Fetva Meclisi
Soru
Annem ve ben, abimin yanında yasıyoruz. Yengem ev işlerini kolunu açarak yapıyor, acaba yanlarından ayrılmalı mıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Yengenizin kocası ile arasının açılmasına sebep olacak bir işi yapması caiz değildir. Kocası ile arasının açılmayacağını anlar ve idare edebileceğini bilirse size gelsin.
Selamünaleyküm. Eşiniz, bu hususta haksız değil ama bunu babanıza annenize geniş bir sürece yayarak hazmettirmeniz gerekir. Onların da gönüllerini kırmamaya gayret etmelisiniz. Yavaş yavaş ikna edin. Meselâ ayrılmayı direk söylemek yerine haftada bir kere yemeğe çıkmayın. Bir iki ay sonra iki kere derken alışmalarını sağlayın. Yaşlıların bu tür istekleri bir tür tatmin içindir. Babalık hazzını yaşamak isterler. Onları da hoş görmek gerekir. Eşiniz de bir gün gelinlerine aynısını yapacak, onu unutmasın.
Bu, acil bir gereklilik bulunup bulunmadığına bağlı olarak değişebilir. Böyle ağır bir şart yoksa, anne babaya yakın bir dairede kalınmalı ama beraber bir daire paylaşılmamalıdır. İyi başlayan ilişkilerin umumiyetle iyi sürmediğini görüyoruz. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Siz, kötülük yapmayan ama kötülüğe de razı olmayan biri olmalısınız. Onunla sürtüşmeyecek ortam üretmeye çalışın. İtmeyin, ezilmeyin.
Erkek kardeşiniz varsa o bu sorumluluğu almalıdır. Erkek yoksa bütün kardeşler bir aile meclisi oluşturun, görev taksimi yapın, yükü aranızda bölüştürün, zamana ve kişilere yaydığınızda daha rahat olur.
Anneniz ve babanız arasında ne olup bittiğini bilmediğinize göre siz kendinizi hakem yerine koymayın. Anneniz arkasına devleti aldı ama vicdanını ve imanını ne yapacak düşünmemiş olmalı. Kocanın evden uzaklaştırılması din olarak da mümkündür ama sebeplerin oluşmasına karar verilmesi çok zordur. Siz bu olaydan uzakta durun. Anneniz dedi diye asla babanızla küsmeyin ve mesafe koymayın. Sadece bu nedene dayalı olarak size beddua etmeye de hakkı olmaz. Her ikisinin de üzülmeyeceği bir yöntem oluşturmaya çalışın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Elin, kulağın, fercin, gözün, cebin haramdan korunması ile ilgili imtihanımız tam anlamıyla bir cihaddır. Cephelerde savaşmak ne ise gözümüzü haramdan korumak için mücadele etmek de o dur. Bunu böyle bilelim. Mesele şudur: Biz, gözümüzü korumayı bir cihad görürsek ona göre de tedbir alırız. Basite alırsak, şeytanın bize müdahelesi daha kolay olur. Haramdan korunmanın beşeri ölçülerle en önemli aracı harama götüren sebeplerden uzak kalmaktır. İletişim organları, büyük şehirler ve benzeri göz kirliliğini kolaylaştıran hatta mecbur hale getiren sebeplerden uzak durmaya gayret edilmelidir. Elbette bu, kolay değildir. En azından Allah Teala bizi bu hususta çırpınırken görmelidir. Kesinlikle bir cemaat içinde olmak, o cemaat de hayır ve ilim üzerinde aktif bir durumda olması ise ciddi bir yardımcıdır. Dağlara kaçarak haramlardan korunmuş olamayız. Bulunduğumuz yerlerde mücadele ederek kazanmamız gerekmektedir. Allah Teala, sizi de bizi de korusun, korunacak yollarda bulunmayı hepimize müyesser kılsın.
Aldığınız size 'harammış gibi geliyorsa' onu terk edin kurtulun. Tişört veya başka bir giyecek, tesettür sağlıyorsa giyilebilir. Üzerinde canlı resmi veya küfrün simgesi olabilecek bir şekil bulunan giyecekleri ise giymekte sakınca vardır.
Sonradan ortaya çıkmış meselelerde Müslümanlar ictihad ederek karar verirler. Bu ictihadları da Kur'an ve sünnete göre olur ya da olmalıdır. İbn-i Teymiye veya başka birinin sözüne gerek yok, beşeri bir sistemin hakkında Müslüman'ın ne diyeceği bellidir. Ama özel şartlar veya benzeri nedenlerle Müslümanların yaptıkları ictihadları aralarında münazara konusu haline getirmeleri uygun değildir. Niyetlerimizi ve amellerimizin akıbetini Allah'a havale etmek zorundayız. Birbirimizin kadıları durumunda olamayız. Bir Müslüman'ın Allah'ın kitabı ile hükmedilmeyen bir yerde huzur içinde yaşaması, hicret etmemesi tartışılmazken öbür Müslüman'ın filan yerde oy kullanması tartışılırsa dengesizlik olur. Bunun için birbirimizi ictihadi konularda serbest görmeliyiz. Niyetlerimiz, hırs ve menfaatlerimizden arınmış olarak canlı kalabiliyorsa inşaallah bizim için kurtarıcı olur. Allah'a emanet olunuz.
Her an ölmeye hazır olması gereken bir insanın ölürken üzerinde bulunmak istemeyeceği şeyi yapmaması gerekir. TV, hiç değilse vakit zayiatıdır. Göz zinası için şart başkadır. Bakılması haram olan şeylere bakıldığında göz zinası denen şey gerçekleşir. TV'de de bu her pozisyonda olmayabilir. Ama saniyelerle sınırlı bir ömrü, asırlarca sürecekmiş gibi rahat harcamanın hangi mantığı olur? Bunlar boş kalmanın, hedefsiz yaşamanın, cemaat ehli olmamanın, insanlığa hizmetten lezzet alamamanın sonuçlarıdır. Allah yardımcımız olsun.
Aynı şekilde mikroplar da hayatımızı kuşatmış durumdadır. Biz, nasıl mikroplara teslim olmadan yaşamaya çalışıyorsak aynı şekilde haramlardan bir haramı da o şekilde algılarız. Sıyrılabildiğimiz kadar sıyrılır gerisinde Allah'ın mağfiretine iltica ederiz. Sorun, kendimizi salmak veya salmamaktadır. Nefsi gıdıklayan, vakti öldüren, daha efdal bir işi yapmaya mani olan her ne ise onun adı mâlâyânidir. Her mâlâyâni zayiattır. Ölçümüz bu olsun. Allah'a emanet olunuz; Kur'an'la yüreğinizi ferahlatma seviyesine gelmeye çalışınız.
Bir erkekle bir bayanın evlilik görüşmesi yapmaları caizdir. Ama evlilikteki kapalılıkları gidermek için yapılabilir bu görüşme. Evliliği konuşmak için görüşmekle, evli iken görüşülebilir şeyleri görüşmek arasındaki farkı anladıysak ne görüşebileceklerini de anlamış oluruz. Bu görüşmenin bir kaç defa gerçekleşmesinde de sakınca yoktur. Yalnız görüşme 'halvet' halinde olmamalıdır. Yani erkek ve bayan yalnız başlarına kapalı bir ortamda bulunmamalıdırlar. Allah'a emanet olunuz.