İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam aile içinde gençleri veya aile bireylerini namaza kaldırma konusunda görev ve sorumluluk alanı nedir? Uyuyanı namaza kaldırmak herkese farz mıdır?

Cevap

Uyuyanı namaza kaldırma konusunda uyanık olanların sorumluluğunu şu şekilde özetleyebiliriz: Uyuyan kimse cemaate gitmesi şart olmayanlardan biri ise mesela hasta veya kadın ise onun namaz kılınma vakti daralmaya başladığında yani uyanmazsa namazı kaçıracağı vakit girdiğinde uyandırılması farzdır. Bu uyandırmayı da onu gören kimse o yapmalıdır, onun üzerine farzdır. Cemaate gitmesi gerekenlerden biri uyuyorsa onun cemaate yetişecek şekilde uyandırılması Hanefi mezhebine göre yaşayanlar için müekked sünnettir. Namaz vakti çıktığı halde uyumaya devam eden biri yani o vakit üzerine kaza kalmış durumda olan birinin de uyandırılması gerekir. Çünkü namazın kazası da vakit geçirilmeden yapılmalıdır. Kendisine namaz farz olmayan küçüklerin uyandırılması ise müstehaptır. O anki duruma göre uyandırılır veya uyumasına devam etmesi sağlanır. Nafile namazı kaçırmasın diye uyuyanın uyandırılması farz değildir. Ağır uyku bozukluğu sorunu yaşayan ve uyandığında tekrar uyuması zor olan birisinin uyandırılması durumunda bu sorun yaşanacaksa uyandırılması gerekmez. O ağır hasta durumunda kabul edilir. Psikiyatrı türünden ağır hastaların durumu uyandırılmasında sakınca görüldüğünde uyandırılmayabilirler. Uyandırmakla ilgili sorumluluk, mükellef olan herkestedir. Baba ve anne öncelikli olabilir. O konumda büyük ve sorumlu kabul edilen kimse önce o sorumludur. Sonra da diğerleri.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kesinlikle bu durumun farz namazlarla bir alakası yoktur. Bu, gece teheccüd namazına kalkanlarla alakalıdır.

Hocam bir hadiste "Sizden biri, namazda uyuklamaya başlayınca uykusu gidinceye k
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İmam, kılınan namazın türü itibarıyla, kendisine uyan kişiden aşağı durumda olmamalıdır. Ancak cemaat imamdan daha aşağı durumda olabilir. Buna göre; nâfile namaz kılan kimse farz namaz kılana imam olamaz; fakat farz namaz kılan ise nâfile namaz kılana imam olabilir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/58-59; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 1/371; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/590; Desûkî, Hâşiye, 1/339; Buhûtî, er-Ravd, 134) Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: ‘‘Farz namaz, bir günde iki kere kılınamaz.” (Dârekutnî, es-Sünen, 2/285 [1544]; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, 2/78 [6675]) Bir vaktin namazı iki kere kılınamayacağına göre, ikinci kere kılınan namaz nâfile olacaktır. Bu durumda imam cemaatten daha alt konumda olacağından o kişinin imamlığı geçerli olmaz. Şâfiî ve Hanbelîlerde tercih edilen görüşe göre farz namaz kılacak olan kişi, nâfile namaz kılana uyabilir. Bu içtihatlara göre bir vaktin farz namazını kılmış olan kimse aynı vakit için başkalarına imam olabilir. Kendi kıldığı nâfile, cemaatin namazı da farz olarak geçerli olur. (Mâverdî, el-Hâvî, 2/316; İbn Kudâme, el-Muğnî, 2/166)

