Fetva Meclisi
Soru
Hocam domuz dinimizde haram bunu biliyorum. Her şeyi mi haram? Biz Avrupa’da yaşıyoruz. Buradakiler domuzda bir sakınca görmedikleri için her şeye onu katabiliyorlar. Bazı büyük firmaların ürünlerinde simgelerle gösteriliyor ama genelde her yerde olabiliyor. Hayatın her alanında ticaretin pek çok kesiminde var. Biz ne yapalım ne tavsiye edersiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Domuzun, • Etinin, • Yağının, • Derisinin haram olduğuna dair hiçbir tartışma yoktur. İslamiyet din olarak insanlara indiği günden beri bu böyledir. Domuz haramdır. Bu haramlık da katidir. Ayrıntıları yoktur. Sadece kıllarının kullanılabileceğine dair tek tük görüşler vardır. Özellikle eti haramdır gibi bir ifade diğer yerlerinin helal olmasından ötürü değil genellikle hayvanlar etinden dolayı anılırlar da ondan dolayıdır. Bugün domuz ürünleri, boy yağlı ve ucu, çabuk üreyip büyüyen bir hayvan olduğu için pek çok alanda kullanılmaktadır: Sabun, güzellik ürünleri, diş macunu, merhem, jelatin gibi pek çok alanda kullanılmaktadır. Neden Haramdır? Müslüman, Allah’ın emrine veya yasağına neden sormaz, o yasak etmiş ise gerekçesini bilse de bilmese de ona itaat eder, dinini asla tartışmaz. Buna rağmen Allah Teâlâ bilerek ve dileyerek domuzu yarattı, o bildiğimiz şekli ile yarattı ve bize onu yasakladı. Bütün zararlarına rağmen yasakladı. Din böyle hikmetlerle doludur. Bununla beraber domuzun yasak olmasının bazı bilinen hikmetleri vardır: a. Domuz necistir yani pistir. Onunla beslenen bir insanın ondaki yapıyı, karakteri ondan alması muhtemeldir. Domuz yırtıcı ve etçildir. Bütün etçiller gibi o da yasaktır. Zira etçil hayvanlardaki vahşilik etlerinden beslenenlere sirayet edebilir. b. Domuzun yasak olması insan sıhhati için bir gerekliliktir. Domuz insan nevi ile benzer hastalıklar taşımaktadır. Virüs ve mikrop bulaşması bakımından domuzla iç içe yaşanan hayatlar sağlık açısından daha ağır risk taşımaktadır. Domuz gribi örneğinde bunu görmüştük. c. Domuzun hiçbir ürünü kullanılamaz. Bu kullanmamadan sadece kılları mesela fırça olarak kullanılabilir istisnası yapan âlim olmuştur. Hayati ihtiyacın bulunduğu alanlarda ve başka alternatif üretilemiyorsa çok olağanüstü zorunluluklarda ancak geçici bir kullanım söz konusu olabilir. Bu durum ilaç ve tıp dünyasında da böyledir. Gıdada ise hayati bir zorunluluk olduğu söylenemez. Sadece daha rahat ve daha lezzetli yemekler yiyebilmek için domuz ürünleri tercih ediliyor olabilir. Müslüman bunu kendisi için kabul etmez insandır.
Selamünaleyküm. Domuza dair bütün ürünler haramdır. Bilerek ve alternatifi varken domuz ürününün kullanılması haramdır. Kitap ismi tavsiyesi yapmamız sitenin konumu gereği doğru olmamaktadır.
Hem bu asrın kabarık sofrasında yiyeceği hem yüzde yüz helal olacak, bu mümkün olma sınırlarını aşmaktadır. Yüzde yüz helal garantisini bu açıdan güvenli bulmuyorum. Onun yerine AÇIKÇA HARAM OLMAYAN gıda demek zorundayım. Sorunuza gelince, mesela çikolata ürününü ele alalım. Bu ürün kabaca süt, şeker ve fındıktan oluşuyor diyelim. Çikolata firmasının bizim mamulümüzde alkol ve domuz olması söz konusu değil diye garanti vermesi anlamsızdır. Neden? Çünkü onların fabrikasında bu iki yasak ürün kullanılmıyordur ama sütü nereden alıyor? Domuz sütü alıp getirmesi mümkün değil mi? Bu nedenle siz, araştırma yaptık diyebilmek için onların tedarikçilerini de incelemeniz gerekiyor. Allah yardımcımız olsun.
