Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim yakın bir akrabam var. Onunla her beraberliğimiz benim çocuklarımın önünde kimlik kaybı, sinir bozukluğu ve zaman zaman ağlama nedenim oluyor. Buna rağmen sılayırahim yapmam gerekiyor mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Sılayırahim, Allah'ın emirlerinden bir emirdir. Bu emre itaat etmek de görevimizdir. Eğer sözünü ettiğiniz gibi bir sıkıntı oluşacaksa bu emri, sıkıntısız konuma kadar erteleyebiliriz. Sılayırahimi ertelemenizde sakınca yoktur. Bu bir emri yok sayma değil tedbir almadır.
Elhamdülillah Müslüman olarak yaşıyoruz bu hayatı. Bazı insanlar Müslüman olduklarını söyleseler de hayatlarında Müslümanlığın izleri olmayabiliyor. Biz, çevremize göre bir İslam yaşayamayız. Dinimizin emirleri ve yasakları bellidir. Olağanüstü şartlar dışında ne insanlarla sürtüşürüz ne de erimeyi kabul ederiz. Şöyle yapınız: - Allah’ın açık bir emri olan sılayırahime karşı boynunuz eğilmiş olsun. - Allah’ın bir haramı ile karşı karşıya kaldığınız yerde sılayırahimi erteleyin. - Böylece sılayırahimi koparmamış ama harama da girmemiş biri olursunuz. - Bunu şöyle yapacaksınız: Buluşma yerinizde haram işleniyorsa ve siz o harama mani olamıyorsanız sılayırahimi telefon veya başka bir iletişim ile halledeceksiniz. Sizden muhakkak mekân beraberliği isteniyorsa TARTIŞMADAN VE ABARTMADAN gelemeyeceğinizi söyleyeceksiniz. - Bu da sizin bir yandan iyi mümin olma gayretinizi sağlayacak diğer yandan da muhataplarınızı dininizin emirlerine davet etmiş olacaksınız.
Sılayırahim yani kişinin kan bağı bulunan akrabaları ile ilişki içinde olması sadece onları ziyaret etmek değildir. Ziyaret etmek kadar ilgilenmek ve kopmadığını göstermek anlamına gelen her türlü ilişki sılayırahim demektir. Özellikle çağımızdaki iletişim imkânları mesela görüntülü görüşme de bir sılayırahimdir. Akrabanın seni onlardan kopmamış bilmesi, acil bir durumda yanlarında olabileceğini hissettirmen ve öyle olman da bir sılayırahim demektir. Bazı durumlarda ziyaret edip yük olmaktan daha iyi olan bağlantılar da olabilir. Bu sebeple sizin şartlarınız ve onların şartlarının ortalamasını bulabildiğinizde bu görevi yerine getirmiş olabileceğinizi bilmelisiniz. Yeter ki samimiyet ve doğruluk sizin göstergeniz olsun.
Sadece sılayırahim midir ihmal edilen? Dinin kendisi, insanların iman esasları zayıfladıkça başta insanlık olmak üzere dine dayalı ne varsa zayıflamaktadır ne yazık ki. Buna ilave olarak insanlardaki cimrilik, kibir, kör taklit ve etkilenme etkili unsurlar olarak sayılabilir. Akrabalar arasındaki abartılı kınamalar, ziyaretlerdeki abartılı ikramlar, eşler arasındaki ilişki, eşlerin birbirilerinin akrabaları ile bağlantı sorunları, miras ilişkileri, boşanmalar ve dünyevileşme, insanları maddi değer ölçüleri ile tartma gibi sebepleri sayabiliriz. Bu sebeplerin tamamı aynı zamanda “nereden düzeltmeye başlamalıyız?” sorusunun da cevabını oluşturmaktadır.
Sılayırahim farz bir emirdir ve terk edilmesi de haramdır. Ancak sılayırahim görevi namaz gibi rükünleri, sünnetleri sabit bir emir değildir. Her iki tarafın durumuna göre esnek kurallar üzerinden yerine getirilen bir emirdir diyebiliriz. Mesela baba veya nineye karşı sılayırahim görevi tam bir alaka ve her ihtiyacını giderme olarak görülebilirken, hala veya teyzeye onun kimsesi yoksa ve acil ihtiyacı varsa o düzeyde bir alaka gösterilir aksi durum varsa sıcak ilişki ile yetinilir. Bu emri yerine getirmesi istenen mü'minin kendi özel pozisyonu ve imkânları da etki eden bir durumdur. Sılayırahim görevi kimi zaman ziyaretle de geçiştirilebilir bir durumdur.