Bir farz namazı kılmış veya kıldırmış olan kimse aynı namaz için başka bir cemaa
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. İmamın niyeti ile ona uyanın niyeti arasındaki fark konusunda Hanefi mezhebi uleması ile Şafii ulemasının başını çektiği diğer ulema arasında fark vardır. Şafii ulemasının görüşüne göre niyet farkı imamla ona uyan arasında sorun değildir. Namaz, imama uyuldukça niyetler ne kadar farklı olursa olsun caizdir. Hanefi ulemasının görüşüne göre ise mesele şöyledir: a- Nafile kılan biri farz kılan bir imama uyarın ve kıldığı nafile sahihtir. b- Farz namaz kılan biri, nafile kılan birine uyamaz. c- Farz kılan bir imama, başka bir farza niyet edecek biri uyamaz. Farzlarda aynı namaza niyet etmek gerekir. Mesela akşamı kılmayan biri, yatsıyı kılan birine uyamaz. Sizin durumunuza gelince, sizin peşinizdekiler Şafii mezhebinde iseler, onlar açısından bir sakınca olmayacağı için siz imamlığınıza devam edin. Allah yardımcınız olsun.

Selamünaleyküm hocam. Ben Hanefi mezhebini uygulayan bir kimseyim ayrıca şafii m
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir işte çalışan mü'min, iş yerinde namazları kılacaktır. Mü'min çalıştıran işveren, onun namaz kılacağını bilerek işe almıştır onu. Bu sebeple iş yerinin namaz kılmaya mani olmasını kabul etmeyiz. Yalnız işçinin de mesai anında iken namaz kılmak için camiye dışarı çıkması ve vakti uzatacak şekilde kılması da doğru olmaz. Abdestini önceden alarak ve sadece farzları kılarak kısa bir zamanda işine de zarar vermeden namaz vazifesini bitirebilir. Bu nedenle kritik işlerdeki mü'minlerin sadece farzları kılması yönünde bir tavsiyede bulunulabilir. Eğer iş ortamı açısından bir sıkıntı oluşmuyorsa elbette sünnetler de eda edilmelidir. Allah yardımcımız olsun.

Hocam mesaideyken namazların sadece farzlarını kılın sünneti kılmayın diyen hoca
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Uyku, Allah’ın nimetlerinden büyük bir nimettir. Bütün nimetler gibi onun da en güzel şekilde değerlendirilmesi gerekir. Uykunun zamanı gecedir. Geceyi Allah Teâlâ uyumak için yaratmıştır. Tabii olan insanın gece uyumasıdır. Geceyi bu maksat dışında kullanmak için olağan dışı sebepler olmalıdır. Bu durumda eşinizin doktora görünmesi faydalı olur zannederiz. İnsanın bedenini ayakta tutacak ve ibadetlerini yapabilecek kadar uyuması farzdır. Bu da büyük oranda gece gerçekleşir. Diğer zamanlarda istirahat için bir miktar uyumak ise mübahtır. Uyku kesinlikle “derin” denecek düzeye gelecek şekilde ayarlanmalıdır. Ağaç üstünde karganın uyuduğu gibi uyumak insan için yeterli olmaz. Bu nedenle âlimlerimiz uyku için bir edep çizgisi belirlemişlerdir: Yatsı namazından hemen sonra erkence yatıp sabah namazına erkence kalkmak, Abdest alıp uyumak, Yüzüstü yatıp uyumamak, Belli zikirleri ve okumaları yapıp uyumak gibi edeplere dikkat edilmelidir. Uyku hemen hemen hayatımızın üçte birini işgal etmektedir. Uykuyu basite alamayız. Uyku fıtratımızda vardır. Akli melekemizin gelişmesi, bedenimizin sağlıklı olması gibi ince ayarlarımızla uykunun ciddi bağlantısı vardır. Uykudaki sarsıntının ilk etkileyeceği noktalardan biri namaz noktasıdır. Buna dikkat edilmelidir.

Hocam, eşimle şöyle bir sorun yaşıyoruz: Gece olunca yatmak istemiyor, gece veya
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Sizin namazı cemaatle kılmanız gerekmez. İkindi namazı vaktine mesela yirmi dakika kalana kadar kılsanız öğleyi kılmış olursunuz. Buna göre bir ayarlama muhakkak yapın ama namazı asla yok saymayın. Böyle bir durumda da, sadece farzları kılsanız yeterli olur. Allah sizi muvaffak kılsın. Ümmetimizin geleceği sizsiniz. Kendinizi koruyun kollayın. İyi değil en iyi siz olun. Sizi biz bekliyoruz, insanlık bekliyor ve melekler bekliyor. Allah'a emanet olun.