Haramları, bu sorunu çözmeye yardımcı olması bakımından şu şekilde tasnif etmemiz mümkündür: a- Haram olduğu kesin ve belli olanlar. Domuz ürünleri, alkol ve haksız bir şekilde elde edilen yiyecekler böyledir. Bunların yenmesi, içilmesi hiçbir şekilde caiz olmaz. Bu konuda da bir tereddüt yoktur zaten. b- Haram oluşu hakkında elimizde kesin bilgi bulunmayan ama şüphe ettiğimiz yiyecekler, içecekler... Bunları tüketmemeyi tercih etmeliyiz. Genel tavrımız tüketmemek yönünde olmalıdır. Aile fertlerini de bu yönde eğitmeliyiz. Yalnız elimizde haram olduğu konusunda net bilgi bulunmayan yiyecek ve içecekleri, haramlığı kesin olan bir domuz ürünü gibi kabul etmemiz de mümkün değildir. Ortada bir şüphe varken kesin tavır koyamayız. Bugün ekmekten peynire pek çok gıda maddesi için geçerlidir bu. Çok inceleyecek olsak ekmekte bile zorlanabiliriz. Takva üzere olma adına vesveseye yol açmak da doğru değildir. Keyfilik ile titizlik arasında izlenebilir bir yöntem kullanmak gerekmektedir.
Margarin türü yağlar, soframızdaki sıkıntılardan biridir. Müslümanların sahibi olduğu firmalar bu yağları üretmeye başlayana kadar, domuz karışımı endişesinden dolayı yenmeyeceği söyleniyordu. Şuurlu Müslüman olmanın gereklerinden biri olarak margarinden uzak durmak gerekiyordu. Daha sonra sahibi Müslüman olan bir firma margarin üretti; kısa zamanda Müslümanların mutfakları bu yağla tanıştı. Benzer bir gelişme de televizyon konusunda olmuştu. Yıllarca televizyonun, ahlâkı yozlaştırdığı söylenerek evlere sokulmuyordu. Müslümanlar adına bir televizyon kanalı kurulduğu iddia edildi, yılını doldurmadan namazlı evlerde de televizyon cihazı bulunur oldu. Meselenin bu boyutunu ele almayalım. Margarinle iki sorunumuz var. Bu sorunların biri, ham madde sorunudur. Eğer karışımında domuz ve eti yenmez hayvan veya besmelesiz kesilmiş hayvan yağı karışımı varsa, bizim için haram olma sorunu ortaya çıkar. İkinci sorun ise, margarin yağının insan sağlığı ile ilgili boyutudur. Tıbbın insana yasakladığı şeyler, dinin de yasak gördüğü şeylerdir. Aslında helal olan bir yiyecek türü bir nedenle, doktor tarafından yenmesi sakıncalı görülürse o yiyecek yenmesi caiz olmayanlar sınıfına girmektedir. Margarin üzerinde yıllardan beri ‘sakınca’ işaretleri vardır. Damar tıkanmalarına neden olduğu, çocuklara yedirilmemesi tavsiye edildiği bilinmektedir. Bazı hastalıkların çağımızda yaygınlaşmasının nedenleri arasında görülmektedir. Kalp ve damar hastalıklarından şikâyeti olan bir hastaya doktorların ilk cümlesi, katı yağlar üzerinden olmaktadır. Bunlar dikkate alındığında margarinin mutfaklardan uzak tutulması konusunda Müslümanların hassas davranmaları kadar tabii ne olabilir? Evet, margarinin haram olduğunu kati bir dille ifade edemeyiz. Ama dikkat etmek zorundayız. Keşke annelerimiz, bize yemek pişirenler bu şüpheli şeyleri mutfaklara sokmasalar! Keşke biz de adeta aç geziyor gibi margarinli yiyecek tutkunu olmasak!
