'min olanları özele ayırdığımız gibi mü'minlerin içinden de akrabalık bağımız bulunanları daha özele alırız. Onlarla daha yakın ve daha köklü ilişkiler içinde olmaya çalışırız. Bir sebeple bir arada bulunmamız, karşılıklı sevgi ve saygıyı oluşturamaz isek bu sefer MESAFELİ VE SEVİYELİ bir ilişki içinde oluruz. Kötülük etmez, kötülük yapılmasına izin vermeyiz. Sabrederiz. Sabrımızın karşılığını da Allah’tan bekleriz. Bu MESAFELİ ve SEVİYELİ ilişkiyi sürdürmeyi de zorunlu görürüz. Bu noktadan daha aşağısı yoktur. Bu noktada olmanın da vebali yoktur.
Mü’min olarak dünya hayatımızı cenneti kazanmak için yaşıyoruz. Rabbimiz de bizi dünyada güzel işler yapmak için, imtihan olmamız için yaratmıştır. Cenneti istememizi, isterken de Firdevs cennetini istememizi vurgulamıştır. Bir yarış yerindeyiz âdeta, kulluk yarışı. Farzları yapar, haramlardan kaçınırız ve nafileler ile yarıştaki yerimizi belirleriz. Böyle bir kulluk sınav yerindeyken hatalarımız karşısında Rabbimize sığınır tövbe ederiz ama kul hakkı olunca orada da helallik devreye girer, girmeli. Tövbe ederiz hatamızdan dolayı ama maddi veya manevi birisine zarar verildiyse tövbenin yanında helallik alırız ki ahirete kalmasın. Bu helallik durumu ahirete kalmamalı. Ahirette herkes kendi derdine düşecek, bir “subhanallah” daha fazla söyleseydim diye derdimiz olacak amellerimiz için. Zerre kadar yaptığımız iyilik veya kötülük hesabı yapılacakken kul hakkını ahirete bırakmak tehlikeli olacaktır. Kul hakkına girilen kişi ahirette bizi affeder mi bilemeyiz. Bildiğimiz şey; hakkına girilen kişi ile helallik ahirette önce yaptığımız sevaplarımızı ona vermek, eğer yeterli gelmezse onun günahlarını yüklenmek olarak olacak maazallah. Bu sebeple dünyada ne yaparsak yapalım helallik alarak bu dünyadan ayrılalım. Helallik alamadan karşı taraf öldüyse maddi ise hak; mümkün ise ailesine bu maddiyatı teslim etmeli, onun adına sadakalar vermeli. Manevi bir hak ise onun adına dua etmek, istiğfar etmek, sadakalar vermek de yapılabilir. Rabbim o çetin gücün azabından bizi korusun, kul hakkı olmadan Rabbimizin huzuruna gitmek için mücadele edelim. Rabbim yardımcımız olsun.
Kıymetli kardeşim bu neviden insanlardan uzaklaşmış olarak en doğrusunu yapmışsın. Onlara hakkı hatırlatıp tevbeyi öğütlemiş olarak da görevini yerine getirmişsin. Artık bundan sonra ilişkilerini, sana ve sevdiklerine kötülüklerini bulaştırmayacakları bir seviyede tut. Arayıp sormamalarını dert etme. Kendine, Allah'tan korkan, O'nun yolunu dert edinen, saliha insanlardan oluşan yeni arkadaşlar bul. Allah'ın yolundan uzaklaştıracak herkese, her şeye, her yere mesafeli ol. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Allah Teâlâ yaptıklarımızı rızasına uygun yapmayı hepimize kolay kılsın. Kardeşliğiniz pek mübarek bir iş, kıymetini biliniz. Yalnız özellikle temas ve duygusallık şeytan için iyi bir malzeme olabilir. Kaş yaparken göz çıkarmak denebilecek bir risktir bu. İki şeyden uzak durmanızı tavsiye ederiz size: Temas ve duygusallık. Gerçekçi olmanız gerekiyor. Allah Teâlâ kolay etsin.
