Fetva Meclisi
Soru
Hadislerde gecenin üçte ikisinden sonra duanın ve teheccüdün önemi vurgulanıyor. Gecenin üçte ikisi ne zamandır?
Cevap
Benzer fetvalar
Sabah namazından önceki nafile ibadetlerden namazın vakti İMSAK vaktinde biter. O vakitten sonra sadece sabah namazının sünneti kılınır. Size bu cevabı yazdığım vakitte Konya'da İMSAK vakti 5.23 olarak görülmektedir. Yani siz 5.23'e kadar kılabilirsiniz. Gecenin o saatinden kılınan namazların nafilelerin en efdali olan TEHECCÜDE niyet edilerek kılınması daha uygundur. Sekiz rekaate kadar teheccüd namazı kılın. Sonra da dua edin. Vakit kalırsa tesbih çekin, Kur'an okuyun. Bize de dua edin. Allah kabul buyursun.
Gece, güneşin batımından imsak vaktine kadar olan zamanın adıdır. Buna akşam namazının başlaması ile sabah namazının başlaması arasındaki zaman da diyebiliriz. Gündüz de imsak vaktinden güneşin batmasına kadar olan zamandır. Namaz ile ölçtüğümüzde sabah namazının başlama vaktinden ikindi namazının bitme vaktine kadar olan zaman deriz. Gün ise gece ve gündüzün bütününe verilen isimdir. Gece gündüzden önce gelir. Mesela Ramazan ayının birinci günü gecesi ile başlar, önce gecesi yaşanır sonra gündüzü gelir. Bunun için de Ramazan ayının ilk gecesi teravih kılarız sonraki günü de oruçlu geçiririz. Son gecesinde de teravih kılmayız. Çünkü ondan sonraki gün şevval ayının günüdür.
Gecenin üçte ikisi geçtikten sonra ya da imsak vaktine yaklaşık bir saat kalarak kalkılıp kılınan namaza teheccüd namazı adı verilir. Bu namaz farz değildir, nafile bir ibadettir ama nafile ibadetlerin en efdallerindendir. Salih kullar için adeta bir farz namaz gibi görülmüştür. Mü'min bu namazı sürekli kıldığında dünya ve ahiret kazancı bakımından büyük mesafeler kat eder biiznillah. Nefis terbiyesi açısından benzersizdir. Cennete girmek için uğraşan bir mü'min için farzlardan sonraki en efdal ibadetlerdendir. Tevbe etmek için, zikir için en uygun vakit o vakittir. Şükreden bir mü'min olmak için de teheccüd emsalsizdir. Bilhassa dua etmek için en uygun zaman olarak teheccüdden sonraki zaman görülebilir. İki rekât en azıdır. Sekiz rekâta kadar kılınabilir.
Teheccüdün vakti takvimde yazan İMSAK saati ile biter. Ondan önce ise geriye doğru o gecenin her saatinde kılınabilir. Hacet namazı ise nafile bir namazdır. Bütün nafileler gibi kılınabilir; iki olur, dört olur. Vakti ise muayyen değildir, her zaman kılınabilir.
Mesela ikindi vakti 15.31'de giriyorsa, 15.31 olduğunda ikindi vakti girmiş, öğlen çıkmıştır. Ezanın başlaması veya bitmesi durumu değiştirmez. Önemli olan ezan değil vakittir. İftar için de durum böyledir. Allah'a emanet olun.
Diyanet İşleri'nin takvimini esas alıyorsanız, o takvim ile beraber dakikası dakikasına yemeği bırakabilir ve sabah namazını kılmak durumunda ise namazı da kılabilirsiniz.
