Fetva Meclisi
Soru
Abdestte suyun israf edilmesi yasak ama abdesti iyi almak da tavsiye ediliyor ikisi arasında denge nasıl olur?
Cevap
Benzer fetvalar
Suyu avuca alıp dökerek yıkamak müstahap olan şekildir. Tarif ettiğiniz gibi yıkanmasında ise abdest açısından sakınca olmaz. Şu kadar ki, su tüketimi ve israf bakımından evla olanı yapmak gerekir.
Özellikle pis görünen ve suyu sıçratan bir lavabo olmadıkça lavaboyu temizlemeniz gerekmez, yanlış ve su israfı olur.
Doktor tembih ettiği veya acı hissettiğiniz süre içinde o bölgeye su değdirmeyin. Abdestiniz açısından bir eksiklik olmaz. Geçmiş olsun.
Abdest suyu necis değildir. Necis olan bir su bedende veya elbisede iken namaz sahih olmaz. Abdestte kullanılıp bedene değen su ile alakalı olarak farklı bir hüküm vardır. O su için necis denmez ama 'abdestte kullanılmış bir su' olduğu için farklı bir durumu vardır. O suyun namazı engelleme gibi bir farkı yoktur.
Gusülde ve abdest alırken ayağın su birikintisinde kalan kısmı tekrar yıkanmalıdır. Fakat bu yıkama işlemi abdest alırken kullanılan su ile yapılmaması gerekmektedir.
Suyu yedirme diye bir şart yoktur. Islatmış olmak şartı vardır.
abdest konusundaki diğer fetvalar
Genel su ile temizlik yapılacağı konusunda hiçbir tartışma yoktur, temizlik denince akla su gelir. Pislik/necaset karışmış sıvı ile temizlik yapılamayacağında da ihtilaf yoktur. Bunun haricindeki herhangi bir sıvı ile temizlik yapılabilir. Sadece abdest gibi manevi temizlik boyutu olan temizlikler mutlak su ile yapılabilir. Bunun haricinde yerine göre; Kimyasal dönüşüm, Sürtme/ovma, Kuruyup kaybolma, Ateşte yakma, Tabaklama gibi yöntemler de temizlik olarak gerçekleşebilir.
Allah Teâlâ babanıza afiyetler ihsan etsin. Âmîn. Babanız Şafii mezhebi üzere ibadet ettiğine göre şöyle yapacak: Doktorun su temas ettirmesin dediği yerleri yıkamayın. Diğer abdest organlarını yıkayın. O yıkanmayan yerleri ıslak elle mesh edin. Mesh etmek de rutubetlendirdiği için zarar veriyorsa onu da yapmayın. Orası kalsın. Abdest bittikten sonra teyemmüm edin. Teyemmüm için avuç içi kadar küçük bir tuğla parçası yeterlidir. Öyle bir tuğla parçasını yıkayıp eve alın. Elini ona değdirerek teyemmüm yapabilir. Geçmiş olsun, Allah kabul buyursun.
Allah Teâlâ size afiyetler ihsan etsin. Âmîn. O torbayı üzerinizdeki çamaşır gibi kabul edebilirsiniz. Buna göre de kirlendikçe namaz kılmak için onun değiştirilmesi gerekir. Değiştirilmesi kolay olmuyorsa (ki genelde böyledir) değiştirmeniz de gerekmez. Her ezan vaktinde abdest alarak o torba ile namazınızı kılabilirsiniz. Başka bir (büyük abdest veya dışkı gibi) sebep olmadıkça da abdestiniz bozulmuş sayılmaz.
Kardeşiniz için bir kiremit parçası da bulabilirsiniz. Toprak asıllı bir şey olsun. Onu yıkayın evde temiz bir parça gibi dursun. Bulamazsanız bir çiçek saksısını (içindeki toprağa temas ederek) kullanabilirsiniz. Allah Teâlâ yardımcınız olsun.
Uzmanın “tedavi için gereklidir ve alternatifi yoktur” dediği bir bant için ruhsat var demektir. Ruhsat bulunduğu sürece de abdest ve benzeri yıkama durumlarında YIKANMAMASI açısından bir sakınca yoktur.
Dinimiz, ibadetlerde zorluk çektirmeme ilkesi üzerinden ibadet emretmektedir. Ortaya zorluk çıktığında ibadette bir ruhsat devreye girer. O ruhsat sürecinde de doktor raporu gerekir. Zira hastalık ibadetlerde en önemli ruhsat sebeplerinden biridir. Gusül veya abdestten teyemmüme geçişte, Namazı ayakta kılma yerine oturarak veya yatarak kılma sürecinde, Oruç erteleme veya hiç tutmama ruhsatı gerektiğinde, Hamile kadının orucu ertelemesinde, Hac ibadetini kaldırıp kaldıramayacağında, Hacta bazı vazifeleri yapıp yapamayacağında doktorun raporu gerekli olur. Bu durumda doktor olarak adı geçende belli şartların bulunması gerekir. Bu şartları şu şekilde derlememiz mümkündür: Doktor eskilerin ifadesi ile hazık bir doktor olmalıdır. Bugünkü ifadesi ile ruhsata konu alanda uzmanlık belgesi bulunan bir doktor olmalıdır. İbadet konusunda ruhsat verecek doktorun Müslüman olması ulemanın çoğunluğuna göre şarttır. Kendisi inanmadığı bir ibadeti başkası için ne kadar ciddiye alabilir endişesi bu şartı ortaya koymaya sevk etmiştir. Esasen Müslüman olmayan bir doktora gidilebilir mi şeklinde de sorulmuştur bu. Bazı âlimler ise o alanda yaşanılan şehirde Müslüman uzman doktor bulunmuyorsa alanının uzmanı Müslüman olmayan bir doktora da gidilebilir demişlerdir. Bu bir ara izin gibidir. Zor durumda kalan mü'min bu izni kullanabilir. Ruhsat verecek doktorun “iyi bir mü'min” olması ise şart değildir. Doktorluğunda iyi olması, genel durumunu incelememizi gereksiz yapar. Yeter ki aleni bir fasıklığı ile meşhur olmuş olmasın. Söz konusu raporun heyet raporu ya da birden çok doktora danışılarak alınan bir rapor olması şart değildir. Alanında uzman bir tek doktorun raporu yeterlidir. O doktor, ikinci bir doktorla da istişare edilmesini tavsiye ediyorsa ikinci bir doktorun raporu da istenir.