Selamünaleyküm. hocam. Üniversitede namaz vakitlerinde ders oluyor, genelde öğle

aile konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kadının diz kapağı ile göbek deliği arasını (ağır avreti) nikâhlı eşi ve tıbbi bir vakada doktorun/ebenin dışındakilere göstermesi haramdır. Bunun erkek veya kadın, mahremi veya yabancısı gibi bir ayrımı yoktur. Başı, kolları, bacakları gibi organları kadınlar arasında örtülmesi şart olan yerler değildir. Babası, kardeşi, amcası gibi mahremlerinin yanında da bu bölgelerini örtmesi şart değildir. Göbekle göğüs arasındaki bölge de kadınlar arasında zorunlu örtülmesi gereken bölge olmayabilir ama dikkatli olunması gerekir. Kadın mahremlerine ve diğer kadınlara karşı “örtmeyebilir” denen bölgeleri normal durumlar içindir. Özellikle bir sakınca hissedildiğinde mesela genç ve dini hassasiyetleri zayıf bir yeğenin yanında (yeğen mahremi olduğu halde) tesettür gerekir. Fotoğraf/film çekmeye karşı dikkatsiz olan kadınların yanında da durum böyledir. Kadının, kadının yanındaki tesettürü konusunda ikinci kadının Müslüman olmaması veya olması arasında fark yoktur. Eğer ikinci kadın sapık akımlardan birine meyilli veya gördüklerini başkalarına aktarabilecek karakter zafiyeti olan birisi ise bu takdirde onu yabancı erkek gibi kabul ederiz. Normalde ise kadın, yanında baş, kollar ve bacakların örtülmesi gereken kişi değildir. Nûr suresinin otuz birinci ayetinde Allah Teâlâ yanlarında tesettür şart değildir dediklerini sayarken “kadınlar” ifadesini kullanmaktadır. Âlimler kadın deyiminin Müslüman olan veya olmayanı ifade ettiğini anlamışlardır. Bazı âlimler ise ayetteki bu ifadeden Müslüman olmayan kadınları çıkarmışlardır. Onlara göre ise Müslüman olmayan kadın yabancı erkek gibidir. Başka bir delil de Yahudi bir kadının Aişe radıyallahu anhanın yanına girmesidir. Aişe annemiz o kadına erkek muamelesi yapmamıştır. Zamanımızda fitnenin ve dini hassasiyet zafiyetinin yaygınlaştığını, çıplaklığın kanıksandığını dikkate aldığımızda ise Müslüman kadınların kendi yakınlarına karşı bile dikkatli olmalarının takva açısından daha doğru olacağı unutulmamalıdır.

Hocam Müslüman bir kadın, Müslüman olmayan kâfir kadının önünde yabancı erkekler
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Değerli kardeşim, sakın ahirete ait bilgileri bu dünya bilgileri ile değerlendirmeye kalkmayınız. Orası cennet, burası dünyadır. İsimlerin benziyor olması pratiğin de benziyor olacağını göstermez. Biz burada “üzüm” diyoruz ama cennetteki üzümün sadece adı dünyadakine benzer. Ahirete ait ne biliyorsanız bu kural dâhilinde bilin onu. Orada zulüm ve haksızlık yoktur. Ne varsa o mahza adalettir, rahmettir. Cennete girmek için mü'min olarak ölmek şarttır. Ancak mü'min olarak ölebilenler cennete girecek ve orada buluşacaklar. Buna eşler de dâhildir. Eşlerden birinin mü'min olarak ölmemesi durumunda eşi cennette olduğu için onun da cennete girmesi mümkün değildir. Cennet varlık olarak bir tanedir ama kendi içinde mü'minlerin birikimlerine göre farklı cennetler olacaktır. En yükseği FİRDEVS cenneti olan pek çok cennet vardır. Mü'minlerin dünyadaki birikimleri orada bir kere SÜBHANELLAH demeyi fazla yapan biri için bile olsa karşılığını bulacaktır. Bunun için de aynı cennetin içinde olsalar bile bu üstünlük farkı yaşanacaktır. Eşler için de geçerli bir kuraldır bu. İkisi de mü'min olarak ölse bile birinin sevap fazlası daha çok ise onun karşılığını derece olarak orada görecektir. Cennetteki dereceleri farklı olsa bile Allah Teâlâ eşleri ve çocuklarını cennetlerden birinde bir araya getirebilir. Bu onun kullarına lütfu olur. Hak ettikleri cennet ve dereceler farklı olur ama bir araya gelebilirler. Böyle bir durum dünya hayatında bile mümkün iken cennette neden olmasın?

