Fetva Meclisi
Soru
Whatsappta toplu mesajlardan atılan selamları almamız şart mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir haramı işleyene o haramı işlediği esnada selam veremeyiz. Böyle bir selamın vebali ağır olur. Önceki işlemiş olduğu haramlardan ötürü ise selam vermemize mani yoktur. Şu kadar ki, haramı simgesi durumuna gelmiş insanlara refleksimizin eksik olması da bizim açımızdan bir eksiklik olur. En medeni tepki olarak selamımızı kısabilir ve selam olmayan bir iletişim kurabiliriz.
Selamünaleyküm. Bize ait olan selamı biz, kâfirlere vermeyiz ama onların vereceği selama karşılık verebiliriz. Selama benzer bir cevap vermemiz ise daha doğru olur.
Selamünaleyküm. 1- Namaz kılma durumu bilinen birinin bazen kılmaması asla kâfir olmasını gerektirmez. 2- Kız ve erkek, nikâhsız olarak halvet durumunda yani yalnız ve baş başa kalırlarsa bu haramdır. Bunun dışındaki görüşmeleri bir iki kere olabilir bu da evliliğin kararlaştırılması içindir arkadaşlık gibi nedenlerle olması durumunda ailelerin bilmesi bir anlam ifade etmez. 3- Selefi gruplara Mü'min kardeşlerimiz diye bakarız, başka nasıl bakacağız ki?
Selamünaleyküm. Bunun için haramdır diyemeyiz ama SELAM bizim şiarımızdır. Her tekrarında bir ecir bulunduğuna göre selamı tam yazmalı tem konuşmalıyız. Biz selam ümmetiyiz.
Müslüman olmayana selam vermeyiz. Selam yerine sosyal muhabbet oluşturacak bir ifade kullanabiliriz. Haram işler durumdaki birine de o esnada selam vermeyiz. Selamımızı hor gördüğünü bildiğimiz birine de selam vermeyiz. Ne yapacağını kesin bilmediğimiz sürece herkese selam vereceğiz.
Selamünaleyküm. Tespitiniz maalesef doğrudur. Her hususta olduğu gibi selam Sünnet'inde de sıkıntımız vardır. Konuyu bir sevap kazanma yarışı konusu olarak görmeye çalışın. İmamlar da dâhil herkes eksik yapabilir. Bizim vazifemiz eksik yapana eksiğini tatlıca hatırlatmak, bize hatırlatılınca da rıza göstermektir. Bu da esasen Selam gibi bir sünnet’tir. Üzerinde iman işareti bulunmayanlara, haram işler durumda olanlara, fitneye neden olacak şekilde erkeklerin bayanlara/bayanların erkeklere selam vermesi yoktur. Bunun dışında biz SELAM ÜMMETİYİZ.
dua konusundaki diğer fetvalar
Bu bir tevekkül ve yakîn (tam güven) meselesidir. Başka bir ifade ile iman meselesidir. Kul, “bana, üzerime düşen görevleri yapmak ve dua etmek düşerdi, ikisini de yaptım” anlayışında ise sonuç onun için rahattır ve duasının da sonucu durum ne olursa olsun gerçekleşmiştir. Meseleyi iman meselesi olarak görmek gerekiyor. Allah Teâlâ kalbimize tevekkül indirsin.
Bundan aşağısı kötü olmak ya da kötüye meyilli olmaktır. Bu nokta ise bilinen ifadesiyle nötr olmaktır. İyiye doğru gidiş açısından güzel bir durum olarak anlayabiliriz.
Şunu kesin bir kural olarak bilmeliyiz: Önemli olan ibadettir. İbadetin bir çeşidi olarak da duadır. Duanın ağırlığı yanında ellerin durumu o ağırlıkta değildir. Bunu bilmeliyiz. Sorudaki bölüme gelince: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden farklı zamanlarda ve farklı mekânlarda dua ederken ellerini nasıl tuttuğuna dair bilgiler gelmiştir. Müslümanlar da bu bilgilere göre farklılık gösterebilmektedirler. Bunda garipsenebilecek bir yön yoktur. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin dua ederken ellerini: a. Tek parmağı ile işaret ederek dua ettiği, b. İki elini de içleri göğe doğru olacak şekilde açarak kaldırdığı, c. Ellerini elin üstü kıbleye içi yüzüne gelecek şekilde kaldırdığı, d. Ellerini içi yüzüne gelecek şekilde kaldırdığı, e. Ellerini içleri yere üstü göğe olacak şekilde kaldırdığı, f. Diğer eli meşgul olduğu için tek elini kaldırdığı, g. İki elini de uzunca ileri doğru kaldırarak açtığı, h. Koltuk altı görülecek kadar ellerini yukarı kaldırdığı rivayetleri vardır. Şüphesiz bunların her birinin ayrı ayrı hikmetleri bulunmaktadır ama şu bilinmelidir ki: Önemli olan duadır, duadaki ihlas ve heyecandır. Allah Teâlâ hepimizi duaya muvaffak kıldığı kulların arasına katsın.
Evet, Allah onlardan razı olsun, ashab-ı kiram yeni yıla veya aya girerken Kur'an öğrenir gibi öğrendikleri şöyle bir dua okurlarmış: اَلَلَّهُمَّ أَدْخِلْهُ عَلَيْنَا بِالْأَمْنِ، وَالْإِيمَانِ، وَالسَّلَامَةِ، وَالْإِسْلَامِ، وَجَوازٍ مِنَ الشَّيْطَانِ، وَرِضْوَانٍ مِنَ الرَّحْمَنِ "Allah'ım, Bizi buna güvenle, imanla, selametle ve Müslüman olarak, şeytandan kurtuluşumuz ve Rahman'ın rızasını kazanmamızla kavuştur."
Dua bir ibadettir. İbadet ancak Allah’ın emri ve bildirdiği ile yapılır. Bu şekilde bir bilgi bize vahiy yoluyla gelir ki onu Allah’ın emrettiğini anlayalım. Bu rakamda bir okuma ise bize bildirilmemiştir. Fatiha Suresini hastaya okumak haktır ama bu sayı ile verilen bilgi bir uydurmadır.
• Zikir bir ibadettir. Bütün ibadetler gibi zikri de Allah Teâlâ belirlemiştir, kullar ne şekline ne miktarına müdahale edemezler. • Zikrin “şu kadar” denebilecek bir sınırı, muayyen bir vakti ve belirli bir pozisyonu yoktur. Kur'an’ımızın ve sünnetimizin gösterdiği bütün zikirler, bütün zamanlar ve bütün durumlar için sınırsız bir şekilde yapılabilir niteliktedir. • Zikir bu yapısıyla imanî hayatımızın bereketidir. • Zikrin anlamı uyanık ve anlayışlı olmaktır. Aksi de gaflettir. Bu uyanık olma zihinde olur, dilde olur. İkisi bir arada olunca da en efdali olur. • Allah’ın emri olarak yapılan her iş bir zikirdir. Bu manada namazdan Kur'an okumaya kadar her ibadet zikirdir. Mazluma yardım zikirdir. İlim öğrenmek zikirdir. Fazilet olan her iş bir nevi zikirdir. • Zikirden beklenen faydalardan bazıları şunlardır: Şeytanı kovmaya vesile olur. İçteki sıkıntıları, kederleri azaltır. Rızık getirir, bereketi arttırır. Sürekli biriktirilen bir sevap kaynağı olur. Allah’ın emirlerini yapmaya, yasaklarından uzak durmaya vesile olur.