Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim bir konfeksiyon atölyem var. Avrupa’dan bir firmaya mal üretme durumumuz oldu. Ancak sipariş verdikleri ürünler müstehcen denebilecek kıyafetler. Müslüman olarak biz üreteceğiz ama Müslüman olmayanlar giyecek sonuçta. Bizim böyle bir ürün çıkarmamız ve satmamız günah olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Tam anlamı ile “çıplaklık” denecek bir ürünü satmanın harama destek olmak olacağını bilmemiz gerekir. Bu bir gevşeme ve tavizdir. Herkes işlediği haram kadar, harama destek olduğu kadar mesul olacaktır şüphesiz. Yalnız şunu tespit etmemiz gerekir: Çıplaklık için kullanılabileceği gibi normal bir giyim olarak da kullanılabilecek bir kıyafet için bu kural geçerli olmaz. Allah Teâlâ işinize kolaylık versin, rızkınızı helalden kazanmaya sizi muvaffak kılsın.
Allah’ın haram ettiği bir işe destek olan ticaret helal ticaret olmaz. Kadınların çıplak olmalarına direkt destek olacağınız malı satmanız caiz değildir.
Aleykümselam. Böyle bir çizgi çizmeniz gayet zordur. Ticaretin genel seyri içinde bu ayrımı yapamazsınız. Bilerek harama destek olmayın, fesadı bilerek yaymayın yeter. Allah yardımcınız olsun.
Allah’ın âyetleri (özellikle de Arapça metin ile yazıldığında) gerekli saygının gösterilemeyeceği bir yere yazılamaz. Tişört veya benzeri bir kıyafette âyet yazılması ise gerekli saygının gösterilemeyeceği bir zemini gösterir. Bu sebeple giysi üzerine âyet yazılmasını caiz görmeyiz.
Sadece alkol ürünleri satılan bir yer olsa orada çalışmamanızı söylerdik size. Ara sıra haram ürünlerin bulunması ise sizin için en azından bir bereket kaybıdır. Daha helal olacak bir iş bulmaya çalışın.
Emeğinizin fiyatını siz takdir edebilirsiniz. Yalana, hileye, aldatmaya tevessül etmedikçe yüksek de olsa fiyat belirlemenizde sakınca yoktur.
avrupa konusundaki diğer fetvalar
Mesele şöyledir: Müslüman bir kadın hiçbir şekilde hiçbir MÜSLÜMAN OLMAYANIN eşi olamaz. Müslüman değil iken evli olduğu Müslüman olmayan erkeğin nikâhı kadın Müslüman olduğu an düşer. Eğer henüz ilişkiye girmeden Müslüman olursa kökten ayrılmış sayılırlar. İlişkiden ve belli bir beraberlikten sonra ise Müslüman olması yine ayrılık olur ama bu sefer kadın üç aybaşı geçirecek kadar iddet bekler. Bu iddet süresince eşi de Müslüman olursa bir araya gelmelerinde sakınca olmaz. İddet bittiği hâlde erkek Müslüman olmazsa kadın sonsuza kadar eski kocasından ayrı kalmış demektir. Bu kural bizzat Kur'an’ımızda zikredilen bir kuraldır. Dolayısıyla hiçbir şekilde bir içtihatla değiştirilip esnetilemez. Bunu kabul etmeyen kadın dini inkâr etmiş olur. Kabul ettiği hâlde eski eşinin yanında kalmaya devam ederse bu durum da bir zina durumudur. Biz dinimizin kurallarını birileri dinimizi beğenecek veya beğenmeyecek üzerinden düşünemeyiz. Böyle düşünecek yerde, bu durum erkeklerin de Müslüman olmasına sebep olduğunu düşünsek daha iyi olmaz mı?
Haklısınız, domuz ürünleri şu veya bu sebeple pek çok alanda kullanılabiliyor. Eti, kanı, kemiği, kılı, derisi, yağı kullanılabiliyor. Yeni yeni tıpta insan yedek parçası denebilecek ürünlerle kullanılabiliyor. Dinimiz İslam hakkında en önde farklılık olarak neler olabilir diye soru sorulsa çok rahatlıkla diyebiliriz ki faiz gibi bir iki başlıktan sonra muhakkak domuz gelecektir. Domuz konusu bu ümmetin hassas konularındandır. Hassas olduğu kadar da sorundur ve risktir. Bir imtihan olarak da ucuzluğu, üretim kolaylığı gibi faktörler bu imtihanı kazanmayı zorlaştırmaktadır. Domuzun sadece tüketilmesi değil ticareti bile yasaktır. Yüzde yüz kimyasal dönüşüm görmüş olması dışında domuza ait hiçbir şey kullanılamaz. Fakihlerimiz domuz derisinin tabaklanmış halinin bile caiz olmayacağını söylemişlerdir. Nerede kaldı ki domuz yağı katılmış çikolata helal olsun! Biz buna göre değerlendirerek domuz ve ürünleri konusunu bir imtihanımız olarak görecek ve gevşeklik göstermeden bu imtihanı kazanmaya çalışacağız. Allah yardımcımız olsun.
Müslüman’ın hedefi dinini yaşamaktır. Dinini nerede yaşayabiliyorsa orası onun için vatan olur. Yaşamadığı yer de ona sakıncalı yer olur. Bu mantıkla bakmaya çalışın. Allah yardımcınız olsun.
Vatandaşı olduğun bir ülkenin dairesinde memur olman çok önemli değil artık. O ülkenin vatandaşı olmak ne ise memuru olmak da odur. Ne olursa olsun bir Müslüman olarak Allah'ın haramlarından uzak kalmak hedefin olacak.
Devletin yardım vermek için ortaya koyduğu şartlarda bir hile ve yanıltma yapılmadan alınıyorsa bir sakıncası olmaz, alınız.
Bu âlem aradığımızı aynen bulabileceğimiz bir yer değildir. Buna camiler de dâhildir. Bulduğumuzu değerlendirmemiz ise mümince bir tavırdır. Camiler hakkında öyle davranın.