Fetva Meclisi
Soru
Bir şahsın parası yoktur. Ama alış veriş yapmak zorundadır. İş yerine gider. Ve der ki "Benim şu an cebimde nakit param yok. Ben ancak bir ay sonra ödeyebilirim. Ayrıca ödeyeceğim de garantidir. Ödememe gibi bir durumum asla yoktur. Kabul ediyor musun?" İş yeri kabul eder ve bir aylık vade ile o malı 100 YTL ye satar. Ertesi gün banka devreye girer ve der ki: "Dün 1 ay vadeli sattığın malın parasını ben sana hemen ödeyeyim. Yani 1 ay sonra alacağın paranı hemen bugün al ancak sana 97 YTL öderim der ve iş yeri bu şartı kabul eder, parasını alır." Caiz mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. İşçi olarak sizin orada çalışmanız bankada çalışmanız gibi sayılmaz.
Arkadaşınız, sizden borç aldığı paranın karşılığı olarak size bin lira faiz vermektedir. Bankalar da bu şekilde para veriyorlar. Bunun helal olması için yapılacak olan şudur: O deriyi siz bir esnaf gibi satın alın ve arkadaşınıza satın. Ancak bu şekilde pürüzsüz bir iş yapmış olursunuz. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. Vade farkı, faizin kendisidir. Borcun üzerinden vade farkı almak caiz değildir. Alacağınızı vaktinde tahsil etmenin yollarını bulacaksınız ama vade farkı almayacaksınız.
Selamünaleyküm. Bu tip uygulamalar hakkında kalben rahat olmadığımız için uygunluğunu söyleyemiyoruz ama o paralara zekât gerekmeyeceğini söyleyebiliriz. Çünkü para bir ev taksidi gibi yatırılmış görülmektedir.
Selamünaleyküm. Alışverişinizin fıkıh açısından bir sakıncası yoktur. Ortada devletin yasalarına bağlı kalma veya kalmama durumu vardır. Bu da dinle değil vatandaşlıkla alakalı bir durumdur.
Aleykümselâm. İşini yaptığınız kişiye şu şekilde bir fiyat verin: 'İşçilik ve parça maliyeti şu kadardır.' Bu size helal olur. Beş aldığınızı altı gösterirseniz yalanla kazanmış olursunuz helal olmaz. İş elbisenizle kıldığınız namaz da kabul bir namazdır. Bunu dert etmeyin.
alacak konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Zekât için şu ölçülere dikkat edebilirsiniz: - Kendinize bir zekât günü belirleyin. Mesela bu gün, on Ramazan olabilir. Her sene o günü zekât için aşağıdaki hesabı yapma günü olarak belirleyin. - O hesap gününüzde elinizde seksen bir gram altın veya onun değerinde bir mal varsa siz zekât mükellefisiniz. Daha az ise o sene mükellef değilsiniz. - Elinizde nakit, çek-senet, alacaklar, satılık mal (maliyetleri üzerinden hesaplanacak) ne kadarsa onları toplayın. Bu toplam sizin sermayeniz olacak. - Alacaklardan geri dönmesi zayıf alacakları erteleyebilirsiniz. (Onların payını geri döndüklerinde yaparsınız.) - Varsa borçlarınızı, tahakkuk etmiş faturalarınızı toplayın; elinizdekilerin toplamından düşün. - Geriye kalan mal sizin zikat için muhatap olduğunuz maldır. Onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak verirsiniz. - Zekât verirken kişiye veriyorsanız zekât açıklaması yapmanız gerekmez. Kuruma veriyorsanız, zekât açıklaması yapıp onları vebalden kurtarmanız gerekir. - Somali veya bir benzeri yere sizin zekâtınızı götürecek kurumun fıkhî hassasiyeti varsa rahatlıkla gönderebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Alacağınız para borç olarak alınacaksa ve siz fark ödemeyecekseniz alışverişiniz caiz olur.
Selamünaleyküm. Bu pozisyonda Murat vekil durumundadır. Vekil ücret alabilir. Bu ücreti diğerleri ile olan muhabbetini kullanarak hak etmiş olmasının sakıncası yoktur. Bir aldatma da söz konusu değildir.
Selamünaleyküm. Yüzde elli ortak olan, yüzde elliye varana kadar olan açığını ortağına borçlanmış demektir. Sonraki gelen borcun da yarısı onundur. Şirket elden çıktığında da hâlâ bekleyen borç düştükten sonra kalan kısım olursa hisse alabilir.
Bu bir alacak demektir. Alacağınızın gelmesinde tereddüdünüz varsa, tahsil ettiğiniz güne kadar erteleyebilirsiniz. Mesela bir Euro aldığınızda onun birikmiş zekatını verebilirsiniz.
Sizin bu meseleniz eski fıkıh kitaplarında örnekleri ile bulunmaktadır. Fukaha, hakkını alamayan kişinin, fırsatını bulduğunda hakkını almasının caiz olduğunu ama bunun şartlarına dikkat etmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Söz konusu şartlar şunlardır: a. Tam hakkı kadarını alacak, fazla almayacak. b. Hırsızlık gibi bir şeyle itham edileceği ortam ise o fırsat ona yanaşmayacak. Müslüman’ın onurunu kaybedeceği şeyi bilerek yapması caiz olmaz. c. Emniyet ve yargı yollarını tüketmiş olacak yani kanuni yollarla alma imkânı olmayacak. Yine de biz size yasal olmayan çarelerin sonunda başka sorunlar olarak size dönebileceğini unutmamanızı tavsiye ederiz.