Fetva Meclisi
Soru
Hocalarımız oruçla alakalı olarak fetva verecekleri zaman DOKTORA SORULMASI diye bir not düşüyorlar. Bu doktorun bir özelliği var mıdır? Hangi doktordur ibadetlerimize vereceği kararın etki edeceği doktor?
Cevap
Benzer fetvalar
Cevap dini bir konuda da olsa hayatın içinden insanla alakalı bir konuyu işlemektedir. Bu da doktorun uzmanlık alanına giren bir konu ise muhakkak ona danışılması, görüş alınmasını gerektirir. Fıkıhla meşgul birisinin hayatın her ayrıntısını bilmesi mümkün değildir. Herkese uzmanlık alanından sorulur. Abdest yerine teyemmüme geçilebilmesi için suyun hastaya zarar verip vermeyeceği doktora sorulmalıdır. Namazı ayakta, oturarak veya yaslanarak kılmak açısından hastanın neyi kaldırıp kaldıramayacağı doktora sorulmalıdır. Ramazan orucunu tutma konusunda kimin özürlü sayılacağına doktor karar vermelidir. Hamile veya emziren kadının oruç tutup tutamayacağına da doktor karar verir. Temiz/helal olmadığı hâlde bir ilacın kullanılabilirliğini de doktor belirleyebilir. Kişinin akli melekesinin ne durumda olduğunu dolayısıyla sorumluluk oranını doktor belirler. Bunlar ve benzeri konularda UZMAN DOKTORUN RAPORU fetva vereni de bağlar nitelikte güçlüdür.
Allah Teâlâ babanıza afiyet, size de sabır ihsan etsin. Âmin. Ana hatları ile bunayan bir kişi için bilinmesi gereken fıkıh kurallarını şöyle özetleyebiliriz: Babanızın bunamış olduğunu muhakkak doktora tespit ettirin. Tıp deyimiyle DEMANS denen hastalık neticede doktorun ilgi alanına girmektedir. Ne derece demans (bunama) içinde olduğunu doktor kararlaştırmalıdır. Siz çocukları olarak bu kararı vermeyin. Bunama (demans) birden çok evreden oluşuyor. Hafif, orta ve ileri evrelerine göre hüküm de değişecektir. Doktor size bu evrelerden hangisinde olduğunu söylesin. Eğer babanızın bunama durumu hafif bunama ise onun ibadetleri açısından bir farklılık olmayacaktır. Unuttuğu veya yanlış yaptığı olursa onu düzelteceği kabul edilerek ibadet hayatına devam eder. Orta evrede ise bunaması bu durumda bazen iyi bazen da kendini kaybetmiş bir durumda demektir. Bu durumdaki biri için iyi olduğu zamanlarda ibadetlerini yapsın şeklinde bir özetleme yapabiliriz. Eğer bunama son evrede ise ibadet yükümlülüğü de kalkmış demektir. Bu durumdaki bir Müslüman için namaz gibi bedeni ibadetler, hac, kurban ve zekât gibi mali ibadetlerin hükmü Hanefi mezhebi ölçülerinde aynıdır. Böyle birinin ekonomik uygulamaları, hibe yapması gibi mali işlemleri ise özellikle ikinci ve üçüncü evredeki bunamışlar için ancak vasi yani onun adına işlerini gören biri yoluyla olmalıdır. Bu da ya mahkeme kararı ile ya da aile meclisinin onayı ile yapılabilir. Birinci evredekiler için ise büyük harcamalar, zarar oluşturacak nitelikteki işler olarak ayrım yaparız. Evlilik ve boşama gibi işleri ise kesinlikle tek başına bırakılmamalıdır. Özellikle ikinci ve üçüncü evredekiler için tek başına karar veremez olduğu bilinmelidir.
Önceliğimizin tedavimizi Müslüman bir uzmana yaptırmamız olacağı bellidir. Müslüman uzman bulunmadığında veya uzmanlık açısından Müslüman olmayan daha ehil ve etkili olduğunda MÜSLÜMAN OLMAYAN UZMANA da gidebiliriz ve onun raporuna göre de abdest, namaz, oruç gibi ibadetlerde ruhsatla amel edebiliriz. Genel olarak asıl ölçünün UZMANLIK olduğunu söyleyebiliriz.