Hiçbir haram tehlikesinin olmadığı yer yoktur. Muhakkak haram riski taşır bulunduğumuz yerler. Bizim vazifemiz bile bile harama bulaşmaya karşı tedbirli olmaktır. Sizin yapmanız gereken şudur: a- Hiçbir şekilde haram olan gıybete ve benzeri şeylere bulaşmayacaksınız. b- Yaşınıza ve konumunuza uygun tepkinizi de göstereceksiniz. c- Sılayırahimi de yapacaksınız. Eğer yüzde yüz harama batma gibi bir duruma neden oluyorsa sılayırahimi o anda terk edebilirsiniz. Konum düzelince tekrar devam edersiniz. Bu bir dakikalık bir kesme de olabilir bir aylık da.
akraba konusundaki diğer fetvalar
Çok ölçüsüz bir beyan olmuş bu. Aslı şöyledir: Hırsızlığın cezası “KOL KESİLMESİ” olarak Kur'an’ımızda geçmektedir. Eğer söz konusu hırsızlık baba/anne ve çocukları arasında ise bu hırsızlıktan ötürü kol kesme cezası olmaz. Fıkıh imamlarımızın görüşü bu şekildedir. O hırsızlık günah olmaz diye bir şey yoktur. O da hırsızlıktır ve kul hakkıdır, helallik sağlanmazsa ateş cezasıdır.
Eşiniz, iyilik yapmak gibi bir niyetle ve onlara da böyle hissettirerek yardım yaptı ise para alması yanlış olur, yalan olur. Aldığı helal olmaz. Böyle değil de “Emlakçıya gitmesinden ise…” denecek bir yöntemle ona verildi ise bu iş için belli bir ücret alabilir, alacağı miktar belli olmalıdır, gizli olursa helal olmaz.
Bir kadının amcası, dayısı onun mahremidir. Babanın veya annenin amcası, dayısı da kendi amcası, dayısı gibi mahremidir. Kadının mahremi önünde tam tesettürlü olması gerekmez.
“Şeriata göre istemiyoruz” demekle elbette günaha giriyorsunuz. Bu günah sizi cehennemle yüzleştirir. Onun yerine, “bugüne kadarki verilmeyen hakkımızı verin sonra da şeriata göre alalım hakkımızı” deyin ve günaha girmeyin.
Mahremlik ya da mahremiyet evlilik açısından helallik bulunmaması demektir. Bir kişinin mahremi istemesi durumunda onunla evlenmesinin mümkün olmaması demektir. Erkek tarafından bakarak yasaklı olan kadınları şu şekilde özetleyebiliriz: a. Sonsuza kadar yasaklı olanlar. Bunlar akrabalık, hısımlık, süt emme ve lian nedeniyle oluşanlardır. Akrabalık nedeniyle oluşanlar; - Anne ve baba veya anne tarafından nineler, - Kızlar, çocukların kızları, onların kızları, - Kız kardeşler ve kardeşlerin kızları (anne ve babanın aşağı doğru inen uzantıları), - Halalar ve teyzeler (aynı şekilde baba ve annenin halaları, teyzeleri). Hısımlık (evlilik bağı) nedeniyle oluşanlar; - Eşin anne babası ve onların anne babaları (nikâh akdi ile beraber yasak olur), - Eşin başka kocadan olma çocukları, torunları, eşin başkasından olma oğlunun kızı (gerdekle beraber bunlar da haram olur), - Babanın ve dedenin ikinci hanımları, - Çocukların ve torunların eşleri. Süt emme nedeniyle oluşanlar; - Süt emilen kadın ve onun annesi, - Hanımının süt emzirdiği kızlar ve onun çocuklarının kızları, - Sütten dolayı kardeş olan kızlar ve onların kızları, - Süt halalar, teyzeler, - Eşin sütanneleri, - Eşin başka bir kocadan olan sütkızları. b- Geçici yasak olanlar. Bunlarla halvet, musafaha gibi bir serbestlik olmamakla beraber sebep kalkınca evlilik de caiz duruma gelir. - Başkasının nikâhlı eşi veya rici talakla boşanmış kadın, iddet bekleyen kadın, hamile kadın, - Semavi bir dine iman etmeyen kadın, - Üç talakla boşanmış kadının aynı eşe dönmesi ancak başka biri ile tabii bir evlilik yapıp ondan da boşanmasından sonra tekrar helal olabilir, - Hacda ihramlı olan kadın.
Bunu aklına ve kalbine sorsan daha iyi olur.