Biz Allah’ın kullarıyız. Bizi yaratan, kaderimizi yazan odur. Böyle inanıp böyle yaşayan için hayat kısa bir imtihandır. O imtihanda elinden geleni yapar, gerisini Rabbine bırakır kul. Böylece de her durumda kalbi huzur içinde olur. Asla bugünkü durumunuza size son on dakikanızdır denecek durum arasında fark görmeyin. Şimdi de o on dakikada da siz Allah’ın kulusunuz, sizin için bir şey değişmemelidir. Allah tamam demedikçe sizi kimse bu dünyadan çıkaramaz. Adına hastalık dönemi demeyin, hayatınızın bir anı deyin, öyle görün, şeytan sizinle oynamasın, ona fırsat olacak dalgınlıklar içine girmeyin. İşinizi ve meşguliyetinizi hiç bırakmayın. Gücünüz yettikçe çalışın. Doktor izin vermeyince kenara çekilin. İbadetler ve sadaka için son nefes engeldir. Son nefesinize ise sizin bilmediğiniz kadar uzun bir zaman vardır. İki şeye dikkat edin. Birincisi size moral kırıcı telkinlerde bulunacak arkadaştan uzak durun. İkincisi de, başta Kur'an ve zikir olmak üzere manevi takviyeyi eksik etmeyin. Kur'an okuyun. Hayat sizi sıkıştırdıkça Kur'an’a sarılın. Dua edin. Allah Teâlâ’dan size afiyetler dilerim, sıhhatiniz için dua ederim.
Müslüman bir erkek ya da hanım bulunduğu her yerde dinine göre yaşaması gerektiğini bilir. Arkadaşlık ya da dostluk ortamları da buna dâhildir. Beraberinde samimiyet ve rahatlık getiren yatılı olma durumunda ise buna daha çok dikkat edilmelidir. Çünkü insan, resmiyet kalktıkça gevşeyen ve ayarları kaçan bir varlıktır. Bu sebeple yatılı ortamlarda Müslümanca yaşamak için belli başlı hatırlatmalar yapmamızda fayda olacaktır: Herkes misafir olduğu bir yerde bulunduğu bilinci ile hareket etmelidir. Her an o mekândan ayrılacakmış gibi hazır, hep orada kalacakmış gibi olgun olmalıdır. Bu ikisi arasında dengede kalmalıdır. İkinci bir insanın olduğu her yerde kul hakkı söz konusu olacağı için ibadetten önce ahlak prensibi gözetilmelidir. Namaz kılarken ya da Kur’an tilavet ederken bile başkasının hukuku düşünülmelidir. İnsana saygı göstermek, kimseyi rahatsız etmemek kendi menfaatimizden önce gelmelidir. Mahremiyet konusu yatılı ortamların en hassas noktalarındandır. İnsanların özeline vakıf olmamaya gayret etmek, kazara gizli anlara tanık olunduğunda bunu saklamak hatta unutmak, Müslümanlığın gereğidir. Beden teşhiri ve avretin açılması gibi mevzularda gereken ihtimam gösterilmelidir. Ne kadar yakın ve samimi olunsa da şeytanın buradan beslendiği unutulmamalıdır. Abartılı sevgi ya da sınırsız nefret aşırılıktır. Kimse ile ebedi dost ya da düşman olunmamalıdır. Bir gün işin terse döneceği ihtimali hep akılda tutulmalıdır. Arkadaşlar arasında elbette farklı seviyelerde muhabbet oluşur. Herkes aynı olamaz şüphesiz. Fakat beraber yaşanan mekânlarda çevremizdeki her bir kardeşimizle iyi geçinmeye çalışılmalıdır. En azından kötü olmamaya gayret edilmelidir. Zira imanımız, geçinir ve geçinilir olmayı karakter haline getirmeyi öğretir. Bulunulan ortamda kurum yetkilisi isimler varsa onlara karşı tutumlarımız da yine mümin şahsiyetimizi