Allah yardımcınız olsun, güzel bir iş yapıyorsunuz. Size şunları tavsiye ederim: Asıl ilgi alanınız tıp olsun. Dalının en iyisi olmayı kendinize hedef yapın. Yoğunluğunuzu tıp ilmine verin. Din ilminden de elbette uzak kalmayın ama bu daldaki ilim sizin için yoğunluğunuzun az olan tarafını oluştursun. Tıp ilmi kadar tıp kanunlarını ve işletmeciliğini de öğrenin. Dini konularda bilmediğiniz şeyleri bilir gibi konuşmayın, bilmeyenden dinlemeyin. Bir hoca size ders vermek için geldiğinde belli bir konu için gelsin, çalışsın, siz de amfide ders dinler gibi not tutarak dinleyin onu. Böyle gelmeyeni tekrar çağırmayın. Tıp ve dinin kesiştiği noktalar hakkında özel ders almış olun. Bu noktaları şöyle başlıklandırabiliriz: Avret hükümleri; sizin ve hastanın avreti nedir, avret konusunda ne kadar esneme olabilir? Hasta sırlarının mahremiyetinin sınırları ve bağlayıcılığı. Halvet hükümleri yani karşınızdaki hasta veya meslektaş bile olsa onunla kapalı bir ortamda yalnız kalmanın incelikleri, dikkat edilmesi gerekenler. Din emir ve yasaklarda nelere ruhsat veriyor, ruhsatla amel etmenin sınırları ve incelikleri. Temizlik hükümleri. Özellikle hasta açısından temizliğin ayrıntıları. Hastanın namaz, oruç, hac gibi ibadetleri nasıl yapacağına, hangi hastaya nasıl bir esneklik getirildiğine dair bilgiler. Kadınların özel durumlarına ait fıkıh bilgisi; aybaşı, hamilelik, doğum, emzirme ve benzeri konular… Bu başlık özellikle de ilgili branşlarda çalışacak doktorlar için daha da önemlidir. Uyuşturucu ve benzeri ilaçların kullanılmasına dair hükümler. Yoğun bakım ve ölümle ilgili fıkıh bilgileri. Hastane işletmesinde veya tıp yönetiminde görev alınması durumundaki özel konular.
Doktorların vicdani kararları mahkeme hâkimlerinin vicdani kararlarından daha etkili ve yetkilidir. Yasaların esnek tutmadığı bir durumu esnetmeniz asla doğru olmaz. Sizden rapor isteyeni rahatlatırken rapordan ötürü aksayan işte oluşan kul hakkının muhatabı siz olacaksınız. Yasaların doktora verdiği yetkiyi doktorun kullanması bir hak ihlali olmamalıdır.
Bir kere, içeriği helal olduğu sürece Müslüman olmayanlarla hediyeleşmede bir sakınca yoktur. Müslüman olan veya olmayan ayırmadan sosyal ilişkilerimizi sürdürebiliriz/sürdürmeliyiz de. Yeter ki içeriği helal olsun ve bir harama kapı aralamak için verilmiş/alınmış olmasın. Bunu böyle tespit edelim. Doktor, kendisine verilen hediye ile hastaya olan alakasını daha hasta lehine olacak şekilde değiştiriyorsa bu hediye sakıncalıdır. Özellikle de devlet hastanelerindeki doktorların “hediye öncesi ve sonrası” denebilecek muhtemel tavırları, söz konusu hediyenin helal olmayacağını gösterebilir. Bunun için şöyle bir kural oluşturabiliriz: Doktorun hasta üzerindeki işlemi bittikten sonra hastanın vereceği hediye sıradan bir hediye kabul edilebilir. Doktorun bir beklentisi yokken ona verilen hediye, doktorun tavrını da değiştirmiyorsa yani doktor olarak yapması gerekeni zaten yapıyorsa mesela o hastaya haksız olarak öncelik tanımıyorsa böyle bir hediyeyi normal kabul edebiliriz. Özellikle devlet görevlisi doktorların ve benzeri etkin meslek sahiplerinin hediye kabulünü esastan kaldırabilmeleri ise takvaya yakın olan daha güzel bir uygulama olur. Allah yardımcınız olsun.
abdest konusundaki diğer fetvalar
Namazın farz olan şartlarını yerine getirdikten sonra namaz kabul olur biiznillah. Yalnız farzlardan birinde TA’DİL-İ ERKÂN (rükûdan ve secdeden kalktıktan sonra iki üç saniye kadar beklemek) olduğunu unutmamalıyız. Abdest tutamamak gibi bir durum söz konusu olduğunda ve bu sürekli ise yani bir namaz kılamıyorsanız muhakkak abdest bozuluyor ise siz ÖZÜR SAHİBİ olarak namaz kılabilirsiniz. Özür sahibi olan kimse ezan okununca bir abdest alır ve o abdesti özrü dışında başka bir sebeple bozmadıkça abdesti bozulmamış gibi namaz kılar. Bu konuyu bir ilmihalden okuyun öyle yapın. Allah Teâlâ kabul buyursun.