Hocam dünyadaki eşlerimizle cennette birleşeceğiz deniyor. Sevapları farklı olan
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kıymetli kardeşim, bu tür insanlar genelde belli bir ismi olan bir hastalığa duçar olmuş insanlar oluyor. Bu insanların en güzel şekilde tedavi olarak hem kendilerini hem de çevrelerindekilerini rahatlatmaları gerekiyor ama bu maalesef çoğu zaman olmuyor. Hal böyle olunca bunlarla muhatap olan kişilerin gördükleri zararı olabildiğince azaltmak adına bazı adımlar atması gerekiyor. Bunlardan birkaçını şöyle zikredelim: Evvela bu kişilere eğer ıslah edici bazı manevi dokunuşlar, yönlendirmeler yapabileceksek yapmalıyız. Fakat bu mümkün olmuyorsa eğer, onunla olan ilişkilerimize ve bu ilişkinin sıklığına bazı müdahalelerde bulunmamız iyi olur. Mesela onun zarar verici çıkışlarına güzel ve yerinde bir açıklama ile engel olabiliyorsak engel olmalıyız. Bu olmuyorsa eğer onunla ilişkimizi önce daraltmaya gideriz. Yani büyük bir samimiyet ve yakınlıkla değil de daha mesafeli bir ilişki kurabiliriz. Bu da olmazsa, onunla görüşme sıklığımızı azaltabiliriz. Hiçbiri işi yaramıyorsa da -eğer bu kişi mecbur görmemiz gereken veya görmemiz sorumluluğumuzda olan biri değilse- ilişkimizi selamdan selama olmak üzere bitirebiliriz. Aksi takdirde biz zarar göreceğiz. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.

Hocam yaşım ilerledikçe manipülatif insanların toplumumuzda ve çevremde de çok o
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ağır bir hizmet, acil bir durum söz konusu olduğunda gitmen zorunlu olur. Normal durumlarda gitmeyebilirsin.

Hocam ben çok müşkül durumdayım. Evliyim ve yaklaşık üç yaşında, Âsiye adında bi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah yardımcınız olsun. Evde bakılamaz duruma gelen bir hasta için huzurevine bırakıldığında daha iyi bakılacaksa yatırılabilir. Aile hekiminizle de konuşun, tavsiyesine göre hareket edin.

Hocam yıllar önce başım sıkışmış size mail atmıştım ve bana yardımcı olmuştunuz
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Rabbim rızası doğrultusunda işler yapabilmemizi nasip eylesin. Elhamdülillah güzel bir hassasiyetiniz var yapmak istediğiniz şey dedikoduya bulaşmayan bir dilin, dedikoduyu duymak istemeyen bir kulağın sahibi olmaktır. Hedefiniz bu olduktan sonra duanız da buna göre şekillenirse Rabbim size yapmak istediğinizi kolaylaştıracaktır. Kendi hedefinizi çevrenizdekilere anlatma derdiniz de makul ancak çevrenizden aynı dönüşü beklemeniz haksızlık olacaktır. Elinizden geldiği kadar en tatlı dille yanlışın yanlış olduğunu anlatmalı ama gerisine karışmamalısınız. Onlar için dua edebilirsiniz. - Siz, hedefinizi netleştirin - Bu hedefe ulaşmak için dua edin - Çevrenizdekilere doğruyu anlatın - Anlatırken üslubunuza dikkat edin - Ama değişmelerini beklemeyin Allah'a emanet olun.

Hocam gün içerisinde çok sık işlediğim bir günahtan bahsetmek istiyorum, dedikod

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.