gösterir. Üst pozisyondaki kişilere gerekli saygıyı göstermek ve kurallara uymak da yine kimliğimizle ilgilidir. Bir yerde yatılı olarak kaldığımız müddetçe arkadaşlarımıza örnek bir kişilik olarak kendimizi gösterme mecburiyetimiz de vardır. Çünkü İslam’ın mensubu olarak önce bizde İslam görülmelidir. Zamanla benimsenmiş halimizle o ortamda yapılan hatalara karşı söz söyleme ve yanlışı düzeltme gücümüzün de oluşacağını bilmek gerekir. Sonuç olarak kardeşlerimizi güzel bir dille uyarma ve onlara doğruyu öğretme vazifemiz olduğu da ortaya çıkacaktır. Tabi ki bunu bir öğretmen sıfatıyla değil, aynı seviyedeki kardeş pozisyonu ile yapmak gerekecektir. Bir süre sonra ayrıldığımız yatılı ortamlarda, adımızın kalacağı, kendimizden güzel hatıralarla bahsedileceği kaliteli bir mümin olarak anılmak hedefimiz olmalıdır. Rabbimizden tüm kardeşlerimiz için, mahşer günü sadece takvalı insanların dostluğunun işe yarayacağı şuuruyla arkadaşlık kurabilmeyi niyaz ederiz. Allah’a emanet olun.
akrabalık konusundaki diğer fetvalar
Fetva Meclisi üzerinden, https://fetvameclisi.com/fetva/iyi-mumin-olmak-isteyenlere-yol-kilavuzu başlığını inceleyebilirsiniz.
Bağ koparmak yok onarmak var. Uyarırsınız, küsemezsiniz.
Bir hile yapılmış ve erkek çocuk kollanmış ise kesinlikle bunu yapan dedeniz vebal altında kalmıştır ve işlediği günahın hesabını verecektir. Erkek çocuklarının kız kardeşlerinin hakkını vererek babalarına yardım etmelidirler. Dayın, “sizin payınızı şeriata göre vereceğiz” demekle bir hakkı kabul etmiş olmaktadır. Bu hakkı vermelidirler. Yalnız bu cevap, tapular verilirken bir kaçırma yapılması üzerine kuruludur. Mahkeme şeriatın takdirinden fazlasını verecek olursa o fazlalık da teyzelerine helal olmaz.
Gerek sizin gerekse çocuklarınızın dünyevi bazı ihtiyaçlarınızı gidermek için ilkeli duruşunuzu bozmayın. Çocuklarınız körpecik dimağlarını bahsettiğiniz ortamla kirletmesinler. Dayınızda gördükleri alkol şişeleri kendilerine doğal gelmesin. Bu konuda eşiniz ve çocuklarınız baskı yapsalar da sizi anlayacakları gün gelecektir. Çizginizi bu tür baskılara fedakârlıkla koruyabilirsiniz. Yalnız bu konuda eşiniz ve çocuklarınıza dinlenebilecekleri/rahatlayabilecekleri alternatifler üzerinde de düşünün ve bulun. Siz ise mutlaka dayınızı iyiliği tavsiye bağlamında ziyaret ediniz. Mümkünse dayınıza götürdüğünüz hediyeniz size ikram ettiklerinden fazla olsun. Allah yardımcınız olsun. Allah dayınıza da samimi bir tevbe lütfetsin.
Kocanıza (anne babası özellikle kendisine muhtaç değilse) mutlu olacağınız yerde bulunmanızın daha doğru olduğu konusunda ikna etmeye çalışın. Kesinlikle gidecekse de aile huzurunuzun olabileceği yeri tavsiye edin. Allah yardımcınız olsun.
Abartının bulunduğu her şey yanlıştır; eziyettir; günahtır. Tavsiye edilen misafirlikten kastedilen günde birkaç kez gördüğü kimseyi akşama tekrar eve davet etmek değildir. Sorunumuz yakında veya uzakta oturmak da değildir. O yakınlık dengesini doğru kuramamaktır. Allah yardımcımız olsun.