Fetva Meclisi
Soru
Hocam, yeni yıla girerken okunabilecek bir dua var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Kur'an ve hadislerden alınma duaları selamdan önce okumamızda fazilet olur, bildiklerinizi okuyun. Secdede ise dua yapılabilir. Allah Teâlâ kabul buyursun.
Selamünaleyküm. Değişir veya değişmez, dua bizim silahımızdır. Silahsız kalmaya razı olamayız.
Aşağıdaki duaları ve tercümelerini istediğiniz zaman okuyabilirsiniz. Sahih hadislerden alınmış bu dualar her zaman için ve büyük idealler için okuyabilirsiniz. Rabbim kabul buyursun. Dualara Ulaşmak İçin Tıklayınız.. Duaların Tercümelerine Ulaşmak İçin Tıklayınız..
Kur'an okunurken, zikredilirken şeytanın oyalama taktikleri de devreye girebilir. Bu da onun gibidir. Devam edin, yılmamak zorundayız.
Senin düzelmen bir Ramazan ayı ile olacaktı diye sana vaat eden oldu mu? Belli bir mesafeyi kat ettin. Şimdi hesap kitap yapma yerine yeni planlarını yapmalısın. En azından yılın bir ayını kâr etmiş oldun, daha istiyorsun? Belki bu uygulamanın ellincisinde inşaallah kemal yolunu bulmuş olacaksın, takılma İblis’in ağlarına.
Bize dua edin, Allah ayağımızı kaymaktan muhafaza buyursun. Meal yazmak benim gibilerin işi değil ama ömrümüzü Kur'an’ımıza hizmet ederek bitirmemiz için lütfen dua edin.
dua konusundaki diğer fetvalar
Şunu kesin bir kural olarak bilmeliyiz: Önemli olan ibadettir. İbadetin bir çeşidi olarak da duadır. Duanın ağırlığı yanında ellerin durumu o ağırlıkta değildir. Bunu bilmeliyiz. Sorudaki bölüme gelince: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden farklı zamanlarda ve farklı mekânlarda dua ederken ellerini nasıl tuttuğuna dair bilgiler gelmiştir. Müslümanlar da bu bilgilere göre farklılık gösterebilmektedirler. Bunda garipsenebilecek bir yön yoktur. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin dua ederken ellerini: a. Tek parmağı ile işaret ederek dua ettiği, b. İki elini de içleri göğe doğru olacak şekilde açarak kaldırdığı, c. Ellerini elin üstü kıbleye içi yüzüne gelecek şekilde kaldırdığı, d. Ellerini içi yüzüne gelecek şekilde kaldırdığı, e. Ellerini içleri yere üstü göğe olacak şekilde kaldırdığı, f. Diğer eli meşgul olduğu için tek elini kaldırdığı, g. İki elini de uzunca ileri doğru kaldırarak açtığı, h. Koltuk altı görülecek kadar ellerini yukarı kaldırdığı rivayetleri vardır. Şüphesiz bunların her birinin ayrı ayrı hikmetleri bulunmaktadır ama şu bilinmelidir ki: Önemli olan duadır, duadaki ihlas ve heyecandır. Allah Teâlâ hepimizi duaya muvaffak kıldığı kulların arasına katsın.
Dua bir ibadettir. İbadet ancak Allah’ın emri ve bildirdiği ile yapılır. Bu şekilde bir bilgi bize vahiy yoluyla gelir ki onu Allah’ın emrettiğini anlayalım. Bu rakamda bir okuma ise bize bildirilmemiştir. Fatiha Suresini hastaya okumak haktır ama bu sayı ile verilen bilgi bir uydurmadır.
Genel kural şöyledir: Selama cevap vermek vaciptir. Bundan sonraki ayrıntı ise şöyledir: Sözlü selam verene sözlü, yazılı selam verene yazılı, birisi ile selam gönderene o getirenle cevap verilir. Modern iletişim cihazlarındaki selamlar için de bu kural geçerlidir. En asgari olarak selamı okuyunca veya cihazdan dinleyince kendi duyacağı kadar selama cevap verilmelidir. Zira selam sadece iletişim vasıtamız değildir. Biz selamı aynı zamanda bir dualaşma olarak da görürüz. Duanın cimriliğini ise kabul edilir bulmayız. İnce bir ayrıntı olarak bilinmesi gereken bir husus da şudur: Yüz yüze gelindiğindeki selam birinci derecede cevabı vacip olan selamdır. Telefon ve benzeri cihazlardaki canlı görüşmelerde de durum aynıdır. Yazılı ve ses kaydı ile iletilenlerde ise durum bir derece daha hafif görülebilir ama selamın dua olduğunu unutmamak gerekmektedir.
Bu bir tevekkül ve yakîn (tam güven) meselesidir. Başka bir ifade ile iman meselesidir. Kul, “bana, üzerime düşen görevleri yapmak ve dua etmek düşerdi, ikisini de yaptım” anlayışında ise sonuç onun için rahattır ve duasının da sonucu durum ne olursa olsun gerçekleşmiştir. Meseleyi iman meselesi olarak görmek gerekiyor. Allah Teâlâ kalbimize tevekkül indirsin.
Bundan aşağısı kötü olmak ya da kötüye meyilli olmaktır. Bu nokta ise bilinen ifadesiyle nötr olmaktır. İyiye doğru gidiş açısından güzel bir durum olarak anlayabiliriz.
Gece yatsı ezanı vakti ile başlar, imsak vakti ile de biter. Bu iki vakit arasındaki zamana GECE denmektedir. Takvime baktığımızda mesela yatsı namazı vakti için 21:00 imsak vakti için 05:00 yazıyorsa gece bu iki rakamın arasıdır. Bu aradaki mesafeyi üçe böldüğümüzde üçüncü dilimi gecenin üçte ikisinden sonraki o teheccüd ve dua vakti olmuş olur.