Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim ablam şehir dışında ve çalışması gerekiyor. İki yaşında bir yeğenim var. Benden ona bakmamı ve yanlarında kalmamı rica etti. Şöyle bir durum var, haftada iki gün birkaç saat ablam evde yokken eniştem ve yeğenim ile evde olmam gerekebilir. Bu durum caiz midir? Yeğenim yanımızda olduğu için halvet ortamı bozulmuş olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Bu konuda size özellikle şu iki şeyi tavsiye edeceğiz: a- Yüzde yüzün bile üstünde bir bilgi garantisi taşımadıkça bunu yok saymaya mecbursunuz. b- Bu durum ne kadar gizli olursa o kadar hayırlı olur. Bir kişinin dahi bilmesi çocuk için afetin yaygın olması demektir. Bir de bilgi kesinleştikten sonra eniştenizi ikaz edip gözlerden ırak olmasını söyleyin ki en azından kardeşinizin peşini bıraksın ve kendini toparlayıp tevbe etsin. Sizi tekrar uyarıyorum. Yüzde yüz olmayan bir bilgi ile yola çıkmayın, afet sizin üstünüze kalabilir.
On iki yaşındaki çocuk büyük ihtimalle çocuktur henüz ama onun kadın dünyasını biliyor ve hissediyor olma ihtimalini de göz ardı edemeyiz. Sokak kıyafeti ile olmasa da farklı bir kıyafette olmanız ve oturma kalkmalara dikkat etmeniz ateşten uzak kalmanız demek olur. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
Aleykümselam. Yengenizin kocası ile arasının açılmasına sebep olacak bir işi yapması caiz değildir. Kocası ile arasının açılmayacağını anlar ve idare edebileceğini bilirse size gelsin.
Selamünaleyküm. Böyle bir duruma, evli ve aile sahibi birinin müdahale etmesi gerekir. Gençlerin böyle olayları yanlış anlamaları da mümkündür yanlış yönlendirmeleri de. Durumu sizden başkasına havale edin.
Kendinize daha iyi bir yer buluncaya kadar annenizin yanından ayrılmayınız. Annenizi de bakabileceğiniz bir yer ve imkân bulunca ayrılırsınız. Yengenizin durumuna da daha tedbirli davranarak çare üretmeye çalışın.
Selamünaleyküm. Aynı sofrada ev kıyafeti ile bulunmaları doğru değildir. Zorunluluk durumunda sokak kıyafeti ile bir sofrada yemek yiyebilirler.
abla konusundaki diğer fetvalar
Allah Teâlâ hepimize hidayeti ile daim kılsın, ablanıza imana dönmeyi nasip etsin. Ablanızın dinden çıkmış olması ya da hiç girmemiş olması sizin onu yok saymanızı gerektirmez. Aranızdaki insanlık ilişkisi devam etmelidir, edecektir de. Ondaki küfür mikrobunun sizden bir başkasına bulaşmamasına dikkat edin. İnsani ilişkilerinizin devam etmesi de sizin Allah’ı inkâr gibi bir batağı yok kabul etmeniz demek olmaz. Belli bir mesafe muhakkak koyun. Tartışarak onu daha derine itmeyin. Yüz vererek galip olduğunu hissettirmeyin. Sabırlı olun, hidayeti için dua edin. Her doğan güneşi, onun imana döneceği günün güneşi olarak beklemeyi bilin. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ seni korusun kızım. Umarım emeklerin zayi olmaz ve korktuklarından emin olursun. Şunu bilmen gerekiyor: Allah kimseye kaldıramayacağını yüklemez, kaldıramayacağından hesap sormaz. Sen becerebildiğin kadarından sorumlu olursun. Elinle, dilinle neyi becerebiliyorsan yap. Bu senin fedakârlığın olsun, üşenme, savsaklama. Gerisini de dert etme. Meleklerin duası seninle olsun. Allah’a emanet olasın.
Sılayırahim, kendisine sıla yapılanın cevabı veya ödülü için değildir. Bilakis Allah'ın sevabına ermek içindir. Böyle bakın ve kovulmadıkça ya da bir harama sebep olunmadıkça sevabın peşinden gidin; her bayram ve her gerektiğinde gidin.
Allah'tan size yardım ve afiyet dileriz. Allah içinde bulunduğunuz bu durumu en hayırlı ve kolay bir şekilde sonuçlandırsın ve sizleri razı olduğunuz bir nihayete çıkarsın. Sorduğunuz soru çok ileri boyutlu bir aile sorusu olduğu için sizin yakınınızdaki bir Müftülüğe, Aile İrşad Bürosuna gitmenizi tavsiye ederiz. Allah'a emanet olun.
Anne ve babanıza siz olabildiğince iyi davranın. Onların gönüllerini yatıştırın. Onlara daima moral ve umut verin. Onları kıracak üzecek bir şeyi asla yapmayın. Ablanızla münakaşaya girmekten sakının. Siz doğru bir hayat çizgisini koyup ona odaklanın. Ona şu halde yapabileceğiniz en iyi yardım, sessiz ama güçlü bir örnek olmaktır. Yapabilirseniz onu salih insanlarla tanıştırıp arkadaşlık kurmalarını ve kendisine örnek alabileceği kişileri örnek alıp kendine dair düzelmelere teşvik olmasını sağlamaya çalışın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Anlattığın gibi bir durumda baban haksızdır. Böyle bir kararında babana itaat etmen gerekmez. Onu yok kabul etmen de uygun düşmez. Buna göre şöyle bir uygulama yapmanı tavsiye edebiliriz: Yaşadığın yörede kızların evlilik yaşı için normal bir yaşta isen bu işi başlat. Mesela on dokuz yaşı genelde henüz erken gibi görülüyor. Baban bu durumda haklı sayılabilir. Yirmi beş civarı ise baban haksızdır. Evlenmen biyolojik olarak gerekli duruma geldi mi yani artık zihnini ve aklını meşgul ediyor mu? Bu kararı duygusal olarak değil akılla ver. Ailenizden dede ve amca, dayı gibilerle durumu istişare et, onlar sana haklısın kızım diyorlar mı? Tek kalmamaya çalış. Eş adayına babanla sorun yaşanabileceğini bildir. Bunu kaldırıp kaldıramayacağını öğren, seni yolda bırakmasın. Annene ve babana artık evlenmek için yasal haklarını kullanabileceğini açık bir dille söyle. Hiçbir şekilde geri adım atmazlarsa eş adayınla size en yakın müftülüğe git ve nikâh kıydır, evlen. Vebale girmezsin. Bunları yapmaya cesaretin gelmiyorsa, senin evlilik vaktin henüz gelmemiş demektir, biraz daha sabret.