Selamünaleyküm. Bir kere bilmediklerimizden mesul olmayacağımızı bilelim. Sonra da haramların iki türlü olduğunu da tespit edelim. Birinci haram çeşidi, haramlığında tartışma olmayan haramlardır. Domuz eti ve alkol gibi. İkinci haram çeşidi de cola örneğinde olduğu gibi, elimizde kesin bir belgenin bulunmadığı ama şüphelerimizin olduğu şeylerdir ki bunlardan ötürü marketlerden alışverişi kesme iddiamız çok zor bir iddia olacağından ona yanaşmak istemeyiz. Büyük bir cihat aşkı ile bu gidişatı değiştirmek için çalışalım. Allah'a emanet olun.
avrupa konusundaki diğer fetvalar
Mesele şöyledir: Müslüman bir kadın hiçbir şekilde hiçbir MÜSLÜMAN OLMAYANIN eşi olamaz. Müslüman değil iken evli olduğu Müslüman olmayan erkeğin nikâhı kadın Müslüman olduğu an düşer. Eğer henüz ilişkiye girmeden Müslüman olursa kökten ayrılmış sayılırlar. İlişkiden ve belli bir beraberlikten sonra ise Müslüman olması yine ayrılık olur ama bu sefer kadın üç aybaşı geçirecek kadar iddet bekler. Bu iddet süresince eşi de Müslüman olursa bir araya gelmelerinde sakınca olmaz. İddet bittiği hâlde erkek Müslüman olmazsa kadın sonsuza kadar eski kocasından ayrı kalmış demektir. Bu kural bizzat Kur'an’ımızda zikredilen bir kuraldır. Dolayısıyla hiçbir şekilde bir içtihatla değiştirilip esnetilemez. Bunu kabul etmeyen kadın dini inkâr etmiş olur. Kabul ettiği hâlde eski eşinin yanında kalmaya devam ederse bu durum da bir zina durumudur. Biz dinimizin kurallarını birileri dinimizi beğenecek veya beğenmeyecek üzerinden düşünemeyiz. Böyle düşünecek yerde, bu durum erkeklerin de Müslüman olmasına sebep olduğunu düşünsek daha iyi olmaz mı?
Müstehcen olacağına üretici olarak sizin de hükmettiğiniz bir kıyafeti üretip satmanız Müslüman olmayanların ülkelerinde bile olsa çıplaklık ve cinselliğe katkı getirmek demek olacaktır. Giyeni kâfir bile olsa bu kadar açık bir çirkinliğe destek vermekle kazanılan paranın helal olacağını size söyleyemem, söylesem o vebali kaldıramam.
Müslüman’ın hedefi dinini yaşamaktır. Dinini nerede yaşayabiliyorsa orası onun için vatan olur. Yaşamadığı yer de ona sakıncalı yer olur. Bu mantıkla bakmaya çalışın. Allah yardımcınız olsun.
Bu âlem aradığımızı aynen bulabileceğimiz bir yer değildir. Buna camiler de dâhildir. Bulduğumuzu değerlendirmemiz ise mümince bir tavırdır. Camiler hakkında öyle davranın.
Kadınların peçe kullanması dinimizde vardır. Kullanmanın mümkün olmayacağı ortamlar için ise kullanmama ruhsatı vardır. Konuyu bu şekilde anlamalısınız. Avrupa için de kullanmama ruhsatından söz etmemiz mümkündür.
Vatandaşı olduğun bir ülkenin dairesinde memur olman çok önemli değil artık. O ülkenin vatandaşı olmak ne ise memuru olmak da odur. Ne olursa olsun bir Müslüman olarak Allah'ın haramlarından uzak kalmak hedefin olacak.