dua konusundaki diğer fetvalar
Mushafların Kur'an olan son bölümü Nas suresidir. Ondan sonrası Kur'an değildir. Hafızlar, âlimler uygun buldukları duaları hatim bitirenlerin yapabilmesi için yardımcı olarak oraya koymuşlardır. Ulema, Kur'an’ı hatmeden için bir duanın meşru olduğunu söylemiştir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden “şu duayı hatimde yapın” şeklinde bir tavsiye ise gelmemiştir. Kur'an okumanın getireceği bereketli zamandan istifa ile dua için uygun zaman dilimi olarak görülmüştür. Hatim sonrasında yapılan dua uzunca olabilir. Bu uzunluğun belli bir ölçüsü yoktur. Dua ederken eller göğüs hizasında avuç içleri göğe bakacak şekilde kaldırılmış olursa sünnete daha yakın olur. Duadan sonra da eller yüze sürülür. Duanın âyet ve hadisten olması ya da Arapça olması şart değildir ama dua ağırlığına ters düşecek edebiyatlar, bağırmalar, kafiyeler uygun olmaz. Duayı Kur'an tecvidi gibi tecvidli yapmanın da dayanağı yoktur.
Peygamber aleyhisselamın Ramazan ayına farklı olarak bir TESBİHATI yoktur. -Sadece:İ’tikâf yapmıştır. -Daha fazla Kur'an okumuştur. -Daha cömert olmuştur. -Teravih kılmıştır. -Bedir ve Mekke fethi cihatlarını gerçekleştirmiştir. -‘Allahümme inneke afuvvun tuhibbül afve fafu anni’ denmesini tavsiye etmiştir. Bunların dışında ‘Ramazan olduğu için’ farklı bir zikir ve okuması yoktur.
O günü, bu dünyadaki SON GÜNÜN olarak tasarla ve plan yap. Çok güzel bir plan çıkarırsın biiznillah.
Dua bir ibadettir. İbadet ancak Allah’ın emri ve bildirdiği ile yapılır. Bu şekilde bir bilgi bize vahiy yoluyla gelir ki onu Allah’ın emrettiğini anlayalım. Bu rakamda bir okuma ise bize bildirilmemiştir. Fatiha Suresini hastaya okumak haktır ama bu sayı ile verilen bilgi bir uydurmadır.
Evet, Allah onlardan razı olsun, ashab-ı kiram yeni yıla veya aya girerken Kur'an öğrenir gibi öğrendikleri şöyle bir dua okurlarmış: اَلَلَّهُمَّ أَدْخِلْهُ عَلَيْنَا بِالْأَمْنِ، وَالْإِيمَانِ، وَالسَّلَامَةِ، وَالْإِسْلَامِ، وَجَوازٍ مِنَ الشَّيْطَانِ، وَرِضْوَانٍ مِنَ الرَّحْمَنِ "Allah'ım, Bizi buna güvenle, imanla, selametle ve Müslüman olarak, şeytandan kurtuluşumuz ve Rahman'ın rızasını kazanmamızla kavuştur."
Şunu kesin bir kural olarak bilmeliyiz: Önemli olan ibadettir. İbadetin bir çeşidi olarak da duadır. Duanın ağırlığı yanında ellerin durumu o ağırlıkta değildir. Bunu bilmeliyiz. Sorudaki bölüme gelince: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden farklı zamanlarda ve farklı mekânlarda dua ederken ellerini nasıl tuttuğuna dair bilgiler gelmiştir. Müslümanlar da bu bilgilere göre farklılık gösterebilmektedirler. Bunda garipsenebilecek bir yön yoktur. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin dua ederken ellerini: a. Tek parmağı ile işaret ederek dua ettiği, b. İki elini de içleri göğe doğru olacak şekilde açarak kaldırdığı, c. Ellerini elin üstü kıbleye içi yüzüne gelecek şekilde kaldırdığı, d. Ellerini içi yüzüne gelecek şekilde kaldırdığı, e. Ellerini içleri yere üstü göğe olacak şekilde kaldırdığı, f. Diğer eli meşgul olduğu için tek elini kaldırdığı, g. İki elini de uzunca ileri doğru kaldırarak açtığı, h. Koltuk altı görülecek kadar ellerini yukarı kaldırdığı rivayetleri vardır. Şüphesiz bunların her birinin ayrı ayrı hikmetleri bulunmaktadır ama şu bilinmelidir ki: Önemli olan duadır, duadaki ihlas ve heyecandır. Allah Teâlâ hepimizi duaya muvaffak kıldığı kulların arasına katsın.