Kardeşiniz için bir kiremit parçası da bulabilirsiniz. Toprak asıllı bir şey olsun. Onu yıkayın evde temiz bir parça gibi dursun. Bulamazsanız bir çiçek saksısını (içindeki toprağa temas ederek) kullanabilirsiniz. Allah Teâlâ yardımcınız olsun.
Temizlikten manevi ve maddi olmak üzere iki boyutlu bir temizlik anladığımız muhakkaktır. Manevi temizlik inşaallah oruç sayesinde kazanılıyordur. Onu özellikle burada izah etmeyelim. Maddi temizlik ve oruca gelince şöyle bir izahat yapabiliriz: Ramazan ayının diğer zamanlara göre maddi temizliğimizi eksik yapmamızı gerektirecek bir ilave getirmemektedir. Bedenlerimizde, evlerimizde ve ibadet mahallerimizde tam anlamı ile bir temizlik görüntüsü olmalıdır. Zira dinimiz temizliği imanın yarısı gibi kabul etmektedir. Temizlik ve imanı aynı terazide tartan dinimizin emirlerinden biri olan oruç hiçbir şekilde bizi temizlik dışında bir zemine itemez. Ramazan ayında namazımız artar. Namaz da temizlik üzerine kurulu bir ibadettir. Ramazan ayında oruçlu olanlar için tuvalet tahareti dikkatli olunması gereken bir konudur. Taharet yapılırken vücuttan içeri rutubet alınmamalıdır. Alındığı takdirde orucun kazası gerekebilir. Oruçlunun gusül yapmasında hiçbir sakınca yoktur. Gusül yaparken gevşek davranıp ağızdan, burundan mideye su alacak bir hata yapmak sakıncalı olur. Gece veya gündüz gusül yapabiliriz. Geceden guslün yapılması ise daha evladır. Aynı şekilde abdest alırken de ağız ve burundan mideye inecek şekilde bir su kaçırma hatası yapılmamasına dikkat edilmelidir. Oruçlu iken ağız temizliği ihmal edilmemelidir. Özellikle insanlarla beraber olmak durumunda olanlar ağız kokusuna karşı tedbirli olmalıdırlar. Bu nedenle ağız temizliği için MİSVAK kullanılmaya devam edilmelidir. Gece yemekten sonra ve gün boyu abdestte misvak kullanılabilir. Misvak bulunduramayanlar, misvak yerine DİŞ FIRÇASI kullanabilirler. Diş fırçası ile dişlerin gün içinde de temizlenmesi mümkündür. Ağız kokusu olanlar bu temizliği yapmalıdırlar. Diş fırçası ile beraber DİŞ MACUNU kullanılmasında ise macunun durumuna göre bir risk olabilir. Sahur yemeğinde rahat kullanılabilir. Gün içinde ya da sahur yemeğinden sonra imsak başlayınca ağız temizliği yapılacaksa mideye tadı inecek kadar ağır macunlar kullanılmamalıdır. Ya da tadı içeri gitmeyecek kadar çok az kullanılmalıdır ama evla olan gündüz macun kullanmamaktır. 6. Kulak temizliğinin oruca zararı yoktur.
Bundan sonrasına dikkat et. Tevbeni koru. Allah’a emanet ol.
Genel su ile temizlik yapılacağı konusunda hiçbir tartışma yoktur, temizlik denince akla su gelir. Pislik/necaset karışmış sıvı ile temizlik yapılamayacağında da ihtilaf yoktur. Bunun haricindeki herhangi bir sıvı ile temizlik yapılabilir. Sadece abdest gibi manevi temizlik boyutu olan temizlikler mutlak su ile yapılabilir. Bunun haricinde yerine göre; Kimyasal dönüşüm, Sürtme/ovma, Kuruyup kaybolma, Ateşte yakma, Tabaklama gibi yöntemler de temizlik olarak gerçekleşebilir.